Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ekim '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
475
 

Demokratik açılımda dil eğitimi

DEMOKRATİK AÇILIMDA DİL EĞİTİMİ

M.Ferit KOTAN

Aynı coğrafyada yaşayan insanlar arasında bağlılık (aidiyet) duygusunun gelişmesinde, dil faktörünün önemini “Demokratik Açılımda Dil Sorunu” başlıklı yazım da açıklamaya çalışmıştım. Dil eğitimindeki görüşlerimi, bir anımdan çıkış yaparak sizlere sunmak istiyorum.

Yıl 1965. Üniversite öğrencisiyim. Oturduğumuz iki katlı eski Ankara evinin alt katına, Mardinli bir aile taşındı. Çocuklarını okutmak için gelmişlerdi. . Anneleriyle bahçede birkaç kez karşılaştık. Bir gün teyzeye, Ankara’yı sevip sevmediğini sordum . Birkaç sözcük söyledikten sonra, “Türkçe bitti “diyerek kızını çağırdı. Kızı, annesinin Türkçe bilmediğini söyledi. Arapça konuştu, kızı bize çevirmenlik yaptı. Karşılaştığımda, elini öpüp teyzeciğim “Türkçe bitti “diye takılırdım. Sırtıma vurarak beni severdi.

Mahzun Kırmızının, çevirdiği filmi izlemeye gelen annesine, filmi Kürtçe anlattığını gazetelerden okuyunca, teyzeyi anımsadım. Vefat etmişti, nur içinde yatsın.

Sosyolojik gerçek ortadadır. Anadolu topraklarında çeşitli dili ve şiveyi konuşan etnik yapı bulunmaktadır. Kürdü, Laz’ı, Çerkez’i, Arap’ı, Boşnak ‘ı evlerinde ve yörelerinde ana dillerini konuşmaktadırlar. Trakyalı ve Egeli vatandaşlarımız kendilerine özgü lehçe ve sözcüklerle iletim kurmaktadırlar. Büyük kentlerde yaşayanların bile, evde kendi dilleriyle konuşmaktadırlar.

Türk Devletinin ulusal dili Türkçe olarak belirlenmiştir. Aynı coğrafyada yaşayan insanlarının çoğunluğunun konuştuğu dil olması nedeniyle, sosyal bir yapılaşmanın kaçınılmaz sonucudur. Devleti yönetenlere düşen görev, Türkçe öğretimiyle ilgili organizasyonların tutarlı bir şekilde gerçekleştirilmesi olmasıdır. Cumhuriyetin kuruluş aşamasında başlanılan eğitim seferberliği karşın, sonraki yıllarda savsaklanması sonucunda, bugün Türkçe bilmeyen vatandaşlarımızın sayısı azımsanmayacak orandadır. Türkçe öğrenenlerin ise, kendilerini tam olarak anlatamadıkları gerçeği de ortadadır.

Özellikle Karadeniz Bölgesi ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu da yaşayan insanların, sözcükleri söylenişinde ve konuşmanın akıcılığında sorunlar yaşadıkları, güçlük çektikleri bilinen gerçeklerdir.

Çağımız iletişim çağıdır. Dili iyi konuşamayan insanların, duygu ve düşüncelerini sağlıklı aktarmaları da zorlaşmaktadır. Teknolojideki devrim, sözlü iletişimi öne çıkarmıştır. Yazılı anlatım günlük yaşantımızdan çıkmış, kurum ve kuruluşların kendi aralarındaki yazışmalar kapsamında gerçekleşmektedir...

Konuşurken kurduğumuz tümcelere ve sözcüklerin söyleniş biçimine bakalım. Hangimiz konuşurken, kurduğumuz cümlede şu sözcük sıfattır, şu sözcük zarftır, şu sözcük isim tamlamasıdır, gibi kuralları dikkate alarak konuştuğumuzu söyleyebiliriz. Önemli olan, sözcüklerin anlaşabilir şekilde söylenmesi ve cümlelerin düzenli olmasına dikkat edilmesidir. Bilgisayar dilinde ise, bu kuralların hepsi dışlanmış durumdadır.

Eğitim programlarındaki dilbilgisi derslerini bir inceleyelim. Dilimizi zorlaştırabilmek için koymadığımız kural kalmamıştır. Sözcükleri söylerken zorlanan kişilere, dilin kolay öğrenmesi sağlanmalıdır. Yazılı ve sözlü anlatımın temeli, anlayabilme ve anlatabilme niteliğine bağlı olmalıdır.

Yazın alanında uğraşanların, dilin tüm incelikleriyle ilgili bilgilere sahip olmaları doğaldır. Ancak, yaşantımızda iletişim aracı olan dilin, anlaşılır olması en temel öğedir. Yazılı anlatımda tartışılan kuralların çoğu, sözlü anlatımı etkilememektedir. Dil bilimcilerine önerim, anlam değişikliği yaratmayan sözcükler ile eklerin ayrı yazılması ilkeleri tartışmaya açılmalıdır. Büyük harf kuralıda tartışılmalıdır. Ahmet, neden Türkçe konuşmuyorsun? Cümlesin de, Türkçe sözcüğünün “t” harfinin küçük yazılması halinde, anlam değişikliği olacağını söyleyebilir miyiz? İnsanlarımız çoğu, yazılı anlatımda bu ve benzer hataları yapmaktadırlar.

Ulusal bütünlüğü sağlamamızda Türkçe eğitiminin önemi büyüktür. .Yukarıda belirttiğim gibi, Türkçe eğitimin temel amacı, okuduğunu anlayabilme ve duygu ve düşüncelerini anlaşılır bir şekilde ifade edebilme yeteneğine dönük olmalıdır. Bu nedenle, dil kurultaylarında Türkçe öğrenimini kolaylaştırıcı çözüm yolları tartışılmalıdır.

İletişimi sağlıklı kuramayan insanların, kendilerini değişik ifade etmeye yönelmeleri kaçınılmazdır. 30.10.2009

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar, yazınızda Türk dilinin öğretiminin kolaylaştırılması hakkındaki görüşlerinize katılıyorum; ancak ulusal birlik açısından önemi konusunda dediklerinize katılmıyorum. Birincisi ulusal birlikten çok ülkemizdeki birlikten söz etmeliyiz. Yani bu ilkede yaşayan herkesin bu ülkeyi kendi memleketi gibi görüp sevmesi ve benimsemesi için kendileri gibi yaşamaları gerekir. Bütünlüğü sağlayan şey ortak amaçlarda birleşmektir aynılık değildir. Yani diliniz farklı da olsa amacınız vatanınızın kalkınması ise o zaman kardeşçe o vatan için yaşarsınız. Kendinizi üvey evlat gibi görürseniz o zaman o yaşadığınız yeri vatan olarak görmezsiniz. Egeli Trakyalı konuşması ile Kürtçe aynı kefeye konamaz. Şive farklı olabilir ama dilin farklı olması bambaşka. Kürtlerin ana dili Kürtçe ve eğer insanlar ana dillerinde eğitim görürlerse bu hem o insanları vatana kazandırır hem de daha iyi eğitilmelerini sağlar. Dünyada çok örneği var Kanada Quebec resmi dili Fransızca, Amerika Texas resmi dili İspanyolc

tugbis__su 
 30.10.2009 22:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 97
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 449
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1944 yılında Arapgir'de doğmuştur. İlk ve orta öğretimini Arapgir'de, lise öğrenimini Ankara Gazi Li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster