Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
754
 

Demokrasi düdüğü 2011

Demokrasi düdüğü 2011
 

benden


Birkaç ay sonra genel seçimler yapılacak ve yeni dönem hükümeti seçmenin sandıkta toplanan demokrasi düdükleriyle belirlenecek. Kimin düdüğü en gür ve en keyifli bir toplumsal ahenkle öterse onun siyasî gücü toplumsal fayda sağlama aracı olarak devlet erkini kullanma hakkını elde edecektir. Aşağıda sıralı öneriler seçilmeyi uman ve seçilecek olan partiye demokrasi düdüğünün dilekçesidir. 

Her şeyin yeniden ve yalnız insanın gelişimini esas alarak düşünülmesini istiyorum. Bir de “Bilimsel Yaşam Partisi” kurulmalı. Neden olmasın? Nesi eksik olur ki? Tüm üretimimiz ve konforumuz bilime dayalı değil mi? Tabi ki bu sadece bilim “adamlarına” hükümet ettirmek anlamına gelmez. Çünkü devlet mührünü omuzlayan hükümet sorumluluğu sadece bilimsellikle yetinemez. İşin duygusal ve bilim dışı kalan ve kalması gereken yanları da vardır. Dış ilişkiler genelde bilimselliği pek takmaz. Ayrıca birçok toplumsal yaşam kültürü de bilimselliği takmadığı hâlde hükümetlerin kollaması gereken gerçekliktendir. Doğal yıkımlar sonunda hükümetten beklenen insanî merhamet de bilimsel ölçülere vurulabilecek bir durum değildir. Aynı biçimde vatan savunmasında her ne kadar bilimsel araç gereçleri kullansak da savunmayı zafere taşıyan asıl unsur insanı kendine feda ettirebilecek yoğunluktaki vatan sevgisidir. Siyasetteki bilimsellikten kastım ortada bir sorun varsa onun çözümünü konuyla ilgili toplum temsilcileri ve akademisyen bilirkişilere tasarlatmaktır. Çünkü devleti topluma hizmet ettirmek üzere seçilmiş olan milletvekillerinin her konuda uzman bilenlerden olması beklenemez. Milletvekillerinden her zaman beklenecek olan tek şey çözülmesi ya da iyileştirerek ilerletilmesi gereken konuları önhükümsüz takıntısız bir bilinç kavramasıyla her yönlü bilgilenmeye ve düşünceye açık tutmasıdır. Bilimsel kurullar bir işin en doğru sayılan bilgisini ve uygulama yöntemini belirler; hükümet eden siyasetçiler bilimsel bilgilenmeyle birlikte bilimsel sayılmayan toplum örgütlerinin ve hatta bireylerin bile konu üzerindeki öznel duyarlıklarını hesaba katarak en çok toplumsal fayda sağlama amacıyla uygulama ve uygulatmaktan sorumlu olmalılar. Siyaset bilime danışıyorsa bilimseldir. Siyaset bilimi kendine baş danışman yapmalıdır. 

Tekelleşmeyi ve tüketicinin aldatılmasını önleyen tedbir ve teşvikler dışında sermaye emek ve mal değişimi ilişkisi serbest fakat belgeli piyasa koşullarına göre oluşturulmalıdır. 

Birey her türlü kayıt ve ekonomik eylemini kimlik numarasıyla yapmalıdır. 

TC kimlik kartları tıpkı kredi kartları gibi şifreli kullanılabilmelidir. TC kimlik numarası aynı zamanda zorunlu bir E-Posta adresi olmalıdır. 10000000002@edevlet.gov.tr gibi. Bu E-Posta adresi her türlü resmi tebligat için kullanılabilmelidir. Cep telefonu kullanan herkesin telefon numarası da zorunlu olarak bu E-Posta adresine kayıtlı olmalıdır. Bunun sahte kimlikle iş çevirmeyi önleyici çok önemli bir faydası olacaktır. 

Üretilen mallara sıralı seri numarası verilmeli ve faturaya işlenmeli. Örneğin bir koli konserve “24 adet; 100001-1000024” bilgisiyle faturalanarak parça satım pazarına sunulmalıdır. Bu sistem bakkalın, marketin veya konserveyi ticari maksatla kullanan herhangi bir işyerinin bir kısım konserveyi faturalı giriş yaparak belgesiz satın alınan konserveyi de bu faturaya bağlı gibi göstermesini engeller. 

Türkiye’de serbest meslek vergi gelirleri içinde en büyük payın noter ve eczacılardan gelmesinin çok açık olan anlamı diğer serbest meslek gelirlerinin vergi kaçırdığıdır. 

Alışverişlerin kaydını takip edebilmenin en kolay yolu kredi kartıyla alışveriş yapmayı özendirmektir. Bunun için kredi kartı aidatı kaldırılmalıdır. Kredi kartı borçlanma limiti kişinin yıllık gelir bildiriminin aylık tutarıyla sınırlanmalıdır. Çünkü kredi kartı bir kredi kullanım aracı değil, bir ödeme aracıdır. Bu bağlamda kredi kartıyla satın alınan malın ana ederi değil de ilgili ay içinde ödenmesi gereken taksit tutarı aylık limiti aşamaz olmalıdır. 

Belgeli alışverişi özendirmek için günlük temel ihtiyaç tüketimleri için yapılan her on liralık harcamaya bir KDV Piyango çekiliş numarası verilebilmeli. Bunun için tıpkı banka kredi kartını okuyan post cihazları gibi yazar kasalar da merkezi bir sisteme bağlanabilir. 

20 liradan büyük banknot para basımı yapılmamalı. Taşıma ve saklama zorluğu büyük ödemelerin bankacılık sistemiyle yapılmasını ve alışverişlerde kredi kartı kullanımını teşvik eder. 

Kaçak ekonomiyi vergi içine almanın tek yolu denetlenebilir ve görülebilir bir takip sistemi oluşturmaktır. Yıllardır yeri geldiğinde söylerim; bunun için her 18 yaşını dolduran vatandaşın TC kimlik numarasıyla vergi dairesine yılsonunda bir geçim bildirimi sunması gerekir. 

SGK primleri ile vergi kesintilerini ödeme sorumluluğu işverenden alınıp ücretliye yüklenmelidir. 

Verginin aynı kaynağa tek ölçekli uygulanması ekonomik adalet açısından doğru bir yaklaşım olacaktır. 

İşveren her ne kadar vergi dairesine ve sigorta kurumuna beyanda bulunsa da prim ve vergileri peşin olarak yatırmayabiliyor. İşçi emekli olduğunda kurumun işverenden o işçi adına hâlâ daha prim alacağı görünüyor. Maaşı ve sağlık hizmetini alacak olan işçi ise primleri ödeme yükümlüsü de işçi olmalıdır. Böylece primini ödemeyen işçiye sağlık hizmeti kesilebilir ve emekli edilse bile ödemediği primler cezalı olarak istenebilir. Daha adil ve takip edilebilir olacağını düşünüyorum. 

18 yaşını dolduran herkesin vergi mükellefi olması ve yılda bir nasıl geçindiğini açıklayıcı beyanda bulunması gerekir. Sadece karı koca olanlar ortak beyanda bulunabilirler. Bu düzenleme vergi kaçağını çok büyük ölçüde yakalatacağı için kaçak ekonomiye ağır darbe vuracaktır. Çünkü herkes geçimini belgelemek zorunda kalacaktır. Bunun en büyük faydası çapraz karşılaştırmayla denetim kolaylığı sağlamasıdır. 

Toplumsal fayda sağlamayan bireysel mal mülk ve finans sektöründe değerlendirilmeyen varlıklar aşamalı olarak yüksek vergiye tutulmalıdır. Örneğin sahip olunan bir evden emlak vergisi alınmazken üçüncü evden başlayarak her fazla ev için emlak vergisini yüz üzerinden 10 puan artırmalı. Sıralama sahiplik tarihine göre yapılabilir. Aynı biçimde özel kara, deniz ve hava araçları, özel kasada, yani finans sektörü dışında tutulan altın ve mücevherat da belli değerler üstünde artımlı vergiye tutulmalıdır. Bu vergilendirme oranı yüzde 90’a kadar çıkabilmeli. Buradaki amaç bireysel zenginliği toplumsal fayda sağlayıcı yatırım hizmetlerinin emrine sunmayı teşviktir. Bu bağlamda bankada, sigortada, şirketler hisse borsasında, yatırım fonlarında, kısaca ekonomik yatırım hizmetine sunulabilen tasarruf olarak tutulan herhangi bir varlık bu özel artımlı vergiye tabi tutulmaz. İşyeri ya da toplumsal fayda etkinliği için kullanılan mülkiyetler de özel artımlı vergiye tutulmaz. Üzerinde tarım yapılan araziler de genişliğine bakılmaksızın özel artımlı vergi dışı tutulur. 

Eğitim-öğretim paralı olmalı. Parası çıkmayana, mezuniyetten sonra uzun vadede geri ödemeli burs verilmeli. Çalışamaz duruma düşenlerin eğitim-öğrenim kredi borcu dondurulabilir ve duruma göre silinebilir de. 

İlköğretim zorunlu olarak 4 yaşında anaokuluyla başlamalı toplam 8 yıl olmalı. Liseler 5 yıllık ve sadece iki ana seçenekli olmalıdır. Ya akademik bilgilendirme esaslı liseler, ya da meslek edindirme esaslı liseler olmalıdır. Meslek liselerinin tümünde akademik bilgilendirme yapan düz lise dersleri aynı ağırlıkta okutulmalıdır. Meslek liseleri tam gün olup mesleki eğitim ve öğretim dersleri düz lise derslerine ek olarak verilmelidir. Liselerde ilk yıl sadece yabancı dil ve Türkçe dersi verilmelidir. Öğretimde dil birliği olmalıdır. Türkçe dışında bir dille doğrudan dil öğretimini amaçlamayan her hangi bir ders yapılmamalı. Yani İngilizce yapılan matematik, fizik veya felsefe gibi dersler öğrencinin sadece İngilizcesini geliştirmek maksadıyla yapılmalı ve bu derslerdeki başarısı da öğrencinin sadece İngilizce hanesinde değerlendirilmelidir. MEB tarafından belirlenmiş olan derslerin dışında ayrıca isteğe bağlı olarak her okulda ek eğitim-öğretim hizmeti sunulabilir; etnik dil, ek yabancı dil, yüzme, müzik, dans ve din eğitim öğretimi gibi… Hatta bu ek dersler özel okullarda zorunlu bile tutulabilir. Ancak öğrencinin bu ekleme derslerden aldığı notlar okul başarı ortalamasına katılmaz. 

MEB’in akademik (düz) lise için belirlediği derslerden öğrencinin okul boyu aldığı ders notlarının ortalaması üniversite giriş sınavında yüzde elli etken olmalıdır. Yani üniversite giriş sınavında örneğin 100 olan tavan puanında en yüksek lise not ortalaması 50 puan sayılırken diğer not ortalamaları buna orantılı olarak 50’nin altında bir değer sayılır. Meslek liselerinden mezun olup da meslekleriyle ilgisiz olan bir fakülteye girmek isteyenlerden ayrıca yüz üzerinden 70 olan bir düz lise ders notları ortalaması istenmelidir. Çünkü bu liselerin amacı emek gücünün ara eleman ihtiyacını karşılamaktır. Amaç dışı hareket edenin ufaktan cezalandırılması adil sayılır. Ancak öğrenci kendi mesleğinde akademik yükselmeyi hedefleyerek mesleğiyle ilgili bir yükseköğrenim seçimi yaparsa diğer düz liselerle eşit koşullarda üniversite sınavına girebilmelidir. 

Fakülteler en az 5 yıllık olmalı ve öğrenci son yılını meslekte kendini geliştirme uygulamalarıyla geçirmeli. Beşinci yılında öğrenciye akademik veya pratik uygulamada zorunlu asistanlık yaptırılmalıdır. 

Sağlığında aksini istemediyse her ölen kişinin organları bir başkasına takılabilmeli. 

Sağlıklı herkesten vergi alır gibi yılda bir kez düzenli kan alınmalı. Kan alımı sağlık merkezlerine davetle yapılmalıdır. Davette kan alımına özür bildirme adresleri ve telefonları olmalıdır. Özür bildirmeden kan vermekten kaçınanlara para cezası kesilmelidir. Buradaki özür bildirimi ve cezası vatandaşın bilincini konuya ilgili tutmak içindir. 

Herkesin sağlık güncesi tutulmalı. Kişinin sağlığıyla ilgili bilgiler kimlik numaralı dosyasında bulunmalı. Sağlık tarihçesini veren bilgilerin saklanmasını arzu etmeyenin bilgileriyse kendi kimliğine bağlı olmadan sadece istatistiksel bilgi olarak tutulmalıdır. 

İçki sunum ruhsatı almış işletmelerdeki kapalı alanda sigara içme yasağını uygulamak işletmenin arzusuna bırakılmalıdır. 

İnsan haklarına ve demokrasiye aykırı yorumlanabilir olsa bile herhangi bir düşüncenin ifade biçimi ve herhangi bir yaşam biçiminin şiddet kullanmayan halleri suç sayılmaz. Ancak toplum içinde çarşaf, peçe ve kar maskesi gibi kimliği kapatan giyim kuşamla dolaşmak şiddet içermese bile yasak edilmeli. Çünkü toplum içine çıkan insanın kim olduğunu saklaması genel güven duygusunu huzursuz eder. 

Uyuşturucu, silah ve insan kaçakçılarının yakalanmasını sağlayanlara esaslı primler verilmeli. 

Vergi kaçağını ortaya çıkarana tahsil edilen kaçak verginin yarısı ödül olarak verilmeli. Kaçağın cezasıyla kalan yarısı yeter devlete. Ayrıca ödül de belgeli bir gelir sayıldığından daha sonra onun da dolaylı ve dolaysız yollardan vergisi devlet kasasına girecektir. 

Rüşvet olayını aydınlatana, rüşvetin belgesini verene maddi ve manevi ödül verilmeli. 

Evinin önünü temiz tutmayana ve çöplerini ayrıştırarak teslim etmeyene uyarı ve ceza vrilmeli. 

Evlenmek isteyen her çifti zorunlu ana babalık kursuna göndermeli. 

Doğan ve ölen herkes için ailesi tarafından on ağaç dikmek veya ilgili kurumlara on ağaçlık bağış yapmak zorunlu olmalı. 

Halka günlük arz edilen ekmeğin dörtte birinin tuzsuz ve tam buğday unundan ya da tam mısır, tam arpa, tam çavdar veya bunların karması undan yapılması zorunlu tutulmalı. Ekmek israfını kurumsal alanlarda önleyici tedbirler alınmalıdır. Hastane, askeriye ve büyük işyerlerine özel olarak dilim ekmek üretimi yapılmalıdır. Ve yemekle birlikte iki dilimden fazla ekmek sunulmamalıdır. Fırıncılar odasının 2010 açıklamasına göre, Türkiye’de çöpe atılan ekmek maliyetiyle yılda 20 tane ilköğretim okulu yapılabilirmiş. 

Okul ve işyerlerinde sağlıklı ve dengeli beslenme ile hareketli yaşam öğretisi verilmelidir. 

Tarımsal ilaçların kullanımı takip altına alınmalıdır. Tarım ilacı için ziraat mühendislerinden reçete alınmalıdır. Tıpkı aile doktoru gibi veteriner ve ziraat mühendislerinden çiftçi ve köylüye tarım danışmanları görevlendirilmelidir. Bunlar çiftçinin ve köylünün tarım ilaçlarını nasıl, nerede ve ne için ne kadar kullandıklarını kayda almaktan ve insan sağlığına aykırı bir durum oluşmasını engelleyecek bilgiyi takip ederek denetleme ve önlem alma yetkisi olan mercilere bildirmekten sorumlu tutulmalıdırlar. 

Tarımsal üretim, tarım toprağının alan ölçüsüne göre değil de, ekilen ve ekilmesi teşvik edilen ürünlerin piyasaya çıkış belgesindeki miktarlarına göre maddi destek almalı. Bu bağlamda en çok ve iyi ürünü elde edebilmek için bölge ve yöreye uygun ekimler daha fazla teşvik almalıdır. Ayrıca ihtiyacı artmış olan ürünler de daha fazla teşvik almalıdır. 

Herkesin parmak izi, kan grubu ve DNA’sı kayıtlı olmalıdır. 

Dokunulmazlık kimseyi adli soruşturmadan uzak tutacak bir hak olmamalı. Dokunulmazlık sadece özel koşulları içinde tutuklanmaya engel oluşturmalıdır. 

Ev sahipleri kiracılarının kimliğini bağlı olduğu muhtara bildirmekten sorumlu tutulmalıdır. Aynı güvenlik mantığıyla konut ve işyeri satın alanın kimliği de mülkün bağlı olduğu muhtarlığa tapu dairesi tarafından kendiliğinden bildirilmelidir. Muhtarlar da kendilerine bildirilen yeni mahalle sakinlerini polis teşkilatına bildirmelidir. 

Hapishaneler birer meslek edinme ve sosyal ıslah merkezi olmalı. Yeniden toplumla barışık yaşayabilmek için bir meslek öğrenerek ıslah olmayı reddeden mahkûmlar vakitli havalandırmalarla tek kişilik hücre odalarında cezalarını çekmeli. 

Devlet tarafından görevlendirilmedikçe vatandaşın ateşli silah ve patlayıcı madde bulundurması yasak olmalı. Bu silahlarla avlanmak da yasaklanmalı. Doğal ortamda insan toplumunu veya başka bir ekolojik yaşamı tehdit edecek kadar çoğalmış olan canlıların avlanması güvenlik güçlerine görev yapılmalı. Bu amaçla avlanan hayvanların deri ve etleri Kızılay aracılığıyla toplumsal dayanışma ve yardımlaşma amacıyla değerlendirilmeli. 

Trafik kazaları büyük çoğunlukla kullanıcı hatasından oluşmaktadır. Bu hatalar yüzünden kazaların ölümlü ve ağır yaralı sonuçlanmasına neden olan da genelde yapılan yüksek hızdır. Trafiğe çıkacak araçlar 70 km üstünde hız yapamayacak biçimde üretilmeli. Acelesi olan hızlı trene ya da uçağa binsin. Sadece devlet görevinde kullanılan araçlar takip ve kovalama üstünlüğü bakımından bu hız sınırı üstüne çıkabilecek biçimde üretilmeli. Araçlara takip uzaklığı denetim sistemi takılmalı. Öndeki aracı hızına uygun uzaklıkta takip etmeyen şoför araç beyni tarafından uyarılmalı. 

Trafikte ehliyetsiz araç kullanan, aşırı hız yaparak, alkol ya da başka bir uyuşturucu, hatta aynı etkiyi yapabilen ilaç alarak kaza yapan veya kazaya neden olan kişi “silahla insan yaralama, öldürme veya yaralanmaya veya ölüme neden olmak” anlayışıyla yargılanmalıdır. Ehliyet sahipleri her dört yılda bir zorunlu ve parasız trafik kursuna alınmalıdır. 

Demokrasinin yerinde halk katılımlı yönetim ilkesine uygun olarak yerel yönetimlerin yetkileri ve yetileri artırılıp güçlendirilmelidir. Belediyeler yasaklayıcı olmayan toplumsal hizmet sunumunda tam özgür bırakılmalıdır. Bütçesi nüfusuna oranlı olarak zayıf kalan belediyeler ve yeni oluşturulan belediyeler devlet kaynağından daha fazla destek almalı. 

Siyasi partiler yasası parti içi demokrasinin uygulanımını talep eder biçimde değiştirilmelidir. Genel seçimler iki aşamalı yapılmalıdır. İlk seçimde milletvekili başına düşen oy sayısı milletin vekili seçilmek için yeterli sayılmalıdır. Oy artıkları oy yüzdesine oranlı olarak paylaşılabilir. Ancak ilk seçim TBMM üyeliğinin sadece yüzde altmışını belirlemeli. Kalan yüzde kırk için ilk seçimde en çok oy almış 3 parti ikinci seçime katılmalı. Dolayısıyla ikinci seçime bağımsız aday katılamayacaktır. Bakanlar şimdi olduğu gibi dışarıdan da seçilebilmeli; bakan seçilen milletvekili TBMM'de oy kullanamaz. Bana göre bu siyasi yapılanma başkanlık sistemini de gereksiz kılmaktadır. Gene de başkanlık sistemi arzulanıyorsa onu en demokratik biçimiyle yapılandırmak gerekir. Başkan halkın seçtiği Cumhurbaşkanı olabilir. Cumhurbaşkanı Bakanlar Kurulu'nu bakan olabilme hukukuna uygun kişilerden oluşturmakta özgürdür. Bu durumda seçimin ikinci ayağı gereksiz görülüp tek aşamalı nispî seçim sistemi uygundur. Milletvekilleri (TBMM) yasaları yapar, kaldırır ve düzenler; Cumhurbaşkanı ve onun seçtiği hükümet üyeleri yargısal denetime açık olarak yasaların gereğini yapar ve gene yasalara uygun olarak topluma hizmet eder. 

Aslında hukuk devleti olma özelliği bana göre bir Anayasa gerekçesini ortadan kaldırır. Gene de bir Anayasa yapılacaksa bu adına uygun biçimde yasaların anası mantığıyla yapılmalıdır. Yani yasaları doğuran ana. Ve tabi ki sağlıklı yasalar doğuran bir Anayasa. Bunun için kendisi bir yasa biçiminde değil de yasaların oluşturulma ve geçerli olma ilkelerini belirleyici bir başvuru bilgisi bütünlüğünde olmalıdır. Yasakları değil de bireysel ve toplumsal özgürlük alanlarını en ileri insan hak ve özgürlüklerine göre belirleyen ilkeler bileşimi olmalıdır. Anayasa yasaların vicdanı gibi olmalıdır. 

Yargı elbette tam bağımsız olamaz. Ancak bu bağımlılık asla bir çıkar bağlantısından oluşamaz; yargı sadece yasalara ve anayasal vicdana bağlıdır. Esas olan yargının tarafsız işlerliğini sağlayabilmektir. Bunun için hakim savcı ve avukatlar mesleki ve idari örgütlenme bakımından ayrık tutulmalıdırlar. Hakimler Yüksek Kurulu, Savcılar Yüksek Kurulu ve Barolar Yüksek Kurulu birbirinden bağımsız örgütlenmelidir. Devlet bu mesleklerin bağımsız işlevselliği için alt yapıyı hazır etmekten sorumludur. Ancak devlet ne savcı ne hakim ne avukat hakkında doğrudan soruşturma ve kovuşturma yürütemez. Devlet ilgili meslek yüksek kurullarından böyle bir soruşturma yapılmasını sadece isteyebilir. Mahkeme salonunda savcı ve avukat denk hukuk güçleri sayılmalıdır. Muhakeme konusu dışına çıkılmadıkça hakim ne savcının ne avukatın sözünü kesmelidir. Ancak araya girip anlamakta kuşkuya düştüğü konuların daha açık bir dille ve hukuka uygun somut delillerle sunulmasını isteyebilir. Hakim muhakemenin sonuç kararını, "TC yasaları gereği sanığın (beraatına veya cezasına) insanlık adına hükmedilmiştir" diyerek ilan etmelidir. 

Çok sert ve keskin bir tonlamayla yazdığımı fark ettim. Bunları okuyup da anlamaya çalışan kişi yazanın hükmü altına girecekmiş gibi itici bir endişeye bile kapılabilir. Biraz emredici havası var anlatım tarzımın. Gene de okuma sıkıntısına katlanabilmiş herkes seçimden önce kendi düdüğünü çalarak istek ve önerilerini sunmalıdır. Tabi ki aynı zamanda sunulmuş istek ve önerilerde görebildiği yanlışları ve tutarsızlıkları da düzeltme amacıyla eleştirmelidir. Yorumlarınızı buna göre yapabilirseniz hep birlikte hem seçmenlik bilincine hem de seçmenin oyunu isteyen siyasi partilerimize olumlu katkı yapmış oluruz. 

Muharrem Soyek 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tüm siyasi partilerden istirhamım lütfen şaibeli ve hukuk sorunu olanları aday göstermeyin egitim şart degil ama bilgi ve donanımlı hoş görülü pozitif kişileri aday gösterin sorunlu meclis istemiyoruz ÖZELLİKLE VE ÖZELLİKLE GEÇEN SEÇİMDE OLDUGUGİBİ CEZA EVİNDE HAKKINDA SORUŞTURMA AÇILMIŞ KAMU GÖREVİ YAPARKEN GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANMIŞ KİŞİLERİ BİZİ TEMSİL ETMELERİNİ HAZMEDEMİYORUZ

HÜSEYIN ATES 
 16.08.2012 1:25
Cevap :
Hüküm giymemiş kişiler her ne kadar suçlu sayılmasalar da, özellikle dokunulmzlık veren milletvekilliğine adaylıkları bence de ahlâki değildir. Aslında bunu yapan siyaset benim "adayım suçsuzdur" imasıyla yargıya baskı yapmış olmaktadır. ağır bir suçtan yargılanan kişinin siyasi ahlâkı rencide etmeden milletvekili adayı gösterilebilmesi için seçilmiş olsa bile bağımsız yargılamanın devamı ve suçlu bulunması hâlinde milletvekilliğinin düşmesi, kendisine ödenmiş olan tüm maddi hakların geri alınabilmesi sağlama alınmış olmalıdır.  21.08.2012 15:31
 

Çok büyük emek sarfederek böyle bir yazıyı meydana getirmişsiniz. Dikkat edin seçimlerde yazınız bazı partilerce parti proğramı hazırlamak için kullanılabilir.Çoğu fikirlerimiz de örtüşüyor.Ayrıldığımız nokta siz herşeyin bugünkü sistem içerisinde bir yapılanmayla düzeltilebileceğini söylüyorsunuz. Devleti yönetmek için ortaya çıkanlar sizin gibi olsalardı belki haklı olabilirdiniz.Ben mevcut sistemde de eksiklik görüyorum.Küçük bir örnek: SGK primleriyle ilgili güzel öneriler yapmışsınız.Primi işçi ödemeli,aynı düşünüyoruz.Siz bu konuda şöyle yapılsın böyle yapılmalı diye birçok önerilerde bulunuyorsunuz.Ben kendi savunduğum düzenin bir parçası olarak örneğin SGK primi konusunda şöyle diyorum: Çalışanın maaşı kaç lira?Diyelim 1000 lira.Primi 100 lira.Çalışanın maaşı otopmatik olarak 900 lira.100 lira pirimi işveren sgk'nın örneğin Z.Bankasındaki hesabına o kişi o işte çalıştığı sürece yatırmakla mükellef.İşçiye hiçbir şey yok.İşçi sigortalılığın bütün haklarından yararlanıyor.Detayıva

Kerim Korkut 
 08.02.2011 15:58
Cevap :
Aman efendim keşke tenezzül edip okusalar da parti programlarına katkımız olsa. Hatta biz bulduk, biz düşündük diye caka satsalar bile ağzımı açarsam namerdim. Bu sıkıcı yazıyı okuyup değerlendirdiğin için teşekkürler. Ancak SGK prim örneğinde bir terslik var. Şimdi primi ödeme sorumlusu zaten işveren. Bence daha iyisi işçinin maaşı banka hesabına yatırıldığında prim ve diğer kamu ödemeleri otomatik olarak kesilsin. Bugün brüt denen maaş işçi ve memurun hesabına net olarak yartırılsın. Halihazırda işçi ücretlerini banka hesabı aracılığıyla ödeme zorunluğu var zaten. Tıpkı otomatik fatura ödemesi gibi SGK primi ve diğer kamu alacakları bankaya yatırılan şimdi brüt denen maaştan kesilebilir. Mevcut sistemin işler yanlarını kullanmak da toplumsal faydacı bir tasarruftur aynı zamanda. İlgine teşekkür ederim. Faydalandım. Gene de yorumundaki öneri sanırım dediğim gibi daha hızlı uygulanabilir ve bireysel beyana dayalı vergi takip sistematiğine daha uygun olacaktır.  08.02.2011 19:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 367
Toplam yorum
: 2809
Toplam mesaj
: 236
Ort. okunma sayısı
: 1667
Kayıt tarihi
: 04.08.08
 
 

Parasız yatılı Darüşşafaka Özel Lisesi'nde iki yılı hazırlık sınıfı olmak üzere yedi buçuk yıl ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster