Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mayıs '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
143
 

Demokrasi illüzyonu...

Demokrasi illüzyonu...
 

 

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu Danıştay'ın yıldönümünde yaptığı uzun ve eleştiri içeren konuşmaya sabredemeyen Başbakan Erdoğan salonu terk etti.

Erdoğan Feyzioğluna "Yanlış konuşuyorsun" diye müdahale etti.

Feyzioğlu'nun "Neyi yanlış konuşuyorum Sayın Başbakan'ım?" demesi üzerine Erdoğan "Böyle bir edepsizlik olmaz ki" diye yanıt verdi.

Feyzioğlu "Ben edepsizlik yapmadım, kimseye de edepsizlik yapıyorsun demeyi kendime yakıştırmam. Çok yapıcı bir konuşmaydı" dedi.

Çok sinirlenen Erdoğan ayağa kalkıp "Böyle bir yasal hakkın yok. Ama maalesef biz tüzükle böyle bir şeye söz veriyoruz. Siyasi konuşma yapıyorsun, 25 dakika Sayın Başkan konuştu. 1 saattir sen konuşuyorsun. Van ile ilgili söylediklerin baştan aşağıya yalan" diye konuştu.

Türkiye normal demokrasi kültürünün yerleşik olduğu bir ülke olmadığı, siyasetin sürekli gerilim ürettiği bir siyasi iklim egemen olduğu için, anormal durumlarla karşılaşmak artık çok olağan.

Normal bir demokratik işleyişin olduğu bir ülkede ne baro başkanı uzun bir konuşma gereği duyar, ne de o ülkenin başbakanı kürsüye yürüyerek konuşmacıya müdahale eder.

Baro Başkanı Feyzioğlu'nun konuşmasının uzun olması, hatta eleştiri sınırlarını zorlasa bile demokrasi ile yönetildiği iddia edilen ülkenin başbakanının müdahalesini, konuşmacıya "Böyle bir edepsizlik olmaz" demesini haklı kılmaz.

Başbakan siyasi hayatının zirvesine, Çankaya hedefine odaklanmışken iç dünyasında neler yaşadığını bilme olanağımız yok. Ancak CHP'nin içinden çıkan Menderes'in, Özal'ın siyasi mirasını sahiplendiği gerçek. Afyon'da "200 yıl boyunca bu toprakların asli unsurları, millet, yoksullar, okuyamamış olanlar, kendisini ifade edemeyenler, fırsatları imkanları olamayanlar, milli ve manevi değerlerine bağlı olanlar, sistematik bir tahrike aşağılanmaya maruz kaldılar..Rahmetli Oğuz Atay, onları yani bizleri "tutunamayanlar" olarak tarif etmişti." Dedi.

Söyleyen Erdoğan olmasa, saydıklarını ezilenlerden söz ediyor diye okuyarak "sosyalist manifesto" diye anlaşılması mümkün. Oysa uyguladığı neoliberal politikalar ile yarattığı mağdurlara reva gördüğü devlet şiddeti, hak arayanın, demokrasi isteyenin karşısına Gezi Direnişi sürecinde olduğu gibi nasıl dikildiği hafızalarda hala taze...

Danıştay'ın yıl dönümünde patlayan öfkeye bakarak; yaşadığı zorlukların üstesinden gelmekte zorlandığını ve patlayan öfkeyi de bu zorluğun dışavurumu, mağdur edebiyatının olağan sonucu olarak değerlendirmek mümkün.

Anormalliğin normal teamüllere dönüştüğü sıra dışılıkta, toplum her zamanki gibi kendinden gördüğünün yanında kümelendi, toplumsal bölünmüşlük yeniden teyit edildi.

Yaşananları sağlıklı değerlendirebilmek için zamana gereksinim var, toplumun biat kültürünün egemen olduğu kodlardan arınması için yıllar geçmesi gerekecek. O gün geldiğinde siyaset "kan davası" olmaktan çıkıp, halkın gerçek sorunlarına çözüm aracı olacak kuşkusuz.

Bağımsız bir pencereden bakınca; Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı, Danıştay Başkanı'nın düğmesiz cüppesini adeta ilikleyerek; devlet geleneklerini ters yüz eden Başbakanın peşinden, salonu terk etmesiyle ortaya çıkan bu fotoğraftaki çarpıklığı, kabile devleti görüntüsünü anlamak mümkün.

Anormalliğin normal teamüllere dönüştüğü bu sıra dışılıkta, illüzyon/yanılsamadan kurtulmak ve demokrasi kültürünün egemen olduğu iklime ulaşmak için, gidilecek daha çok yolumuz var.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1114
Toplam yorum
: 2289
Toplam mesaj
: 135
Ort. okunma sayısı
: 825
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster