Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Temmuz '07

 
Kategori
Doğal Hayat
Okunma Sayısı
2383
 

Deniz, balıkçı ve martı

Deniz, balıkçı ve martı
 

Yaşadığı yerde deniz olmayan, yılda sadece bir kez deniz yüzü gören bizim gibi insanlar için, deniz eşsiz bir nimet... Bir başkalık... Denizi olan her yer bizim için bir cennet neredeyse:) O yerin küçük bir yer olması bile umursanmayacak bir durum ve o küçük yeri deniz yaşanılası bir yer haline dönüştürebiliyor.

Hele ki, denizin üzerinde yürüyen bir şeyler görmek, bunları oturup izlemek apayrı bir zevk.. Deniz üzerinde uçuşan, balıkları kovalayan, martılara hayranlıkla bakıyoruz. Bir kare fotoğrafını çekebilmek için martıları kovalıyoruz. Bir çok insana saçma gelebilir tüm bunlar belki ama, bunların da ayrı bir güzelliği var benim için.

Çanakkale'nin Kepez ilçesinin, Boğazkent'in sahilinde oturuyoruz, havalar çok sıcak malum... Rüzgar bile sıcak esiyor... Nefes alırken boğulacakmışız gibi hisse kapılıyoruz... Sahilin kıyı kesimlerinde sıra sıra ağaçlar var. Söğüt ağaçları, zeytin ve iğde ağaçları... Çanakkale'yi bilenler bilir. Poyrazı meşhurdur, sürekli bir rüzgar söz konusu... Deniz kenarında gezinti yapmak isterseniz poyrazı göze alacaksınız. saç falan darmadağınık, sersem bir vaziyette eve dönüyorsunuz. Rüzgar lodostan eserse ne ala... Serinlemek istediğimizde ise soluğu deniz kenarında alıyoruz.

Akşamları sahilde oturup boğazı seyretmek çok güzel... Çanakkale boğazı hiç boş durmuyor bu arada. Boğazkent'in ilerisinde liman oldugu için yük gemileri sürekli hareket halinde, biri gidip, biri geliyor... Geceleri de belli bir saatte, Çanakkale'lilerin adını AŞK GEMİSİ koydukları büyük bir yolcu gemisi geçiyor. Sırf onu izlemek için akşam yemeklerinden sonra deniz kenarına gidiyoruz. Gemi bütün ışıklarını yakmış ve bütün ihtişamıyla salına, salına geçiyor boğazdan. Uzak diyarlara bir gelin götürür gibi nazlı nazlı yürüyor denizin üzerinde.

Bir balıkçı ve martının dostluguna şahit oluyorum bu arada. Martı, balıkçının balıktan dönmesini bekliyor denizin üzerinde uçarak... Tek başına uçuyor, yalnız bir martı olmalı. Etrafında başka bir martı yok. ''Yalnız uçmak ne kadar zordur '' diyorum arkadaşıma ''Uç uç nereye kadar, hep de yalnız uçulmaz ki..'' balıkçıyı bekliyor o '' diyor arkadaşım. Çok geçmeden balıkçı geliyor motoru ile.. motorunun üzerine dikilmiş, ellerini önüne bağlamış dimdik bir vaziyette. Motorunun denizin üzerinde hafif sallantıları bile onun dengesini bozmuyor. Balığa çıkarken ve balıktan dönerken o vaziyette dururmuş her zaman. Balık tutmaya giderken dua edermiş, dönüşte de şükür edermiş Tanrı'ya. Ve o ''yalnız'' martıya verirmiş tuttuğu balıklardan her balık dönüşü... O olmuş... Şimdilerde her ıslık çaldıgında gelip balıkçının omuzuna konuyormuş .Oysa başka balıkçılar da var etrafta... Şaşırıyorum... Martı balıkçıyı ıslığından nasıl tanıyor?. balıkçı ona balık veriyor, martı ona dostlugunu..

Balıkçı ve martı..

Martılar bana insanla deniz, insanla kuş, kuşla deniz arasındaki bağları hatırlatıyor. Martılar için, yalnızlık ölümden acıymış. Ölümden ve açlıktan korkmazmış martılar.. Çünkü onlar yaradılışlarından gelen yaşam sevinci ve umudu ile bunu umursamazlarmış. İçleri hep hayat dolu olduğu için, her gelen günü umutla ve neşe ile karşılarlarmış..

Küçük bir martı kadar olamıyor muyuz acaba diye düşündüm. Denizin üzerinde kanatlarını açarak, mağrur bir şekilde uçan, balıkçı dostunu sabırla bekleyen martıya bakarak...

Deniz üzerine

Ne çok aşklar görmüş,
Ne çok gözyaşı akıtılmıştır üzerine.
Üzerinde yiten ufka bakıp da,
Ne çok yaşamlar son bulmuştur..

Ne çok sevdalı öpüşmüştür üzerinde..
Üzerine edilen yeminlerle.
Ne çok aşklar bitmiştir..
Ne çok sevdalı kavuşmuştur gemilerinde ve sahillerinde..
Ve ne çok lanetler okunmuştur üzerinde.

Ne keyifler yaşanmıştır, şerefine kaldırılan kadehlerle,
Mehtaplı, bulutlu gecelerinde.
Coşkulu, hüzünlü ve sevda yüklü..
Ne şarkılar söylenmiş, ne şiirler yazılmıştır üzerine.

Gemileri, taç giymiş bir gelin gibi süzülür,
Akşam vakitleri üzerinde.
Bazen aşık olunası kadar güzel..
Bazen bir çocuk gibi hırçın.. şımarık..
Bazen öfkeden çıldırmış,
Bazen..masum bir çocuk gibidir..
Sessiz.. ve derin deniz..

Y.Z

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hem deniz hem Çanakkale'deki deniz... Ne kadar şanslısınız..:)) sevgiler

Yıldız... 
 04.08.2007 18:17
Cevap :
Çanakkale'li oldugum için gurur duyuyorum:)) Denizi ve insanları bambaşkadır. Sevgiler.  06.08.2007 11:16
 

taşmış da gelmişsin. ne de güzel gelmişsin. martılar gibi göklerden süzüle süzüle...mağrur, özgür, umutlu ve sevinçli ...

Neşe İleri 
 25.07.2007 15:19
Cevap :
Aynen öyle geldim işte Neşe'cim:)) çok teşekkürler paylaşımın için.  25.07.2007 15:46
 

kuşlar arası ayrımcılığa son. karga da olsa kuş kuştur. bir de o ikisinin fotosu olsaymış tam süper olurmuş...

karga 
 24.07.2007 14:52
Cevap :
Gün gelir kargayı da yazarız:) resimleriyle beraber.. Teşekkürler.  24.07.2007 14:58
 

Yüreği güzel insan,sevgili Sema Hanım,bir insan denize olan hasretliği ancak bu kadar güzel anlatabilir,Denizde yaşamanın o dayanılmaz keyfini ancak bu kadar hissetirebilir ve sonunda denizi geride bırakmayla beraber insanı saran bir ayrılık hüznü,bir özlemki dayanılası şey değil...Hele deniz tadında,denizli şiirler ise bu yaz sıcağında insanın teninde serin esintiler bırakır gibi...Bu güzel yazıya dökülecek onlarca mısra var daha ama sayfalare kafi gelmiyor..İyisi mi yazmaya,üretmeye ve bizleri zenginleştirmeye devam ediniz...

İbrahim kaya 
 23.07.2007 10:42
Cevap :
Deniz.. güzel paylaşımlar sunuyor bize öyle değil mi ibrahim? Ben de sana bu güzel paylaşımın için teşekkür ediyorum. sevgilerimle:)  23.07.2007 12:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 319
Toplam yorum
: 4719
Toplam mesaj
: 557
Ort. okunma sayısı
: 1362
Kayıt tarihi
: 29.10.06
 
 

"Ben; hiç yalnız kalmadım... Kalabalık bi ailede yere atılan yataklarda Yan yana, baş başa, el el..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster