Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Aralık '16

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
297
 

Demokrasi yoksul halkın rejimi(ydi)

Demokrasi yoksul halkın rejimi(ydi)
 

mevsil365.blogspot.com'dannn


Bugün dünyaya baktığımız vakit, zengin ülkelerin demokrasiyle, yoksul ülkelerin ise otoriter rejimlerle yönetildiğini görüyoruz.

Oysa ilk ortaya çıktığı Antik Yunan’da, “demokrasi” yoksul çoğunluğun yönetimde ağırlıkta olduğu rejimdir.

Antik Yunan, milattan önce 500’lere uzanıyor… Yani günümüzden 2.500 sene öncesinden bahsediyoruz. Nüfusu birkaç binden birkaç yüz bine kadar olan şehir devletlerinde “doğrudan demokrasi” uygulanmış.

Doğrudan demokraside partiler yok.

Meclisi, 20 yaşın üzerindeki bütün erkek “vatandaşlar” oluşturuyor. Sayıları 30.000 ile 45.000 arasında değişen Atinalı erkekler, yılda 40 defadan az olmamak üzere, en az 6.000 toplanma yeter sayısıyla “Eklezya” adlı halk meclisinde bir araya gelirdi.

Kanunların yapılması için, “yasa teklifleri”nin hazırlanmasından sorumlu olan “500’ler Konseyi” vardı. Bu Konsey, Atina’nın 10 kabilesinden gelen 50’şer kişinin katılımıyla oluşmaktaydı. Bu 500’ler Konseyi’ne de yardımcı olan “50’ler Komitesi” mevcuttu.

50’ler Komitesi’ne,“görev süresi 1 günle” sınırlı olan bir kişi başkanlık ederdi.

Yargı faaliyetleri de halkın katılımıyla gerçekleşirdi. Mahkemeler 30 yaş üzeri vatandaşların jüri olarak görev aldıkları halk mahkemeleri olarak teşkilatlanmıştı. Kararlar “çoğunluk prensibi”yle alınıyordu.

Generallik ve malî işler gibi uzmanlık isteyen işler dışındaki bütün görevlere “kurayla” atama yaparlardı. “Kurayla” atama yapmalarının sebebi, seçimlerin zenginlerin lehine sonuçlar vereceği düşüncesiydi.

Antik Yunan’da siyaset en itibarlı uğraş alanıydı. Siyasetle uğraşanlar, kolektif (ortak) çıkarı hedefleyerek yönetim süreçlerine katılırlardı.

Bireyin özgürlüğü de bu kolektif çıkar anlayışıyla yakından ilişkilidir. Antik dünyada, bireylerin, kamusal alanda insanî, bilimsel ve sosyal kapasitelerini geliştirdikleri düşünülürdü. Bu yönüyle klasik demokrasi, “gelişimci demokrasi” olarak da adlandırılır. (Kaynak; Anadolu Üniversitesi, İnsan Hakları ve Demokratikleşme Süreci ders kitabı)

x   x   x

Bugünlerde,“demokrasi kısıtlanıyor mu?”, “otoriterleşiyor muyuz?”, “rejim mi değişiyor?” tartışmaları yaşanıyor.

Bulunduğumuz noktadan geriye gitme ihtimalinin düşüncesi bile utanç verici…

2.500 sene önceki ilk çağ şehir devletlerinde yaşanan“demokrasi” den geriye mi gideceğiz?

İnsaf!

Böyle bir geriye gitmenin asla mümkün olmayacağı inancındayım.

Dünyanın nereden nereye geldiğine, nereye doğru gittiğine bir bakın! İlimdeki, fendeki, anlayışlardaki baş döndürücü gelişmelere bir göz atın!

Özgürlükleri kısma girişimleri asla sonuç vermeyecek maceralara yelken açmak olur.

Bunları aklımızdan çıkarmalı, ileriye, daha ileriye gitmenin arayış ve gayretinde olmalıyız. Yol budur, sorunların çözümü buradadır.

x   x   x

Peki, demokrasi, şimdi, neden zenginlerin rejimi?

Eskiden yoksul halkın rejimi olmasına rağmen, şimdi, demokrasinin zengin ülkelerde kökleştiğini, pekiştiğini görüyoruz.

Neden dersiniz?

Çünkü yoksul halk demokrasiye sahip çıkar, onu zihnen ve ruhen içselleştirirse, bütün kurum ve kuruluşlarını demokratikleştirse, demokrasi de onu zenginlikle, refahla ödüllendiriyor.

Batı, zengin olduğu için demokratik rejimle yönetilmiyor, demokrasiyle yönetildiği için zenginleşiyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Batının demokrasi ile yönetildiği için zenginleştiği varsayımına katılmıyorum. Çünkü bütün gelişmiş ülkelerde bile halkın % 1 zengin ve % 99'u da yoksul veya orta gelirlidir. Toplumsal refahın adalet içinde paylaştırıldığı TEK BİR DEVLET yoktur. Batı demokrasi ile yönetildiği için değil bilim, sanayi ve teknolojide gelişmiş olduğu için zengindir. İkinci bir gelişme ve refah parametresi de batının bizden önce AYDINLANMAYA başlamış olmasıdır. Bugün dünyanın en gelişmiş ülkelerinde ortalama DİNDARLIK düzeyi % 38'dir. Örneğin Norveç veya İsveç gibi ülkelerde ise dindarlık düzeyi % 25 civarındadır. Bizde ise dindarlık düzeyi % 89'dur. Kısacası az gelişmişliğin en önemli nedeni halkın henüz din toplumu aşamasını geçememiş olmasıdır. Demokrasi hiçbir ülkede eşitlik ve adalet sağlamamıştır. Demokrasinin tek bir amacı varsa o da devleti yönetecek olan SİYASETÇİ SINIFI'nı belirlemektir. Sözünü ettiğiniz Antik Yunan köleleri çalıştırdığı için zenginleşmiştir. Selam

Matilla 
 30.12.2016 0:34
 

Sayın Arkadaşım! Demokrasi hakkında yazdığınız bu yazınız müthiş kutlarım.Selamlar sevgi ve saygılar.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 27.12.2016 16:31
 

Merhaba, Demokrasi, çaba ister, öz veri ister, mücadele ister. Kölelik ise hiç bir şey istemez. Biraz kömür, biraz makarna yeterlidir. Bu yüzden bu coğrafyada demokrasi çok zor. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 27.12.2016 13:40
 

Final cümlesini beğendim.

Kerim Korkut 
 27.12.2016 13:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1417
Toplam yorum
: 4654
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 1140
Kayıt tarihi
: 04.06.10
 
 

Ücret karşılığı hiçbir yerde çalışmıyorum. Sandıklı'da doğdum. Anadolu Üniversitesi, Uluslararası..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster