Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Aralık '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
315
 

Demokratik özerklik

Kürtçülük hareketi demek yanlış olmaz herhalde, bu hareket, çeşitli sivil kuruluşları ile Kürtler için demokratik özerklik talebini kamuoyu nezdinde dillendirmiş oldu.

Bu harhalde bu hareket için Kürt sorunundan ne anlaşıldığının açık bir göstergesi. Ülkemizde, Kürt sorunu tam olarak ne olduğu bilinmeyen, her kesimce farklı şekillerde tanımlanan bir konu.

Herhalde, Kürt sorununu çözmek üzere harekete geçen AKP için de, bu sorundan anladıkları, Kürtçlük hareketinin anladığı ile hiç aynı olmasa gerekir. Belki de Kürt hareketi dışında pozitif yaklaşan hiç bir kesim böyle bir şeyi düşünmüyordu.

Demokratik özerklik talebi aslında, PKK'nin son potilik hedeflerinden biridir.

Kürt sorunu onlara göre ancak böyle çözümlenebilir. Bu perspektiften Kürt sorunu bir milliyet sorunu, milliyetçilik sorunudur. Ekonomik, kültürel, insani sorunlardan daha farklı bir sorun anlayışı bu. Kürt sorunun çözümüne farklı bir yaklaşım olarak, kişisel hak ve özgürlüklerin tanınması ile birlikte bölgenin kalkınmasının söylenmesine karşı, bu hareketin, Kürtleri bu yolla satın alınamayacakları yolunda karşı çıkışları olmuştu.

Kürt sorunu bu şekilde tanımlandığında, yani Kürt halkının özerk bir yapıya sahip olmaları hedefe konduğunda, bu hiç kuşkusuz Türkiye'nin ulus devlet olarak, yurttaş milliyetçiliği temelinde kurulmasını ve bu anlayışla kökleşmesi idealiyle anlamlı bağlantı gösterir. Bu anlamlı bağıntı, farklı etnik kökenleri asimile etmek değil ama onları bir bütünde içselleştirmek ve böylece bir etnik milliyetçilik olmadan bir toplum kurmak idealini ve bunun mücadelesini haklı çıkartır. Çünkü aradan bu kadar zaman geçmiş olmasına rağmen Kürt sorunu milliyetçilik temelinde bir sorun olarak anlaşılmakta ve çözüm istenmekte.

Elbette, ister Kürt hareketinden olsun, isterse dışardan, Kürt sorunun tam da böyle bir sorun olduğunu düşünenler için bir çelişki yok. Türkiye bir halkı 'asimile' edememiştir.

Ama Kürt sorununda, milliyetçiliğin dışında, insanların insani kalkınmalarının sağlanmasını, ekonomilerinin gelişmesini, eğitimlerinin yükselmesini, kültürel haklarının tanınması ve desteklenmesini anlayanlar için bu nokta çelişkilidir.

Kürt hareketi Kürt sorunundan bunları anlamamaktadır çünkü.

MHP uç bir görüş ve aslında saçma sapan argümanları olsa da, CHP daha ılımlı da olsa, Kürt hareketinin ideali konusunda haklı çıkmaktadırlar. Çünkü gelişme onların öngörüsünü doğrular.

Kürt hareketi için sorun milliyet temelindedir ve ancak bu temelde çözüm olursa çözüm olmuş olacaktır.

&

Geride PKK'nin terörünü bir kenara bırakırsak, bu terör örgütü liderinin tutuklu olduğu halde, meşru bir şekilde hem örgütü yönettiğini hem de toplumla dolaylı iletişime girdiğini bir kenara bırakırsak ve bir siyasal hareket olarak bir halkın temsilcileri olarak harekete geçtiğini savunanların demokratik özerklik talebinde bulunuyor olması, kendi başına düşünüldüğünde gayet normaldir.

Bu düşünce özgürlüğüne girer. Pekala bir aklı selim içinde Türkiye'nin eyaletlere bölünmesi, olmadı federasyon olması, olmadı bir kaç parçaya bölünmesi hep savunulabilir şeyler olabilir. Çünkü esas olan tek tek insanların mutluluğudur, üniter yapı buna engel oluyorsa ve bunun böyle olduğuna dair yaygın ve güçlü deliller varsa, o üniter yapının bozulması gerekir, bu kuşkusuz böyledir.

Ancak bu tür söylemlerin suç teşkil eden şekillerde olması, hukuksuz yollarla destek bulması, tam tersinin -yani suç olacak ve hukuksuz olacak şekilde engellenmesi- olması gibi kabul edilemez.

Şu an demokratik özerklik talebine gelen., Kürt sorunu çözeceğim diye yola çıkan, niyet olarak doğru ama yöntem olarak yanlış olan bir sürecin sonucudur. Bu süreç silahlı mücadeleyi, terörü, -eğer sürdürebilirsen- geçerli bir yol olarak tanımıştır, terör örgütü denilen örgütün lideri ile görüşmeler yapılarak meşruiyeti sağlanmıştır, bu örgüt ile açık bir şekilde birlikte hareket eden örgütler sürekli ağızlarına mikrofon tutularak yasallaştırılmış ve normalleştirilmiştir.

Sonunda barış olacaksa, her türlü yöntem mübahtır denemez. Çünkü aslında, bu barış getirmez. Amacınız erdemliyse, aracınız da erdemli olmak zorundadır. Aracı erdemsiz olan hiçbir amaç erdemli olarak kalamaz.

&

Bir şekilde süreç bu noktaya geldiğine göre bundan sonra demokratik özerklik talebi, suç teşkil etmeyen süreçlerle savunulabilmelidir. Ancak bunun kararı hiç kuşkusuz Türkiye'nin toplamının vereceği karar ile ortaya çıkacak bir karar ve hak olacaktır.

Belki de süreci bu yönde olgunlaştırmak ve bu konuda bir referandum düzenlemek mümkün olabilir. Gerçekten haklılaştırılmış temellerde Türkiye'de yaşayan insanlar ülkenin etnik temellerde özerk demokratik yapılar kurulmasını yeni devlet modeli olarak istemekte midir?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Aracı erdemsiz olan hiçbir amaç erdemli olarak kalamaz" . Herşeyi çok güzel özetleyen bu cümlenizden dolayı tebrikler...

Güler Sun 
 23.12.2010 13:41
Cevap :
Size de tebrikler, okumuş ve takdir etmişsiniz.  23.12.2010 14:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 466
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 962
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster