Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Temmuz '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
393
 

Demokrasi havarileri

Demokrasi havarileri
 

Demokrasiyi savunanlar


Toplumbilimciler “Bir toplum ya da topluluk kendisini oluşturan bireylerin karakteristiğini taşır. Toplum bireyi neyse toplumda odur.” derler. Türk insanının en yaygın bireysel olumsuzluklarını sıralarsak eğer; kitap okumayan, yabancı dil öğrenemeyen, spor yapmayan, fazla kilolara sahip, tasarruf yapmayan, aşırı derecede TV izleyen, şans oyunlarına önem veren, kahvede ömür tüketen, plan yapmayan veya yaptığı planlara asla uymayan, proaktif önlemler almayan, aile içi ve sosyal ilişkilere önem vermeyen, çocuklara, kadına, hayvanlara ve doğaya hassas davranmayan, aşırı biatçı, itaat kültürüne sahip, rubai ve masaldan beslenen, hamasete açık, boş böbürlenmeci, kerametle beslenen, sadece inanmanın yettiği, sorgulamayan, bir hobiye sahibi olmayan….

“Yapması gerektiğine inandığı ve yapabileceğini düşündüğü bir şeyi yapmama” özelliği baskın, kararsız, güvensiz, her gün duş yapanların oranının % 10 olduğu, (kullandıkları toplu taşıma araçlarının teke gibi koktuğu). % 50’sinin dişlerini fırçalamadığı, sürekli spor yapanların % 5 civarında olduğu, hiç kitap okumayanların oranının % 60  (Üniversite mezunları da dahil), % 96’sının hiç opera ve baleye gitmediği, konsere gitmeyenlerin oranının ise % 73, %80’nin tiyatroya, % 56’sının sinemaya hiç gitmediği insanlardan müteşekkiliz.

Saldırgan gezgin olarak tanımlanan Prcithett’in yayınladığı Türkiye adlı gözlemlerinin aktarıldığı kütüphanemde var olan ve okuduğum Prof. Dr. Bozkurt Güvenç’in “Türk Kimliği” adli kitabında; “Yüzüyle oturan ya da oturan yüzlü Türk” profili şöyle anlatılmaktadır.

“Kimse, Türkler gibi, güzel, rahat, yayılıp gevşemiş olarak, ilik ve kemiği ile, ruhu ve bedeni ile oturamaz, otursa da keyfini çıkaramaz. Oturmak, Türk insanının özgün niteliğidir. Bedeninin her hücresi, yüzünün çizgileri ile oturur. Sanki hiç kalkmamış ve kalkmayacakmış gibi. Bu sanatı, Topkapı Sarayındaki Sultanlardan öğrenmiştir sanki. Başkalarını, evine, ofisine, odasına, kahvesine, bahçesine, oturmaya çağırır. Gelmeyene gücenir, Oturmayan konuğun ziyaretini saymaz. Oturanlar da birbirini oturmaya davet eder. Resmi toplantılara “Oturum” derler, Oturumlara ad ve sayı verirler. En ciddi konuşmalar bir köşeye çekilip oturularak yapılır. Üç-beş hal hatırdan sonra, oturanlar genizlerini temizler, derin bir sessizliğe gömülür, oturmaya devam ederler."

Hatta bir kısım sosyal psikologlara göre de Türk insanı bir anlamda Procrastination hastasıdır. Yani erteler, geciktirir, yumurta kapıya dayanmadan harekete geçmez.

Atatürk sonrası yıllarda Ülkemizin makus talihinin iki özelliği var;1-İkinci dünya savaşından sonra hayırlı veya şer değişim kararları hep yabancı menşelidir. 2-Kararlar son anda ve başka çarenin kalmadığı ortamda şekillenir. Ünlü Vali Recep Yazıcıoğlu, “gelişim için değişim gerekir. Değişim ta yukarıdan aşağıya ya da aşağıdan yukarı gerçekleştirilebilir.”, Türk Ulusu sorunlarını yandan değişim ile çözmeye çalışıyor, “Türk usulü değişim ve başarı yandan körüklüdür.” demiştir.

Demokrasinin temeli olan “eğitimli halk” bizde mumla bulunur. Aslında yönetimle ilgili yerelde halk arasında da söylenenlerde şöyledir. “Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş, böyle başa böyle traş, herkes layık olduğu şekilde yönetilir.” Türkiye’de halk, hak ve kaynakların adeta gizli paylaşımı için yönetimi belirler ve yönetici seçer. Öngörüsüz, projeksiyonu düşük algıdadır. Malum; kısa süreli düşünceler çıkarları, uzun vadeli düşüncelerde dürüstlüğü ve ahlakı ön plana çıkarır.

Son tahlilde Türkiye; “3S” cennetidir. Sorun, skandal ve sansasyon.  

Ülkemizin olağanüstü tarihi ve kültürel mirası var, ekonomik alanda dinamik bir potansiyele sahip. Türkiye’nin bölgenin jeopolitiğindeki stratejik rolünün büyük önem taşıdığını biliyorum. Türkiye, Atatürk sayesinde İslamiyet’i batının çoğulculuk ve bireycilik kavramları ile birleştirerek, hızla modernleşen çağdaş bir toplum modeli çiziyor. Sorunlarımızı ve karmaşayı sıraya koyup planlama yaparak çözmekte becerimiz yok. Kervan yolda düzülür geleneğinden geliyoruz. İşlere, Almanlar gibi başlayıp Türk gibi bitiriyoruz, Uyuşuk kurbağa misali bulunduğumuz hali tam olarak anlayamıyoruz Düşünce ve sağduyu konusunda yoksuluz.

Sosyal Psikolog Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı Türk insanının modern kişilik niteliklerini şöyle açıklıyor. “İyimserlik, başarı güdüsü, içten denetime inanç, yurtseverlik, zaman bilinci, geçmişe değil geleceğe dönük olmak, bilim ve deternizme inanç, iyi ya da kötü olayların sorumlusu olarak kendini görme, denetimi dışında değil içinde arama.”

Toplam nüfusun azınlığını oluşturan Türk insanının modern kişilikli iyi niteliklileri yanında; sosyal sorumluluklarının bilincinde olmayan, mesleksiz, eğitimsiz (öğrenimlerinin davranışa yansımamış hali), yoksul, şiddete eğilimli, yatkın, asgari adab-ı muaşeret (görgü/ahlak) kurallarından bihaber, kaba, kitle halinde yaşamayı seven, bir gruba dahil olmadan yaşayamayanlar nüfusumuzun çoğunluğunu oluşturuyor.

Ne mutlu bize ki söz konusu çoğunluk, gerçekte demokrasi havarisi imiş te benim haberim yokmuş !

Nizamettin Biber

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bravo, ne bir eksik ne bir fazla, tanım aynen doğru ama kabullenmezler bu özellikleri. Böyle bir yazı için cesaretinizi de kutlamak lazım sayın yazarım,selam ve saygı ile...

Yurdagül Alkan 
 02.08.2016 23:40
Cevap :
Blog yazıma yönelik övücü sözlerinize teşekkür ederim, böyle bir yaz için cesarete ihtiyaç yok sadece az birazcık dikkatli gözlem yeterli, zülfüyarede pek dokunulmuyor aslında Yurdagül hanım, selam ve saygı ile, esen kalın.  03.08.2016 22:53
 

Türk toplumunun en önemli karakteristik özelliği, herkesin kendine göre Müslüman ve kendine göre demokrat olmasıdır. Kimse başkasının Müslümanlığını veya demokratlığını beğenmez, herkes ister ki herkes kendisi gibi olsun. Tabi bu hiçbir zaman mümkün olmayacak ve haliyle de kavga sürüp gidecektir. Allaha şükürler olsun ki ben ne Müslümanım ne de demokrat. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 29.07.2016 12:18
Cevap :
Mustafa bey, her şeyi kendimize göre anlama ve evirme yeteneği olan bireylerden oluştuğumuz konusuna içtenlikle katılıyorum. Olayların objektif olması gereken nesnel koşullarını kendimiz belirler kendimiz, değerlendiririz. Prototip insan talebimiz klişeleşmiştir. Tartışmanın ve çatışmanın koşullarında bizim konuşlandığımız yer esastır, insanın ne olduğu değil nasıl davrandığı esastır. Teşekkür ederim, selam ve saygı ile.  29.07.2016 15:43
 

Sizin okuduğum kesinlikle en güzel yazınız.

Kerim Korkut 
 28.07.2016 19:27
Cevap :
Blog yazan birinin övülmesi onun en büyük mutluluğu olsa gerek, teşekkür ederim.  29.07.2016 8:33
 

Sayın Biber olmayan demokrasinin bayramı mı olurmuş? 12 Eylül 1980 sonrası bu ülkede parti sayısı kadar kişiye dikta yetkisi dağıtan ve sandıkta seçilmişleri seçtiğini sananların sandığı demokrasi sandığı bir sürecin haliyle havarisi çok olur. Çok anlamlıydı ve manidar bir dokundurmaydı. Kutlarım. Saygılarımla.

Onder KARAÇAY 
 27.07.2016 20:14
Cevap :
Önder bey, mugalata bizim resmi dilimiz oldu adeta, lafla peynir gemisi değil tüm hareketli araçları yürütebiliyor, her şeyi yönetebiliyoruz, kavramları ve olguları iğdiş etmekte üzerimize yok, boş böbürlenmeci, hamasetle, kerametle beslenen bir toplum olduk. Dolayısı ile tüm kavramların içi boşaldı, siz de taktir edersiniz ki parlamenter demokrasi bize bir kaç gömlek fazla geldi durum onu gösteriyor, teşekkür ederim, selam ve saygı ile.  30.07.2016 18:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 832
Toplam yorum
: 3629
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 2541
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster