Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Kasım '09

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
311
 

Demokratiklikte saldırgan işbirliği olamaz

Demokratiklikte saldırgan işbirliği olamaz
 

İZMİR 23.11.2009 www.milliyet.com.tr


Kimse kimseye de orta yerde aba altından sopa gösteremez.

Oysa sinsi ve uzaktan kumandalı cihazlar ile çalışan TERÖR EYLEMLERİ'nden ve yaymakta olduğu acılardan artık bir an önce kurtulmak gerekiyor.

İzmir'deki saldırganlık olaylarını akşam tv'lerde gördüm: Korkunçtu olan bitenler. TERÖRİSTLER dağdan indim şehire taşkınlığı yapıyor.

OSMANLI Dışişleri Bakanı Keçecizade FUAT PAŞA'nın Batılı bazı diplomatlara GİRİT konusundaki saldırganlıklarından dolayı kısaca: Kimi(miz) içeriden, kimi (niz) dışarıdan, dediği durum bu olsa gerek.

TERÖRİST örgüt elebaşısı kendi ikrarları ile tespit olunmuş müebbetteki birileri için oniki metre kare altı metre kare hesabı yapan Ahmet TÜRK ile yandaşları yanlış yoldadır. Bana göre yaptığı konuşmalarda terörist ve terör için övgüler yapmakta; arkasına sığındığı ''dokunulmazlık zırhı'' ile terösizm propagandası yapmaktadır. Bu da AİHM Kararları'na göre suçtur.

Manisa'daki konuşmasında ''... Biz Türkiye’nin her yerinde kendimizi koruyabiliriz ...'' demiş. Bunun ne anlama geldiğini sanırım birilerinin sorması gerekir. Kim kime aba altından sopa göstermeye çalışıyor?

DEMOKRATİK olmayı kendisine şiar edinmişcesine bu nitelemeyi partisinin ilk kelimesi olarak seçmiş olan Ahmet TÜRK'e bu sözü hiç yakıştıramadım. Te z elden TÜRK KAMUOYU'ndan özür dilemek zorundadır.

Hepimiz biliyoruz ki TÜRKİYE maddi manevi pek çok sancılar çekmektedir. Bu da ancak yasalar ile o yasaların titiz bir şekilde uygulanmaları ile sağlanabilir. Sonunda ön adı DEMOKRATİK olsun diye konuşulagelen AÇILIM kapsamında herkese AB ölçüleri içinde eşit bazı yasal haklar tanınacağı açık.

Oysa görünen o ki ''dereyi görmeden paçayı sıvamak'' tez canlılığı ile kendilerini büyük çaplı gösteriler yönetmeye adayanlar ''kendilerinden menkûl bir eda ile'' halkı galeyana getirmek istemektedirler. Bu gibi taşkınlık gösterileri me demokrasi ile ne de birilerinin ağızlarından düşmeyen kardeşlik ve demokratiklik ile bağdaştırılabilir.

1984 yılının 15 Ağustos günü Eruh'ta başlatılan Marksist Leninist amaçları kendisine uhde edinen terör eylemleri giderek yurdumuzun her yerine yayılmış; ayrımcılık tohumlarını, sen ben, bizler onlar gibi toplumsal ve kültürel yapımızı değiştirebilecek alanlara kadar uzanmaya başlamıştır.

Temelinde toplumsal, ekonomik ve mülkiyet içerikli pek çok nedeni de içinde barındıran bu gibi terör eylemlerine karşı yalnızca güvenlik güçlerinin görevlendirildiği düşünülecek olur ise olayların nasıl vahim bir durum almış olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Bu gibi gelişmeleri izleyen bir toplum bilimci olarak bu konuları yazmak zorundayım. Olumsuzluklar karşısında suskun kalmak demokrasinin sorumluluk bilinci özünden kopmak demektir bana göre.

Eğer AVRUPA ile ABD çoğu bakımlardan olduğu gibi HUKUK ve SORUMLULUK BİLİNCİ yönlerinden de çok ileri aşamadadırlar. ABD olayı yalnızca EDİSON'un buluşları ve üstün silah sanayii ile sınırlı değildir.

İzleyebildiğim kadarı ile bu konuda taşkınlık yapmak hevesleri giderek artmaktadır. Ortada ''içinde bulunulan aracın kaporta zırhına güvenilerek'' yer yer kışkırmalar yapıldığı gözlenebiliyor. Oysa kişilikli olan bir yazar da bir partili de dünyanın neresinde olur ise olsun; kendisini bir TERÖR ÖRGÜTÜ ile özdeşleştiremez!

TERÖRÜ de TERÖRİSTİ de övücü yazılar yazmaz, ekranlarda gerdan kıvırtamaz. Çünkü ortada heba edilmek üzere ''teammüden hedeflenen isanların canı ve malı'' vardır. HUKUK da İNSANLIK da bunun engellenmesini emrediyor. Yazıyı ilk bulan ve bu gibi durumları da yazmış olan IRAKLI SÜMERLER'den beri durum bu. Birisi bilerek ya da bilmeyerek böyle bir iş yapsa bile ADALET onu derdest yakalatmalıdır. Son yaşanan bu gibi olaylarda DEVLET nerede idi, inanın şaşırmış bir durumdayım.

Bu gibi konularda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ifade özgürlüğü ve terör konulu Kararları'ndan bulabildiğim birkaçını kamuoyuna sunmak istiyorum:

Beyanın nasıl bir topluma yapıldığı önemlidir.
Gerger / Türkiye Davası (8 Temmuz 1999)

İfadenin nasıl açıklandığı önemlidir.
Karataş / Türkiye Davası (8 Temmuz 1999)

İyi niyetle talepler dile getirilebilir.
Maronek / Slovakya Davası (1 Nisan 2001)
Akin Derneği / Fransa (17 Temmuz 2000)

Kutsal değerlere ve ahlaki değerlere saldırıya izin verilemez.
Handyside Davası / İngiltere (7 Aralık 1976)
Müller ve diğerleri / İsviçre Davası (24 Mayıs 1988)
Otto-Preminger Institut / Avusturya Davası (20 eylül1994)
Wingrove / İngiltere Davası (25 Kasım 1996)

Anayasaya bağlılık yemini etme yükümlülüğü getirilebilir.
Glasenapp ve Kosiek / Almanya Davası (28 ağustos 1986)

Terör örgütünü destekleyen açıklama yapılamaz.
Zana / Türkiye Davası (25 Kasım 1997)

Kin ve nefret arttırmaya yönelik beyanlar yasaklanabilir,
Sürek / Türkiye Davası (8 Temmuz 1999)

Yazar kendisini terör örgütü ile özdeşleştiremez.
Sürek / Türkiye Davası (8 Temmuz 1999)


Bu bakımdan yalnızca yargı merciilerini değil TBMM de göreve çağırıyorum.

Özellikle belirtmekte yarar vardır: HUKUK olmadan yaşamak imkânsızdır. Onun da özünde başkalarının canına malına namusuna ve geleceğine sevgi ve saygı vardır. Ötesi ise ancak saldırganlık ve bastırılamayan nice kişilik bozukluklarını içeren canillik psikolojisi olur.

Bu konudaki bilgile riçin aşağıdaki kaynakları dikkatlerinize sunarım:

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne ulaşmak için :
AVR. İNSAN HAKL. MAH'nin İNGİLİZCE sitesi:

http://www.echr.coe.int/ECHR/EN/Header/Case-Law/HUDOC/HUDOC+database/

AVR. İNSAN HAKL. MAH.'nin FRANSIZCA sitesi :

http://www.echr.coe.int/echr/

AVR. İNSAN HAKL. MAH'nin KARALARI kapsamında TÜRKÇE geniş erişimli bir site:

http://www.anayasa.gen.tr/aihm.htm

AİHM'ninSTRASBOURG'daki merkezinde çalışmış olan Hukukçu Vahit BIÇAK'ın ülkemizdeki ilk önemli araştırma olması bakımından aşağıda ayrıntıları bulunan kitabını tavsiye ederim:

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARLARINDA İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ, Derleyen ve Yorumlayan : Vahit BIÇAK, Liberal Düşünce Topluluğu, Ankara, Temmuz 2002. Yayınevi için : www.liberal-dt.org.tr


HAKSIZLIKLAR ve HUKUKSUZLUKLAR içre TERÖRE DUR demek için elbirliği ile çalışmalıyız.

ALLAH (C.C.) korusun korkarım yarın çok geç olabilir.

Esen kalınız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok haklısınız, daha bir iyi yıl dileğiyle

Kadri KANPAK 
 22.12.2009 23:49
Cevap :
Kadri Bey var olunuz. Ekonomik sefilliklerimizi ortaya koyan güzel yazılarınızı okuyorum. Ben de Yeni Yılınzı kutlar sağlık esenlik dilerim.  23.12.2009 11:10
 

Terör, taşkınlık ve kontrolsüz tepki; uğraşızlığın işsizliğin yansıması. Bir tarafta toplumsal huzuru bozan diğer tarafta onlara haddini bildirecekler; sanki devlet ortadan yok olmuş gibi, sevgiler

Kadri KANPAK 
 21.12.2009 12:01
Cevap :
Durum ortada KADRİ Bey. Demokrasilerde her iş yeteneğe göredir. Çarpıklık burada başlıyor. Yazdığını gibi ortada bir aş-iş kavgası var: TOPRAK AĞALIĞI, kapitalist gidiş önlenmeden bu işler çözülmez. İyi niyetle tasarlandığını düşündüğün ancak İÇİ bir türlü doldurulamayan AÇILIM, GENAR'ın araştırmasına göre bugün %34 oranında bir destek görmektedir. Şimdi ne olacak? sIRTINI SİLAHLI SİNSİ BİR terör örgütüne bağlayan bir siyasi oluşum nasıl DEMOKRAT olabilir? Bence PARTİ değil içindeki IRKÇI, AYRILIKÇI, TERÖR'e de TERÖRİST'e de destek veren kişiler cezandırılmalı idi. Kavgacı kiracı gider yerine aklı başında başkaları gelir!Oysa Batı'da olsun bizde olsun PARTİ KAPATMA diye bir olgu var.Bu yanlış. Ben olayları irdelerken mer'i kanunlar çerçevesinde bu parti kapatılsın demiştim.Şimdi İKTİDAR S.P.Kanunu ile Mülkiyet Kanunlarını tez elden değiştirmek yoksulu, marabayı, küçük çiftçi le topraksız yurttaşlarımızı rahatlatmak zorundadır. Yoksa bu alanlardan çıkacak kişiler ortalığı karıştıracak.  21.12.2009 17:50
 

Aslında tüm dedikleriniz tam da doğru benimsediklerimden. Yalnız burada terör destekçilerini tepelemek için toplanan grupları da kınamak gerekiyor. Hak hukuk içinde kalan insan suçluyu linç etmeyi düşünmez. Bırak düşünmeyi, polisin bile suçluya gereksiz şiddet uygulamasına karşı çıkar.

Muharrem Soyek 
 27.11.2009 15:07
Cevap :
Muharrem Bey haklısınız.Elbette hukuk içinde kalmak şartı ile bütün tepkileri vermek gerekir. Ne ki insanoğlu hukuku da çiğneyerek hakkını almayı ve görüşlerini kamuoyuna duyurmak yoolunu seçebilir.Bana göre de hukuka göre de 'terör övgüsü' yapılmaı ve 'terör örgütü propagandası yapılması' suçtur! NNasıl olur da türlü silahlar ile bombalar kullanarak bile bile arkadan adam vurmayı meslek edinmiş olan 'gündüz külahlı gece silahlı' kişillerin övgüsünü yapmak isteyen beyni yıkanmışlara karşı sessiz kalınabilir?Çoğu örnekte d egörüldüğü gibi Terör Örgütü ile onun syasi uzantıları örtülü bir biçimde müsamahaya mazahr olmakktadır. Bu yüzden AKP İktidarı yarındaan tezi yook güvenlik için her türlü tedbiri almak zorundadır. Yoksa yarın çok daha korkunç gelişmeler ile yüzyüze kalacağız. Kaldı ki terörü önlemek için tek yok başından beri görüldüğü gibi Güvenlik Güçlerinin gücünü göstermesi ve yer yer de musamaha göstermessi değildir.Diğer toplumsal ve kültürel çözümler yanında adalet ne olacak?  23.05.2013 19:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 992
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster