Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '13

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
73
 

Demokrasi treni -2-

Demokrasi treni  -2-
 

Demokrasi treninin dördüncü durağında, yani 12 Eylül 2010 halk oylamasında, tabiri caiz ise “sivil bir darbe” yapıldı ve adalet sistemi kökünden sarsıldı. Halk ne olduğunu anlamadığı Anayasa değişikliğine “Evet!” oyu kullandı. Bazı aydın geçinen aymazlar da “ yetmez ama evet!” dediler. Bu değişiklik ile;

Anayasa Mahkemesi ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)’nun yapısını istedikleri gibi değiştirdiler.  Askeri yargının etki alanını daralttılar.  Askerlere sivil mahkemelerde yargılanma yolunu açtılar. Güçler ayrılığını ortadan kaldırdılar. Artık yola devam etmeleri için hiçbir pürüz kalmamıştı. Yasama, Yürütme ve Yargı ele geçtikten sonra, demokrasi trenini durdurmaya kim cüret edebilirdi? Nitekim hiç kimse cüret edemedi ve Türk milleti; gözbebeği, Peygamber Kucağı ordusunun, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ‘nin nasıl hırpalandığına bizzat şahit oldu. “Bana suikast düzenleyecekler” şikâyetiyle ortalığı velveleye veren, “ şeyini şey eden şeylerin” sayesinde, TSK’ nın kozmik odasına kadar girildi ve ordunun en gizli belgeleri hâkimlerin, savcıların eline geçti. Bütün bu uygulamalara dayanamayan başta Genel Kurmay Başkanı olmak üzere, dört kuvvet komutanı istifa etti ve yerine, TSK tarihinde ilk kez, Jandarma Genel Komutanı, özel bir yasayla Genel Kurmay Başkanlığı’na getirildi. Komuta kademesinin neredeyse tamamının içeriye atıldığı Deniz Kuvvetleri’nde, donanmaya komuta edecek amiral bulunamaz oldu. Böylece, Cumhuriyet’in son kalesi olan TSK, Genel Kurmay Başkanı ile birlikte, aynı tren de seyahat etmeye başladı.

Demokrasi trenin en önemli ara duraklarından birisi de Türban durağıydı. Sonuçta YÖK Başkanı sayesinde ona da çare buldular. YÖK Başkanı rektörlüklere gönderdiği yazıda, başörtüsünün yükseköğretimde serbest bırakılmasını öngören değişikliklerin yapıldığı Anayasa'nın 10 ve 42. maddelerine göre uygulama yapılabilmesi için ayrıca bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç bulunmadığını bildirdi ve türban denilen ki şimdiler de adına “başörtüsü” diyorlar, siyasi simge serbest bırakıldı… Türban ilkokullara kadar girdi.  

Elin oğlu, İsviçre'deki Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN)’de,  yeni bir atom altı parçacık buldu ve adına da “Tanrı Parçacığı” dedi. Adamlar, dev bilim tünellerinde atomları çarpıştırıp, 14 milyar yıl önce dünyanın oluşumunu sağlayan büyük patlama (Bing Bang)  ortamını oluşturmaya çabalarken, bizim ülkemizde mektep, medrese yalamış, ilim-bilim sahibi avukatımız, mahkemeye türbanı ile çıkma başarısını gösterdi. Demokrasi treninin makinist yardımcılarından bir büyüğümüz, sporcu kızlarımızın da türban ile spor müsabakalarına katılabileceği müjdesini verdi. Varsa yoksa türban. Sanki o muazzam İslam dini sadece türban üzerine oluşturulmuş. Sanırsınız ki Kâinatın kitabı olan Kur’an, ilimden, bilimden hiç bahsetmiyor. Kafası sürekli bel altına çalışan hastalıklı zihniyet, kadınların kafasına türbanı dolayınca, kıldan tüyden huylanmayacak, günaha da girmeyecek. 

Bu arada basından öğrendiğimiz kadarıyla Türkiye, dünyanın en büyük parçacık fiziği araştırma merkezi CERN'e tam üyelikten vazgeçiyormuş. CERN ile müzakereleri yürüten Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, üyelik için 70 milyon lira vermeyi 'verimli' bulmamış!.. "Üyelik parasının karşılığını alamayız" demiş! Karşılık olarak ne bekliyorlarsa?!  

Birinci bölümde bizim demokrasi trenimizden bahsederken, bir başka “demokrasi treni” nin de yola çıkmaya hazır vaziyette beklediğini belirtmiştik. O tren de yavaş yavaş hareket etmeye başladı. Bu trenin en ilginç özelliği, “uzaktan kumanda” ile yönetilmesi. Yani baş makinist tren de değil. Treni, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’ ndeki yardımcıları sayesinde yönetiyor. Bazen de Kandil’den ışık alıyor…Bu trene bazı büyüklerimiz, “açılım treni”, “Habur açılımı treni” veya “barış treni” de diyebiliyorlar. Demokrasi treni ile karıştırılmaması için biz adını “açılım treni” koyduk. Yeri geldikçe “açılım treni” nin 32 kısım tekmili birden maceralarını da ki sizler zaten pek çoğunu biliyorsunuz, anlatmaya çalışacağız. Ama öncelikle demokrasi treni, daha başka hangi duraklara uğruyor, öğrenmeye devam edeceğiz…

Tülay Hergünlü

İstanbul, 17 Şubat 2012

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu aslında Demokrasi treni değil, de Demokrasinin nasıl yozlaştırıldığının hikayesi... Bütün kurumlarıyla kendilerine uydurdular. Tren ala ala hey.. gidiyor... Ama bu gidişle; bilmem ki? Elinize sağlık Hergünlü, çok açık yazıyorsunuz. Sağolun. Saygılar.

Erdal Ceyhan 
 18.02.2013 17:13
Cevap :
Daha da kimleri alacak belli değil. Teşekkür ederim.   18.02.2013 18:29
 

Demokrasi treninden ne beklediğinizi bilmiyorum ama demokrasi treni dünyanın her tarafından yolcuların çoğunluğu nereye gitmek istiyorlarsa oraya gider. Siz şimdi mutlaka "yok demokrasi o değildir" diyecek ve demokrasiye bir sürü hamasi anlamlar yükleyeceksiniz ama gerçek daima budur. Demokrasi iyiyi, güzeli, doğruyu arayan bir sistem değil, çoğunluğu arayan bir sistemdir. Yok efendim demokrasi uzlaşma kültürüymüş, hoş görü kültürüymüş, siz bunları çocuklarınıza masal niyetine anlatın ama demokrasi budur ve bu nedenle de her dört-beş senede bir seçim sandığına gidilir. Halkın iradesi de seçim sandığından çıkar. Siz bunu anladığınızda meseleyi çözmüş olursunuz. O zaman kadar size iyi uykular, güzel rüyalar dilemekten başka bir şey gelmez elimden. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 18.02.2013 15:54
Cevap :
Değerli düşünceleriniz için teşekkür ederim.  18.02.2013 18:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 496
Toplam yorum
: 632
Toplam mesaj
: 80
Ort. okunma sayısı
: 1099
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Ankara doğumluyum. İstanbul'da uzun yıllar özel sektörde çalıştım. Halen, kayıtlı-ruhsatlı malî m..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster