Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mayıs '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
7446
 

Deniz Baykal’ın Kaset Olayının Gerçek Yüzü!

Deniz Baykal’ın Kaset Olayının Gerçek Yüzü!
 

Deniz Baykal’ın Kaset Olayının Gerçek Yüzünü açıklıyorum!

Efendim gündemimiz o kadar hızlı o kadar hızlı ki, koparılan sayfalar seyrek düşüyor. Deniz Baykal’ın kaset olayı da gündeme “atom bombası” gibi düşünce zaten karma karışık olan ortalık daha beter karıştı.

Olayın patlak verdiği sırada internette değildim. Ben yokken olmuş ne olduysa. Ondan sonra ver elini Hiroşima…

İlkin kaset olayına değinelim ardından da istifaya bir göz atalım, sonra da kafamıza göre takılırız.

Kaseti izlemedim. İzlemem de… Bundan önceki nice kaset skandalında yaptığım gibi izlememeyi tercih ettim. Bu bir seçim meselesi, tercih farklılığı değildir. Bu iliklerimize kadar işlemiz “dedikodu” kültürünün ne yazık ki acı bir yansımasıdır aslında.

Dedikoduya olan merakımız her zaman özel hayatları deşifre etmeye teşne oluşumuza sebep olmuştur. Ali yapmıştır, Veli yapmıştır o mühim değildir. Önemli olan olay sonrası çıkan manzaradır.

Televizyonlarımızda hala reyting rekorlarını magazin programları kırıyorsa; lastik gibi uzatılan diziler hala popülerse; üçüncü sayfa haberleri dışında bir haber niteliği taşımayan haber programları hala zirvelere oynuyorsa kimse kusura bakmasın ama bunları da hak ediyoruz demektir.

Burada Deniz Baykal’ın başrolde oynuyor gözükmesi kimseyi yanıltmasın. Burada başrolde ve yan rollerde olan kişilerin sosyal dejenerasyondaki rolleri değildir ele alınması gereken. Yani bugün Baykal olabilir yarın başka bir ünlü ya da VIP kişi. Olayın arka planı ve görünen yüzü değişmeyecektir.

Daha henüz tartışma kültürünün yerleşmediği bir toplumda; tartışma deyince ağızdan çıkan salyaların anlaşıldığı bir kalabalıklar toplamında etik ya da ahlak değerler denilen şeyleri mumla hem de samanlıkta arıyorsak elimizdeki mumun düşerek ortalığı alevlerin kaplaması da kaçınılmaz bir risk olacaktır haliyle…

Bu zaviyeden bakıldığında rakipleri alt etmenin en etkili taktiklerinden birisi çamur at izi kalsın mantığıyla açıklanan çeşitli oyunlar/dalaverelerdir. Bu iç mihrakların işi olabileceği gibi dış mihrakların etkili olduğu bir sebep-sonuç ilişkisi olabilir. Orası siyaset bilimcilerin bileceği iştir. Bizim işimiz sosyal plan…

İşte bahse konu olan kasetin izlenmesi dahi istemeden de olsa o kokuşmuşluk içerisine kitlelerin çekilmiş olması demektir. Zira görüntülerin gerçek olup olmamasının tartışmaya çalıştığımız ahlaki alt yapı ile ilgilisi yoktur. Bu toplumun kokuşmuşluk derecesinin yüksekliği ile paralel ilerleyen bir barometredir sadece. Eğer “siyasal liderlerin topluma örnek olmaları babında ikili ilişkilerine dikkat etmeleri gerekiyor” konulu bir tartışmanın içerisinde olsaydık o zaman kasetin önemi olabilirdi.

Şu anda böylesi bir tartışmanın yeri değildir, kaldı ki siyasal liderler ikili ilişkilerinde örnek olmak zorunda da değildirler. Çünkü hiçbirisi peygamber değildir. İlahi bir vahiy ile topluma örnek olmaları gerekmeyen insanların özel hayatlarındaki ilişkileri yalnız kendilerini ilgilendirir.

Siyaset adamı, bilim adamı, üst düzey devlet görevlisi vb kişilikler elbette davranışlarıyla da örnek olursa daha şık olur. Ama bunu dayatamazsınız. Bu şuna benzer; sana liderlik payesi veririm ama hiç hata yapmayacaksın, ya da hiç yanlışın olmayacak!

Ahlaki değer yargıları elbet bir toplum için önemlidir. Liderler ahlaklı olmalıdırlar. Ancak ikilik ilişkilerindeki tercihleri/hataları/doğruları yalnızca kendi ilişkilerini ilgilendirir. Her liderin hata yapma lüksü vardır. Hatasının bedelini bir şekilde öder ancak bu o hatayı deşifre etmeyi gerektirmez.

Dedikoduculuktan da öteye geçerek o kişileri linç etmeye kalkışmak o kişinin değil toplumun değer yargısında sorun var demektir. Neticede olduğu varsayılan uygunsuz durumdan iki taraf etkilenir. Oysaki toplumu ilgilendiren politikalarda etki bütün toplumu ilgilendirir. Esas teyakkuzda olunması gereken hadiseler o kulvardadır.

Bütün bunları yazınca birden kendimi Deniz Baykal’ı savunuyormuş gibi hissettim. Gayem o değil. Zaten kendisi avukattır, kendi kendini savunur. Burada kendisinin şahsiyeti yahut siyaseti konu edilmemiştir. Bunlar ayrı bir konudur… Değinmeye çalıştığımız içine düşürüldüğümüz kokuşmuş ve kirli; afişe olmuş toplumsal yozlaşmadır.

** ** **

İkinci kısıma geçecektim. Yani istifa kısmına. Ancak yazı uzadı. Onu da başkası yazsın :) Ben esas sırrı vereyim artık.

Deniz Baykal’ın Kaset Olayının Gerçek Yüzünü açıklıyorum! Dediğime bakmayın. Dikkat çeksin diye yazdım:))

Ancak, bu olayla doğrudan ya da dolaylı bağlantısı yok biliyorum ama bizim Seyfidönüşüm muhteşem oldu” derken bir bildiği mi vardı acaba? :)

Sevgili yardımcım/asistanım/redaktörüm hakikaten de muhteşem bir dönüş yaptı, bir geldi pir geldi, siyaset sahnesi karıştı azizim :)))

Sevgi ve muhabbetle kalınız..

Murat HACIOĞLU

W E B B E N

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ama başlık yazının hakkını vermiş gördüğüm kadarıyla eee 2521 kişi okumuş daha ne olsun :)) işin espirisi bu ama bu gündem beni gerçekten ilgilendirmiyor çünkü sn.baykalın yediği nane ne ise beni gerçekten ilgilendirmiyor ... ama gündemde yaratılan manşet havaları yüzünden çok öenmliymiş gibi lanse edildi...bana ne yada kime ne yaptığı hata kendi ve ailesini ilgilendirir ama olayın birde siyasi görüşe karşı yapılan çirkin bir oyun olması ve siyaset denilen şeyin ne kadarda kötü ve dediğin gibi nerdeyse dedikodularla yol aldığını görmek beni daha da ilgilendirip üzüyor...yani ben asıl ikinci yazını bekliyorum :) istifa neden !!sabırsızlıklar bekliyorum...

B Gelincik 
 14.05.2010 8:17
Cevap :
:)) Teşekkür ederim. Katkı ve yorum için ve ayrıca da gaz için. Aslında ikinci yazıyı askıya almıştım, yazsam mı yazmasam mı diye ikilemdeydim. Madem merak unsuru şeyetmiş o zaman yazayım yahu :)) Sevgi ve muhabbetle  14.05.2010 11:31
 

Ve bu kirlenmelerde yaşanan toplumsal deformasyonlar... Üzgünüm ülkem adına...

Emine Supçin 
 12.05.2010 21:55
Cevap :
Bu tıpkı neye benziyor biliyor musunuz? Balona... Şişirdikçe genişliyor ve eski haline dönemiyor... Daha iyiye gitmeyi ümit ederken hep daha vahim tablolarla karşılaşıyoruz ve müzayede yapma fırsatını bile bulamadan satın almak zorunda kalıyoruz.. Sevgi ve muhabbetle  12.05.2010 22:48
 

Herhangi biri genel kabul görmüş toplumsal mantığa uymak zorundadır ancak uymaması kişisel ve medeni hukuk kapsamında ailesel problemidir bu açıdan yayanlarda ayıp etmiş, yapanda yayınlayanlarda bence aynı kefede....

Kadri KANPAK 
 12.05.2010 17:11
Cevap :
Yapan-yayınlayan-yayan üçgeninde en masum olanı "yapan"dır. Zira toplumsal dejenerasyon "yapan"lar yüzünden değil "yayan"lar yüzünden yaşanıyor. İnsanların bazı kusurları örtülmelidir. Çünkü yaptığından (eğer yaptıysa) pişman olma şansı da var. Afişe edildiğinde pişmanlığı da fayda etmez. Dinimizde buna dair hüküm vardır. Müslüman müslümanın ayıbını örtmelidir ki Allah da onun ayıbını örtsün. Tabi o çok ince bir noktadır, hassas bir dengeyi gözetir. Yani bazı kusurlar örtülürken bazısı da deşifre edilmelidir. Konu uzun, iki cümleyle ancak bu kadar anlatabildim :) Sevgi ve muhabbetle  12.05.2010 22:54
 

Seyrettim de! Çoraplarını giyen bir adam var görüntüde!! Herkes çorap giyiyor kardeşim! Hadi kirli olsa neyse!! Neyse!!

Ahmet Balcı 
 12.05.2010 16:48
Cevap :
Ben yaz-kış çorapsız durmam abi. Çıkmam yani. Ayakları sıcak tutmak lazım. Ne demiş Lokman Hekim "Ayağını sıcak tut, başını serin; mideni tok tut, düşünme derin".  12.05.2010 17:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 660
Toplam yorum
: 3284
Toplam mesaj
: 140
Ort. okunma sayısı
: 1657
Kayıt tarihi
: 08.12.08
 
 

Allah kimisine “Yürü ya kulum” demiş. Ben onu “Yürü, yaz kulum” anladım. Yürü anca gidersin manas..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster