Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mayıs '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
237
 

Demokratik kandırmaca

22 Temmuz'daki genel seçimler için gerek sağda, gerekse solda birleşmeler tüm hızıyla sürüyor. Sağda, DYP ve ANAP Demokrat Parti adıyla güç birliği yapıyorlar. Solda ise DSP ve CHP de seçimde daha fazla oy ve milletvekili çıkarma adına birleşiyorlar. Bu birleşmelerin daha bir süre devam edeceğini düşünüyorum.

Solda CHP ve DSP'nin birleşmesi hizmet veya program adına halka ne kazandıracak? DSP ile CHP kendi aralarında bile anlaşamıyorlar ve farklı programlara sahipler. Zaten böyle olmasaydı seçimden çok daha önce birleşirlerdi. Aynı durum sağdaki ANAP ve DYP için de geçerli. Gerek DYP ve ANAP'ın gerekse DSP ile CHP'nin bugüne kadar iktidardaki AKP'yi eleştirmek dışında ne yaptıklarını bilen var mı? Bu partilerin kendilerine özgü, halkımızı ve ülkemizi ileriye taşıyacak bir ekonomik programları veya dış politikaları var mı? Peki siz bu partilerden bugüne kadar bu yönde bir açıklama yapıldığını gördünüz veya duydunuz mu?

Benim gördüğüm tek şey kendileri ile bile çelişki içinde oldukları. DYP Başkanı Mehmet Ağar Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bir gün önce TBMM'ye girmeleri gerektiğini ifade ederken aradan 12 saat geçmeden bu fikrinden vazgeçti. Neden acaba? CHP daha dün hemen, ilk fırsatta erken seçim yapılması gerektiğini söylerken bugün ne değişti de seçimler Eylül ayından önce yapılamaz fikrini savunmaya başladı? Veya Cumhurbaşkanını halk seçsin diyen tüm partilerin liderleri şimdi ne oldu da Cumhurbaşkanını halk seçemez söylemlerine döndüler?

Tüm partilerin tek hedefi yüzde 10 barajını geçerek meclise girebilmek. Bunun için de kendileri gibi düşünmeyen, kendileri gibi programları olmayan, hatta bırakın bütün bunları kanlı bıçaklı oldukları rakipleriyle işbirliği yapıyorlar. Demokratik bir düzende bu işbirliği yasalara uygun olarak gözüküyor. Peki ya ahlaki açıdan?

Hepimiz biliyoruz ki yüzde 10 barajını aşarak meclise giren partiler bu ortaklığı seçimler sonrası bozacaklar. Mecliste kaptıkları sandalyeleri paylaşma adına yine eski kavgalı günlerine dönecekler. Sonra mecliste solcular solculardan, sağcılar da sağcılardan yeni vaadlerle transferler yaparak mecliste güç kazanmaya çalışacaklar. Hatta ve hatta sağcılardan solculara katılanlar veya tersi olanlar... Kısacası meclis bir ticarethaneye dönecek. Daha büyük vaadlerde bulunan partiler, daha çok kazanç sağlamaya yönelik milletvekilleri... Bütün bunları çeşitli dönemlerde yaşamadık mı? A partisinden B partisine geçen, daha sonra C partisine giden ve tekrar A partisine dönen milletvekillerini görmedik mi?

CHP başta olmak üzere bazı partiler, Cumhurbaşkanını halkın seçemeyeceği yönünde fikirlerini alenen beyan ediyorlar. Peki neden? Neden korkuyorlar acaba? Bugün AKP gibi bir parti olmasaydı aynı fikirleri sizce devam edecek miydi dersiniz? CHP'ye ve başkanı Deniz Baykal'a soruyorum: Milletvekillerini seçenler kimler? Halk. Halkımız, Cumhurbaşkanını seçecek milletvekillerini seçiyor ama Cumhurbaşkanını seçemiyor!!! Bu size tuhaf gelmiyor mu? Paçanız sıkışınca halka koşun ama işinize gelmeyince halkı cahil yerine koyun. Olur mu böyle şey?

CHP, kendilerine güvenmedikleri için daha fazla milletvekili çıkarmak için daha dün birbirlerini yedikleri DSP ile işbirliği yapıyor. Ve yine seçimlerde elde edecekleri sonuca güvenmedikleri ve daha açıkçası halktan gelecek oyların AKP ağırlıklı olması korkusuyla Cumhurbaşkanını seçme yetkisini halka vermek istemiyorlar. Çünkü eğer halk seçerse halkı kime şikayet edecekler? Anayasa Mahkemesine mi? Güldürmeyin...

Bu isteklerinin neden kaynaklandığını hepimiz biliyoruz. Mecliste istedikleri olmadığı zaman başvuracakları bir Anayasa Mahkemesi var. Anayasa Mahkemesi kararı öncesi kararı etkileyebilecek söylemleri de meşru sayan bir CHP, kendi istedikleri kararı aldıracakları veya en kötü ihtimalle kendi istemedikleri bir kararı engelleyecek bir sistem varken neden güven duymadıkları halka gitsinler?

Oy için yalvardıkları halka güven duymayan ve inanmayan, gerek iç, gerekse dış politika ve ekonomik politikaları olmayan, iktidara gelmek uğruna her türlü gayri ahlaki davranışları sergilemeyi maharet sayan, daha dün söylediklerinin tersini bugün uygulayan ve hiçbir inandırıcılığa sahip olmayan partilerle Türkiye nereye gidecek?

Bugün siyasi rakiplerini düşman gibi görerek, yarınları düşünmeden antidemokratik yollardan hareket edenler en fazla Temmuz 23 itibariyle neden olacakları kaos için acaba kendilerini sorumlu tutacaklar mı? Hiç sanmıyorum. Çünkü onlar sütten çıkma ak kaşıklar!!!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben maalesef ülkemizde demokrasinin "d" sini bile göremiyorum. Ülkemizim büyük bir zihinsel devrime ihtiyacı var kimse ne demokrasinin, e haukukun ne de laikliğin ne anlama geldiğini bilmiyor. Kavramların arkasına sığınıyor ama aklımızdan ne geçtiğini kimse bilmiyor. Yazık çok yazık. Ben kendi adıma bu ülkede CHP gibi bir partinin olmasını "utanılası" bir durum olarak görüyorum. Düne kadar demokrasi, seçim diye dil dökenler bu gün deli gibi kaçıyorlar. Ayıptır, yazıktır, günahtır. Ben neredeyse artık askeri rejimi savunmaya başlayacağım, hatta ve hatta bu AKP bile Deniz Baykal'ın CHP sinden daha dürüst. Laik değiliz, demokrat değiliz, hukuktan yana değiliz. Biz neyiz bir anlayabilsem. Dindar ? hayır hayır dindar da değiliz. Biz sadece ve sadece "negatifiz" gibime geliyor. "İstemezuk" tan başka hiç bir şey bilmiyoruz. Saygılar ve sevgiler

Matilla 
 09.05.2007 12:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 74
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 2719
Kayıt tarihi
: 09.04.07
 
 

On yıldan fazla süredir reklam ve halkla ilişkiler sektörü ile internet ortamında medya sektöründe h..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster