Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Temmuz '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
807
 

Demokrasi nasıl bir şey olacak?

Demokrasi nasıl bir şey olacak?
 

Arkadaşımız çok da haklı olarak soruyor:

"...dünyadaki sosyal eşitsizliğin/ adaletsizliğin, sömürünün, ekolojik yıkımın sorumluluğunu, demokrasiye ve Murat Belge'nin temsil ettiği kesime yükleyebilmek için insanın insaf denen şeyden epey uzaklaşmış olması gerekir." (*)

Demokrasinin bir bedeli olduğu ve bu bedeli bütün ezilen dünyanın ödediğine hiç kuşku duymuyorum. Sonuçları ortadadır. Demokrasi dediğimiz şey zenginliğin sonucu kurulan bir üst yapı kurumudur. Ne kadar çok zenginsen o kadar demokrasiye ayıracak alanın artıyor. Ne kadar fakirsen demokrasiden uzaklaşıyorsun.

Bu demokrasinin kötü bir şey olduğu anlamına mı geliyor?

Asla!

Yine Taraf'tan ve yine Murat Belge'den bir alıntı yapıyorum:

"...Abant’ta yapılan, Kürt sorunuyla ilgili toplantıda geçen bir konuşmanın kısa haberi vardı. Bolu Valisi Halil İbrahim Akpınar, “45 yaşındayım, artık adam gibi demokrat, özgürlükçü bir ülkede yaşamak istiyorum,” demiş. Bu cümleyi hele bir valinin telaffuz etmiş olması ne güzel! Sonra da eklemiş: “İyi ki, biz Hindistan gibi bir ülkeyi yönetmiyoruz. Hindistan’ı yönetseydik 500 parçaya bölerdik.”

Hindistan demokrasisinden hep büyük bir özenti ile söz edilir. İndra Gandhi'nin öldürüldüğü gün Hindistan'la ilgili çok şey okumuştum. Kültürler, inançlar ve etnik kimlikler zenginliğinde demokrasiyi yaşatan bir ülke olduğunu öğrenmiştim. Yıl, 1984. Sonra o Hindistan'dan kaynaklı bir takım spritüel inançları inceledim. Bunları konuşuruz. Söylemek istediğim Hindistan benim tam da onu tanımlamak anlamında bir şeyler konuşabileceğim bir ülke. Hindistan'ı bir arada tutan şeyin arkasında en az üç bin yıllık bir kültür olduğunu söylersek hiç yanılmış olmayız. Çok basit bir örnek; Hindistan ile Pakistan'ı birbirinden ayıran şey inançtır. Pakistan Müslüman Hintlilerin yaşadığı bir coğrafyadır ve bu iki ülkenin arasında sağ olsun İngiltere'nin de katkılarıyla çok ciddi bir çatışma vardır. İşte o zengin demokrasinin aşamadığı bir gerçeklik.

Neyse...

Demek ki her demokrasinin kendine göre hayat alanı var. İngiliz demokrasisi için sekiz yüz yıllık bir mazi konuşuluyor. Ama o demokrasinin kendisi kralığın hükümranlık haklarını diğer soylu ve derebeyleriyle paylaşmasının özetidir. Onun bire bir denk olmasa da bir karşılığı Osmanlı'daki Senedi İttifaktır. Yıl 1808. O İngiltere'de aynı dönemde çocuklar kömür madenlerinde 18 saat çalıştırılıyordu. O ezilen sınıf zaman içinde çok ciddi bir mücadele içine girdi ve bugün geldiğimiz modern demokratik toplum düzeni kuruldu. Bütün batı ülkelerinde görece hakça paylaşım yaratıldı. Burjuvazi zenginliğinin bir bölümünü işçi sınıfına vermek zorunda kaldı. Refah arttı. O refah sonuçta insanlara biraz daha yaşanabilir bir coğrafya sağladı.

Bu refah da yoktan var olmadı. Afrika, Asya, Amerika'nın neyi var nesi yok Avrupa kıtasına gemilerle taşınmadı mı? Amerika'da hala kökleri yaşayan ırk ayrımcılığının nedeni nedir? Amerika'da neden bir siyah ırk sorunu vardır? Kimdir bu siyahlar? Bu soruları sormayacak mıyız?

Demokrasi tek başına "hadi demokrat olalım, herkes istediğini söylesin bir kamuoyu oluşsun, parlamenter rejim kurulsun" demekle olmuyor. Bu nedenle Murat Belge'ye açlığı soruyorum.

Bugün Türkiye'de Kemalizm tartışılıyor. Devlet iktidarı sorgulanıyor. Eksik demokratik kültürümüz yerden yere vuruluyor. Dalga geçiliyor.

Ama öyle bir sistem içinde yaşıyoruz ki; ben çalıştığım yerden ayrılırken hüngür hüngür ağlıyorum, insanların çalışma şartlarını, onları zorlayan sebepleri düşünerek.

Türkiye'deki demokrasi mücadelesi ordu içinde binlerce yıldır olagelmiş üç beş darbeci grubun yaptığı eylemlerin içine sığdırılamayacak kadar geniş ve zengindir; ayrıca sorunun bu olduğunun altını çizmek bir o kadar da gereksizdir.

Dünkü yazısında Sn. Murat Belge ekleme gereği duyuyor.

"...asıl darbe plancılarıyla bugün TSK’nın dümenini ellerinde tutanlar arasında sanıldığı gibi bir “örtüşme” durumu olmadığının yavaş yavaş kavranması oldu. Bu, daha sonraki yazılarda üstünde genişlemesine durmak istediğim bir konu."

Burada çok samimi bir "günaydın" demek istiyorum.

Devam edeceğim...

Uzay Gökerman

* Sn. Murat Belge'ye; Sadece demokrasiden yana olmak yetmiyor. Başlıklı bloğuma Celal Çelik isimli üyenin yorumu

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1876
Toplam yorum
: 2000
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 1353
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster