Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mayıs '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
566
 

Dengenin dengede kalabilme savaşımı!!!

Dengenin dengede kalabilme savaşımı!!!
 

Hayat!..
Bilinen ve bilindiği kadarıyla görünen bu hayat; boşluğunda hareket halinde duran gezegen, yıldız, uydu, meteor ve uzay cisimleriyle tüm evren; üzerinde yaşayan, her biri ayrı yaşama şekil ve yetisine sahip tüm canlılarla birlikte bu dünya, bir denge üzerine kurulu, hassas bir denge!

Yaşam; yaşamı yaşam yapan tüm varlık, kavram ve oluşumlarıyla herşey! Soyut-somut, ruhani-maddesel, hayali-gerçek, geçici-kalıcı tüm kavram ve nesneleriyle hassas bir balans üzerine inşa edilmiş bir "karşıtlıklar arenası"dır hayat!

Arena diyorum: Çünkü hayatın kendisi bir savaşım, bir mücadele; yaşama ve hayatta kalma mücadelesi! Tüm karşıtlıklar dengenin dengesini kaybetmemesi için var, denge dengede kalabilsin diye biraradalar!

"Siyah", "beyaz"ı beyaz yapmak için vardır; "iyilik", "kötülük" olduğu sürece anlamlıdır! "Güzel", güzelliğini "çirkin"e borçludur; "yanlış", "doğru" varolduğu için yanlıştır! Gece, gündüzü kovalar durur, hiç yorulmak bilmeden; karanlık aydınlığın yolunu bekler hiç umudunu yitirmeden!

Karşıtlıkların her biri, karşıtı varolduğu için vardır, kendi anlamını karşıtına borçludur. Biri olmadan diğeri varolamaz. Tüm tezatlar -karşıtını tüketmeden- birbirinden beslenir.

Bu dünya, üzerinde insanoğlu varolduğundan beri, hep savaşımlara sahne olmuştur: Doğruyla yanlışın, güzelle çirkinin, hayalle gerçeğin, heple hiçin, zenginle fakirin, haklıyla haksızın, zalimle mazlumun, yalanla doğrunun... ama en çok da melek-şeytan temsilinde iyi ile kötünün!!! Ve iyiyle kötünün bu savaşımı insanlık tarihinin ilk oluşumundan bu yana mitolojiden masallara, edebiyat ve tarihten sinemaya pek çok alanda tanrıların, hanedanlıkların, kralların, şövalyelerin… hep bir şekilde ve değişik kılıklarda mücadelesiyle hayat bulmuştur.

Her ne kadar tüm karşıtlar galip gelip yenilmemek için savaşsalarda, bu savaşın ne galibi vardır ne de mağlubu! Hangisi yenerse yensin, hangisi bu savaşımdan galip gelirse gelsin, bu galibiyet, her ikisinin de kesin olarak mağlubiyeti olur. Çünkü bin yıllardır berabere devam eden bu savaş son bulduğunda, -ki son bulması ancak dengenin bozulmasıyla mümkün olabilecektir- dengenin o hassas dengesi bir tarafın diğer tarafa baskınlığıyla bozulmuş olacaktır.

Hep iyi kazansın, hep haklı kazansın, hep güzel ve doğru olan kazansın desek de, hep bunu ümit etsek de, bunun gerçekten gerçekleşmesini dilemekle hayata ve hayatın dengede kalabilme savaşımına savaş açmış oluruz.

BIRAKIN!!! TEZATLARIN EZELİ SAVAŞI HEP SÜRSÜN, AMA HİÇBİRİ KAZANMASIN! KAZANMASIN Kİ, BÖYLECE KAZANAN, HEP AMA HEP VE SADECE YAŞAM OLSUN!!!

O yüzden ben, tüm kardeşlik ve barış yanlılarının 68’lerden bu yana ortak şiarı olan "SAVAŞMA SEVİŞ!" sloganına katılmıyorum ve diyorum ki: "HEM SAVAŞ, HEM SEVİŞ" ya da "SAVAŞARAK SEVİŞ!"

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben de zıtların olması gerektiğine, evrenin bize kaos gibi görünsede bir dengesi ve uyumu olduğuna inananlardanım... Ama yine de savaş... Ne biliyim işte insana sert geliyor bu kelime..:))) Sevgin çok savaşın az olsun.. Dengeyi bozmadan tabi ki..:)) sevgiyle kal

Yıldız... 
 19.09.2007 13:27
Cevap :
Savaş kelimesi sert geldiği için zaten savaşım kelimesini kullandım, ama pek işe yaramamış anlaşılan:-) Sevgi nefrete savaş açmadan, sevgisizlikle mücadele etmeden varolabilir mi hiç! Varlığını devam ettirebilmek için işte, belki bilmeden, hatta farkında bile olmadan savaşır durur nefretle! İlişkilerde sevginin azalıp nefretin çoğaldığı bugünlerde herkese bolca sevgi dileyelim ki denge bozulmasın. Sevgiler canım...  19.09.2007 14:52
 

UÇSUZ BUCAKSIZ BİR DÜŞÜNCE OKYANUSUNUZ VAR.. TIPKI GÖKLERDE UÇMAK GİBİ.. AMA EVRENİN BİLE BİR ÖLÇÜSÜ VARDIR. BUNU İNKAR EDEBİLİRMİYİZ.. DÜŞÜNCE UFKUNUN DA SINIRLARINI CÜMLELER İLE NASIL ÇİZEBİLİRİZ NASIL İFADE EDEBİLİRİZ? BİRKAÇ CÜMLE İLE LÜTFEN ..

HASAN ÇALIK 
 06.08.2007 23:12
Cevap :
Tıpkı evren gibi düşünce de uçsuz bucaksızdır. Sonu yoktur, sınırsızdır. Okyanusa bakıldığında gökyüzü ile denizin birleştiği yerde görülen ufuk çizgisi ufkun sınırı -ya da sonu, bittiği yer- değildir. Çünkü yaklaştıkça o çizgi uzaklaşır. Düşünce ufkunun da sınırı yoktur. Belki bir çizgi çizilebilir, ama asla sınır koyulamaz. Olay bakmakla ilgili, bakıp görmekle! Başını çevirip baktığın her yeri, her şeyi görmek... Sevgilerimle...  14.08.2007 13:56
 

Doğanın veya tüm evrenin dengede kalabilmesi için kendi haline bırakmak yeterli ve bu dengeyi mükemmel bir uyumluluk içinde sağlayacaktır. Ama savaş ifadenize şu anlamda katılıyorum ki; insan sürekli doğa ile ve onun yasalarıyla bir savaş içinde ve kendi lehine olcağını sandığı bir savaşı sürdürüyor. Böyle bir savaşı sadece doğa kazanabilir; insanı yok ederek!.. Umarım o gün hiç gelmez..

Bülent Korkmaz 
 13.07.2007 13:05
Cevap :
İşte doğayı kendi haline bırakmadığımız için doğa dengede kalmayı sürdürebilmek adına bir savaşım veriyor! Benim bahsettiğim savaş; insanların doğanın kanunlarına açtığı savaş değil, dengenin üzerine kurulduğu karşıtlıkların doğanın dengede kalmasını sağlamak adına -bilmeden de olsa- birbirlerine karşı açtığı savaştı. Bunca yoğunluğun arasında vakit ayırıp iade-i ziyaret inceliğinde bulunduğunuz için çok teşekkür ederim. Sevgilerimle...  13.07.2007 14:23
 

dalga gecmem satir arasi. Bana uymaz. Dalga gececeksem net gecerim. Sadece adinla yazini birbiriyle "mütenasip" gördüm. Tabii karsilasiriz. Bilmek isterim. Sevgiler.

pirmete 
 11.06.2007 11:31
Cevap :
Tamam da ne baarıyon; ne dedim ki ben:) Adımla sadece yazım değil, kendim de fazla mütenasibimdir; biraz da o yüzden bu ismi seçtim. "Tamam da ne diye ingilizce..." diye sorarsan; nasılsa karşılaşacakmışız, o zaman anlatırım. (Çok mühim ya sanki:)) En derin sevgilerimle...  11.06.2007 11:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 97
Toplam mesaj
: 45
Ort. okunma sayısı
: 1375
Kayıt tarihi
: 03.05.07
 
 

13.02.1976 doğumluyum. 2004 DEÜ Hukuk Fakültesi mezunuyum. Oldukça uzun ve sancılı bir öğrencilik dö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster