Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Eylül '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
131
 

Demokrasinin uygulanışındaki aksaklıklar

Demokrasi muammasında bocalayan ve kendini hep başkalarının kölesi olarak gören köle sınıfı olan büyük bir bölümünü oluşturan halk tabakası üst tabakanın emirleriyle kendini kandırılmış hisseder. Kendine ait değer yargılarının uygulanmadığı ve hatta yasak edildiği bir ortamda yaşayan bir kitle görünümündeyken kendine ait değerlerden yoksun bırakılmaktadır. Çünkü hep bilmeyen ve halkın güdülemesinde olduğunu söyleyen bir elit tabakanın baskısı ve tahakkümü altında yaşamaktadır.

Demokrasi halkın seçimiyle iktidara gelen yöneticilerin halkın isteklerinden çok kendi egolarını tatmin aracı olarak kullandıkları bir yönetim biçimi olarak ortaya çıkmaktadır. Halbuki yukarıdan verilen kararlar hep bağlayıcı olmaktan ileri gitmemekte ve halkın mutsuzluğunu artırıp, insanları farklı idare etmeye çalışan üst tabaka yöneticiler ortaya çıktığında kendiliğinde farklı eylemlerle yönünü hep değiştirmektedir.

Unutulmaması gereken bir başka önemli nokta da, demokrasinin, yukarıdan kararlarla biçimlendirilebilecek bir şey olmadığıdır. “Halksız bir demokrasi”, Türkiye’de, kimi çıkar çevresinin özlemine yanıt verebilir, ya da bir bölüm aydın taslağının zümreci yeğlemelerine ve imgelemlerine denk düşebilir ama Türkiye’yi de çağın dışında ve gerisinde çırpındırır, durur vaziyete getirerek, kendini bulamayan farklı kitleler yığınına getirir. Çünkü bu tür anlayışlarla ortaya çıkan askeri yönetimler hep devletin geriye gitmesine yol açmıştır. Halkın istekleri doğrultusunda şekillenmeyen ve yöneticilerin halkı istekleri doğrultusunda şekillendirerek farklı atmosferlere doğru yol almakta olmaları, insanımızın hep zararına olmuştur.

Türkiye’de demokratik sürecin kaynakları; bir görüş, bu sürecin başlangıcını “Koçi Bey Risalesi”ne kadar götürmektedir. Asıl anlamlı çizgiler 19.yy.daki gelişmelerin içinde ortaya çıkıyor. Burada “Kapitalizmin girişi” ve “Batı kurumlarının kabulü”. Bu birbirine bağlı iki olay demokrasinin Türkiye’ye girmesini de beraberinde getirmiştir. Bunları Tanzimat Fermanı, Meşrutiyet’in ilanı gibi olaylara bağlamak veya II.Mahmut dönemindeki bazı gelişmelerle birlikte değerlendirmek yerinde olsagerek. Çünkü bu olaylardan sonra halkın yönetimde söz hakkını elde etmek anlaşılır bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Fakat halka rağmen onların fikir ve düşüncelerini hiçe sayan anlayış Cumhuriyetin kurulmasından sonrada ağır ağsak yürüyen demokraside uygulanamayan bazı aksaklıklar olarak günümüze kadar gelmiştir. Hala günümüzde batı demokrasi tam anlamıyla uygulanamayıp, yamalı bohça gibi yöneticilerimizin hoşuna giden sınırlar doğrultusunda demokrasiyi  uygulamaktayız.

Yani yönetimde bulunan kurumlar ve uygulamalar bizim kendimizden çok halktan kopuk bir yönetim biçimiyle karşılaştığımızı ortaya koymaktadır. Batı Kapitalizminin Türkiye’nin sınırları içerisine girmesiyle biz kendimize ait olan değerlerden çok her biri farklı alanlardan alınmış olan ve kime ait olduğu tam anlamıyla bilinmeyen bir yönetim biçimiyle karşılaşmaktayız. Osmanlıda bile halkın istekleri doğrultusunda şekillenen yönetimler olması sebebiyle daha uzun ömürlü oldukları görülmektedir. Eyaletlerde bugünkü feodal yönetim anlayışı ile içişlerinde serbest olan ve kendi kültürleri ve dinleri ile yaşayan halk dışarıda ise Osmanlının devlet tahakkümünü kabul etmekteydi. Onun içindir ki Ermeniler de yönetimden memnun olmaktaydı, Kürtler de. Çünkü herkes kendi kültürünün uygulanışında herhangi bir engelle karşılaşmamaktaydı.

Türkiye’nin kuruluşundan sonra bazı siyasetçilerin hala günümüzde aynı düşünceyle kendine düşman üreten bir anlayışla olayları değerlendirdikleri için kendi halkını düşman olarak gören bir anlayış yönetimde temel olarak kabul edilmektedir.

Halbuki temelde halkın refahı olan yeni dünya anlayışında düşmanlıklardan çok dostluk ile insanlara yaklaşıldığında devletlerin daha uzun ömürlü olduklarını görmekteyiz. Batı kurumlarını tam anlamıyla uyguladığımızda daha sağlıklı bir ilerleme kaydedebiliriz.  Halkın yararına olanları uyguladığımızda ve geliştirdiğimizde halk da oluşun aksaklıkları canı pahasına yok etmek ve kaldırmak için çalışır. Zor durumlarda vatan için anlayışı ön plana çıkarken, diğer durumlarda da anlamayan bir halk olarak değerlendirilip ortaya konulan bir anlayış ne kadar gerçekçi olabilir. Çünkü yöneticilerimizden kendi kesesini doldurma çabası taşıyanların aktif olarak halkın sorunlarını anlayıp onlar için çözüm üretme anlayışı ortaya çıkmamaktadır.

Adalet anlayışının dikkate alınmadığı bir yönetim biçiminde aksaklıkların demokrasiyi kötü bir yönetim biçimi olarak ortaya koymasına ve halkın bu yaklaşım ile değerlendirilmesine yol açmaktadır. Halkın isteklerini ve adaletin yaygın bir şekilde uygulanması da herkesin demokrasiye ve devlete saygı ile yaklaşmasına ve sevilen bir yönetim olarak yaklaşmasına ve kendine ait değerler olarak görmesini sağlar.

Demokrasiyi kötü gösteren asıl en önemli aksaklıklar; yanlış olarak değerlendirmeler ve uygulamalardır. Demokrasiyi halkın kendini idare etmesi, krallığın olmaması ve aile tahakkümünden kurtulma olarak sunarken kendi ailelerini tek aile, partilerini tek parti, askerini sadece üst düzey asker olarak görüp diğerini hiçe sayan yaklaşımlar ile değerlendirildiğinde nefretlerin zamanla artmasına yol açmaktadır.

Demokraside çıkar ilişkileri ile ön plana çıkan bir yaklaşımı kendilerine faydalı gören bir milletvekili topluluğu geçici istekler ile kendini tatmin ederek halkı unutup, kurulu düzene boyun eğmekle hiçbir şeyin değiştirilmesine çalışmadan olduğu gibi devamını sağlamakla yetinmiş olur.

Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir, anlayışının yaygınlaşması için halkın isteklerinin dikkate alınması ve onların zararlarına olan davranışların ortadan kaldırılmasına çalışılması gerekmektedir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 35
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1014
Kayıt tarihi
: 17.08.12
 
 

Türkiye meselelerine duyarlı, çeşitli alanlarda yazan ve araştırmayı seven bir eğitimci...T ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster