Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Haziran '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1241
 

Demokrasi mi ? Paralokrasi mi ?

Demokrasi mi ? Paralokrasi mi ?
 

Demokrasi demos (halk ) kelimesinden geliyor.. Yani halkın kendini yönetecekleri, kendisi seçmesi... Halk demokrasinin ülkemizde uygulama biçimi ile kendi yöneticilerini mi seçiyor ? Yoksa seçilmişleri mi seçiyor? Lider sultası partiyi yönetenlerin hegemonyasında belirlenen adaylar, her parti tarafından seçim zamanı halka sunuluyor ve güya Milleti temsil ettiği söylenen adayaları, bir daha kolay kolay seçildikleri bölgeye uğramaksızın Ankara’ya yolcu ediyoruz. Zaten, aday olacak kişinin maddi imkanları kısıtlıysa neredeyse aday olma sansı hiç olmadığı gibi, aday olsa da seçilebilecek sırada olması imkansız hale geliyor. 

Yani, burada parası olanların halkın temsilcisi olduğu demokrasiye ben paralokrasi diyorum  

İngiltere ‘de başlayan modern demokrasinin günümüze ışık tutan ilk uygulamaların da ; seçmen olanlar ve seçilenler malı mülkü olanlardan oluşuyor du. İngiltere 'de asillerin olduğu Lordlar Kamarasının (temsilciler meclisi ) , yanında güçlenen Burjuvazi ekonomik ve parasal gücünü ortaya koyarak hak iddiasında bulunarak Avam Kamerasını(halk meclisi) oluşturmuştu. Avam Kamarasına (halk meclis) seçmen olanlar ve seçilenler malı mülkü olanlar ancak hak sahibiydi. Sosyalizmin mücadelesi sonucu seçme ve seçilme hakkı önce erkeklere genelleştirildikten sonra , kadınlar da seçme seçilme hakkı verildi. Gördüğünüz gibi bu günkü uygulamalara gelmeden önce de parası olanların (paralokrasinin ) demokrasisi vardı. 

Bu İlk Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda da malı mülkü ve parası olanların demokrasisi olması nedeniyle Osmanlı Meclis-i Mebusan’ı ayanlar ( ağlar ve aşiret lideri, tarikat şeyhleri ) ve çok sayıda mal, mülk sahibi olmalarından ötürü Rum, Ermeni ve Yahudi bulunmaktaydı... II Abdulahamid’in Meclis-i Mebusanı iki de bir kapatmasının altında bunun yattığı söylenir. Anlaşıldığı gibi demokrasi oyunun en başından beri parolokrasinin etkin ve yetkin olduğunu görmekteyiz. Siyasetin finansmanını kimler yapıyorsa demokrasinin kılıcı da onlardan yana çalışıyor. Bu işleyiş parti disiplini altında Lider sultasını doğurduğu gibi siyasetin dinozorlaşmasını da getirmektedir. Parti displini adı altında alınan grup kararlarına uymayan milletvekilleri demokrasinin gereği mi olsa nedir ? Hemen parti displinini bozdukları gerekçesiyle partiden uzaklaştırılmaktadır. Liderin iki dudağı arasına sıkışmış Millet Vekilinden demokrasinin neferi olması beklene bilir mi ? Seçimler sonucu çoğunluğu ele geçiren siyasal parti ve lideri kendini tüm halkın değilde, sadece yandaşın yöneticisi görürse seçim yoluyla diktatorya oluşturmuş oluruz. İktidarı ele geçirenler kendilerinde sonsuz bir kudret gördükleri için, siyasal liderler hem parti içinde, hem de ülke yönetiminde demokrasiyi araç olarak kullanarak diktatör gibi davranabilirler. Bu durumda demokrasi, modern anlamda diktatör olmanın aracı haline getirilmiş olur. 

Yani günümüzdeki uygulamada da adaylar belirlenirken futbol takımı oluşturulur gibi, ya O partinin Lideri ya da Yönetim Kurulu veya Parti Teşkilatının ve delegelerin etkisiyle seçilenleri, sizler yani seçilmişleri seçenler olarak ancak ikinci seçmen olabiliyorsunuz. 

İşte aday seçiminde etkisi sınırlı olan seçmen , %10 seçim barajının da adaletsiz etkisiyle siyaseti genellikle sandığa gitmeyerek cezalandırmaktadır. Seçimlere katılım oranı en fazla % 80 zar zor ulaşmakta yaklaşık % 20 lik seçmen sandığa dahi uğramamaktadır. 

Bu durumda sağlıklı ve demokratik seçme ve seçilme hakkına kavuşmak için ne yapmalıyız

İşte sorunun çözümü de tamda burada yatıyor. Siyasetin finansmanın parası olanların elinden yani parolokrasinin elinden almak gerekiyor. 

1- Genel seçim yapılırken adayların belirlenmesini o seçim bölgesindeki seçmenlerce yapılması .( Bir dönem uygulandı) 

2- Meclisteki genel görüşmelere Millet Vekillerinin sanal ortamda katılabilmeleri sağlanmalıdır. (Millet Vekilleri seçildikleri yerde ki seçmenin sorunlarını daha iyi takip etme fırsatı bulabiliriler) 

3- Genel Seçim yapılmadan önce aday sıralaması yapılması için genel seçimler başlamadan en az 3 ay önce aday belirleme seçimi yapılmalı. 

, 4- Hangi bölgeden kişi aday olacak ise en az bir sene o bölgede ikamet etme zorunluluğu getirilebilir. 

5- Partiler arası ve adaylar arası gelir eşitsizliğini gidermek için asgari tutar belirlenerek devletçe yardım yapılabilir.( Grubu olmayan partilere devlet yardımı yapılmaması siyasi fikirlerin özgürce yarışmasını engellemektedir.) 

6- Seçimlerde devlet imkanlarının iktidar mensuplarınca tek taraflı olarak kullanımının önüne geçilmelidir. 

7- Millet Vekillerinin iki dönemden fazla üst üste aday olmalarının engellenmesi gerekir. 

8- Tanınan Kıyak emekliliğin kaldırılması gerekir. 

9- Millet Vekili dokunulmazlığının Kürsü dokunulmazlığı hariç kaldırılması gerekir. 

10- Millet Vekilleri hangi bölgeden seçilmişse, mutlaka siyasi parti fark etmeksizin o bölgedeki sorunları çözmek ve dinlemek için en az üç ay da bir o bölgede toplantı yapmaları zorunlu kılınmalıdır. 

11- Yüzde 10 Seçim barajı anti demokraitik bir uygulama olup kesinlikle kaldırılmalıdır. 

Benim çözüm önerilerimin ne kadar gerçekçi ve uygulanabilir olduğu tabi ki tartışılabilir. Hani diyoruz ya demokraside çareler tükenmez. İşte demokrasiyi araç olarak değil, amaç olarak görürsek parolokrasinin, lider sultasının üstesinden gelebiliriz. Maksat halkı mutlu etmekse, demokrasinin halk için var olduğunu anlamalıyız. Halkı memnun ve mutlu etmeyen, halkın kendi gerçek temsilcilerini seçemediği demokrasinin bir oyundan öteye gidemeyeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hocam, ayrıca etnik ırkçılığın, siyasal dinciliğin siyaset sahasından men dilmesi kesinlikle düşünülmeli. Aklınıza, elinize sağlık.

Ögeday 
 12.06.2011 14:24
Cevap :
Zaten meshebciliğin, cemaatçiliğin, tarikatçılığın , etnisiye siyasetinin , aşiretçiliğin , hemşehricilik olgunun olduğu yerde ulusal yapı sağlanamayacağı için demokrasi de sağlanamaz. İradeleri başkalarının iki dudağı arasında olanlar özgür birey olamayacakları için demokrat da olamayacakalardır.  13.06.2011 1:51
 

Ben bu maddelere ek olarak, ayda ya da üç ayda bir başbakanın muhalefet liderleri, öğrenci, esnaf, köylü, ev ve iş kadını, tarım kesimi vs, nin de içinde olacağı bir platformda açıkoturum yapmaya, halkın ve muhaliflerin sorunlarını dinlemeye zorunlu kılınmalıdır. Üç aylık dönemler halinde icraatlar anlatılmalı, gelecek üç ayda yapılacaklar masaya yatırılmalı, halk bilgilendirilmelidir. Hiç bir insan ifade özgürlüğünden dolayı yargılanmamalı, ifadelerinde mesnetsiz bir yorum varsa, bu suç isnat eden ve edilen tarafından ortaya konmalı, bunun geniş kitlelerin vijdanında kabul görüp görmediğine bakılmalıdır. Para özellikle kamu kurumlarından tamamen kaldırılmalı, seçilmişlerin para ile teması kesilmelidir. Vekiller yılda bir beyan vermeye zorlanmalı, servetlerindeki ani artışlar, üyeleri 6 ay ya da yılda bir değişecek bağımsız kurullarca sorgulanmalıdır. Bu şartları kabul etmeyenlerin vekil olabilme şansı ortadan kaldırılmalı, vekil şözleşmesi yapılmalı, uymayanlar diskalifiye edilmelidir

Ayrıntıda gezinmek 
 12.06.2011 1:30
Cevap :
Katkınız için teşekkürler.... Konuya yeni bir bakış sunmak adına teşekkür ederim  13.06.2011 0:58
 

Bazı çekincelerim var. Madde 4: Bu öneri Atatürk zamanında da yapılmıştı. Adamcağız savaşmaktan bir yerde doğru dürüst durmadığı için ve doğduğu kent işgal edildiği için öneriniz o zaman geçerli olsaydı Mustafa Kemal meclis dışında kalırdı. Bu olmaz. Madde 7 ve madde 8 tek bir madde olmalıdır. Yoksa birçok kişi tek dönem seçilmeye razı olur. Madde 9'da adi ve tipine göre siyasi suçlar anayasa maddelerinde belirlenmiştir. Dokunulmazlığın kaldırılması da ona göre olmalıdır. Örneğin adi suçlardan hırsızlık yapan, adam öldürenler ilk ağızda seçilememeli ve o zırha bürünmemelidir. Diğerleri de tartışılır. Hep biliyoruz, görüyoruz ama karikatürünüzdeki sebep yüzünden bir şey yapamıyoruz. güzel bir derleme olmuş. Kutluyorum sizi. Saygılar ve selamlar.

Mehmet Sinan Gür 
 11.06.2011 13:30
Cevap :
Madde 4..Şu anda bir çok millet vekili kendisi ile alakalı olmayan illerden merkezden millet vekili gösterilmişlerdir . Seçim bitince oralarla bir alakası kalmıyor. Millete hizmet yalanı ile o yerde ki halka hizmet etmiyorlar. Atatürk dönemi istisnai bir dönem...  11.06.2011 15:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 68
Toplam yorum
: 98
Toplam mesaj
: 38
Ort. okunma sayısı
: 2732
Kayıt tarihi
: 31.01.09
 
 

Emekli uzman öğretmenim. Ege Üniversitesi Beden Eğitimi Bölümü ve A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster