Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mart '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
2770
 

Deniz Baykal tornistan çifte standardistan

Deniz Baykal tornistan çifte standardistan
 

Başta anamuhalefet partisi lideri Deniz Baykal ve Basın Konseyi başkanı Oktay Ekşi olmak üzere, AKP'ye açılan kapatma davası sebebiyle içten içe sevinen, bayram eden herkes, Yargıtay Başsavcısına yapılan eleştiriler üzerine onu kanatları altına almışlar. bir hukuk ve yargı havarisi kesilmişlerdi.

"Yargıya saygılı olun, yargının kestiği parmak acımaz" diyorlardı.

Ne ilginç bir tesadüftür ki; Ergenekon soruşturması çerçevesinde, İlhan Selçuk, Doğu Perinçek ve Kemal Alemdaroğlu'nun gözaltına alınması üzerine yine ilk yaygarayı koparanlar aynı kişiler oldular.

Hani hukuk devletinde yaşıyorduk. Herkesin hukuka güvenmesi ve saygılı olması gerekiyordu!

Gözaltına alınmalar da yargı bürokrasisinin bir parçası değil midir? Sonunda son sözü savcılar ve yargıçlar söylemeyecekler midir?

Yoksa böyle bir soruşturmaya kalkıştıkları için onlar cumhuriyetin savcıları ve yargıçları olamazlar mı?

AKP'ye kapatma davası açan savcı cumhuriyetin asıl savcısı, onlar üvey savcıları mı?

Ya da satılmışlar, AKP'nin savcıları mı olmuşlar demek istiyorsunuz?

Aynı olayları Şemdinli davasında, Van 100.yıl Üniversitesi rektörünün davasında yaşamıştık.

Bu davalar dolayısıyla görevli savcı ve hakimlere olmadık ithamlarda ve saldırılarda bulunmuşlardı.

Yani, sizin siyasi görüşlerinize ve menfaatlerinize uygun davranan savcı cumhuriyet savcısı aykırı davrananlar değil, öyle mi!

Böyle bir mantık olabilir mi? Bu mantık bizi nereye götürür? Bunun sonu kaos değil midir?

Son yaşanan olaya gelecek olursak; daha işin aslını faslını öğrenmeden yapılan bu tepkiler, koparılan yaygaralar, iktidara yapılan suçlamalar doğru mudur? Bunlar bağımsız yargıyı itham etmek, ona müdahale etmek değil midir?

Kendilerinin AKP kapatma davasında söyledikleri gibi, yargıya güvenerek soruşturmaların sonucunu sükünetle beklemeleri gerekmiyor mu?

Yoksa bu memlekette gayri yasal oluşumların olduğunu düşünmek bile yanlış mıdır? Bizler hukuka çok saygılıyız, böyle oluşumların olması imkansız mıdır demek istiyorsunuz?

Yani bu ülkede her şey hukuka uygun mu yürüdü? Meşru iktidarlara dokunulmadı, darbeler hiç yapılmadı mı? Kont-gerilla olayları olmadı mı? Faili meçhül cinayetler işlenmedi mi? Susurluk olayı yaşanmadı mı?

Beraatı zimmet esastır ama söz konusu İlhan Selçuk olunca benim için hiç de sürpriz olmadı. Eminim Hasan Cemal için de sürpriz olmamıştır. Hasan Cemal'in "Kimse kızmasın hayatımı yazdım" adlı kitabını okursanız veya okuduysanız, İlhan Selçuk'un 12 Mart 1971 Muhtirasından önce, kominist bir darbe için ne kadar da aktif olduğunu, genç subaylarla ne türlü ilişkiler içerisinde olduğunu görebilirsiniz.

Yeri geldiğinde hukuk hukuk tutturanların, hukukun üstünlüğünden dem vuranların mazilerinin hiç de onları doğrulamadığını ve ne kadar da hukuktan uzak olduklarını görüyoruz.

Bana uyarsa hukukun üstünlüğü, uymazsa hukuksuzluk! Olay bu kadar basittir.

Kaderin bir cilvesi; sanıyorurum son yazısında İlhan Selçuk, Ergenekon davasının uydurma bir dava olduğunu iddia etmişti! Demek ki bu davadan pek hoşnut değilmiş!

Malesef, Türkiye'de yapılan her gayri meşru müdahalenin alkışcıları mutlaka olmuştur. Son günlerde böyle bir müdahale hazırlıkları hissediliyordu. Ergenekon soruşturmasında iddia edilen böyle bir oluşumdur. Gerek iddiaları ve gerekse sanıklarıyla çok zor bir dava. Eğer demokrasi rüştümüzü ispat etmek istiyorsak bu davayı, ne pahasına olursa olsun mutlaka sağlıklı bir şekilde sonuçlandırmamız gerekiyor. Günlük siyasi tartışmalarla bu davanın örtpas edilmesine sebep olursak büyük bir fırsatı kaçırmış olacağız.

Aslında Ergenekon davasının, 12 yıl önce üzerine gidilemeyen Susurluk davasının bir uzantısı olduğu unutulmamalı ve gözden kaçırılmamalıdır.

Ve Sayın Deniz Baykal, tam da son günlerde hukukun üstünlüğünden dem vurmaya başlamışken yeniden hukuksuzluk noktasına geldiniz. 27 Nisan e-muhtirasına da çok sevinmiş ve umutlanmıştınız. Ama hiç boşuna sevinmeyiniz, umuda kapılmayınız. Sizin de büyük katkılarınızla iktidar düşürülse bile size teslim edilmeyeceği gün gibi ortada. Üstelik kazdığınız kuyuya kendiniz düşecekmişsiniz gibi gözüküyor!

Süheyl Batum gibi, yeni yeni adaylar ortaya çıkmaya başladılar bile. Etme bulma dünyasıdır. Delegelerini ayarladığınız CHP'de de bakarsınız bir sabah darbe gerçekleşiverir! Benden hatırlatması...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yarası olan gocunur derler ya bana böyle geliyor, savaş yanlısı irkçı liderliğinde CHP enternasyonelden atılacaktır. sol adına yaptıkları deniz baykal döneminde bütün chp ilkelerine dahi ihanettir. degerlendirmeleriniz çok yerinde kaleminize kuvvet saygılarımla..

Salih ERDAGI 
 22.03.2008 9:05
Cevap :
Ben de sizin görüşlerinize aynen katılıyorum. Yorumunuz için teşekkür ediyorum. Saygılarımla.  23.03.2008 13:03
 

Susurluk ta Ergenekon da derin devletin iki ayrı kelimeyle ifadesidir. Biz birinciye iştahla saldırır, ipini pazara çıkarırız, ikincide suspus oluruz. Çünkü ucu bize dokunuyor. Savcıların, Yargıtay'da olanı iyi, Şemdinli'yle Ergenekon'da olanı kötüdür. Biz demokrasiyi, hukuku, insan haklarını böyle yorumlarız. Siz yazmaya devam edin. Belki bir gün anlarız. Selamlar.

Hüseyin Atacan 
 21.03.2008 23:38
Cevap :
Merhaba Hüseyin Bey, güleriz ağlanacak halimize. Yorumunuz için teşekkür ediyorum. Selam ve saygılarımla.  22.03.2008 13:21
 

Savunduğunuz gazetecinin II.Cumhuriyetçi olduğunu biliyorsunuzdur. Atatürk İlke ve İnkilap’larını kabul etmeyen, Ermeni Soykırımı’nı kabul eden gazetecilerden pek haz almam.Bundan dolayı beni sabit fikirli olarak görüyorsanız bir şey diyemem.Önemli olan belli konular da değişmek ya da kaba tabirle dönek olmak değil dönek olmamaktır. Selamlarımla

Işın Çavdar 
 21.03.2008 21:16
Cevap :
Önceki yorumunuzda bir noktayı atlamışım; ben iktidarı savunmuyorum, demokrasiyi savunuyorum. Yazılarımı okursanız yeri geldiğinde iktidarı nasıl acımasızca eleştirdiğimi görürsünüz. Gelecek nesillerin İlhan Selçuk'un yaşadıklarını yaşamamasını istiyorum. 12 Mart'ta kendileri bir kominist darbe planlarken faşist darbeyle karşı karşıya kaldılar. İkisi de totaliter rejim. Yani kendileri işkence yapacaklardı onlara işkence yapıldı. O dönemin bir savcısının anlattığına göre kominst darbe gerçekleşseymiş binlerce insan öldürülecekmiş. Hasan Cemal'e gelince Ermeni soykırımını kabul ettiğini duymadım. Atatürk inkılaplarına da karşı olduğunu duysam inanmam. Çünkü eşyanın doğasına aykırı. H. Cemal 1930'lara saplanıp kalınmasına, bağnazlığa ve laikliğin istismarına karşı. Güncelleştirilmesini ve modern dünyayla entegre olmasını istiyor.  21.03.2008 21:45
 

Mafya babalarınında avukatları vb. vardır.Adam öldürten mafya babaları suçsuzmu dur? Bir haftadır en büyük gürültüyü hükümet çıkartırken hükümeti savunmanız çok ama çok ilginç. Üstüne üstlük Hasan Cemal gibi geldiği yere ihanet eden birini örnek vererek Selamlarımla

Işın Çavdar 
 21.03.2008 18:12
Cevap :
Hayat bir değişimden ibarettir. Değişim yoksa bir problem var demektir. Siz değişen insanları damgalıyorsunuz ve aynı zamanda çelişkiye düşüyorsunuz. Karşı taraftan biri değiştim diyor, ona "hayır değişemezsin sen eski sensin" diyorsunuz. Sizden biri "değiştim" diyor ona da "hain" diyorsunuz. Demek ki tek ve mutlak doğru hiç değişmeyen sizsiniz! Sabit fikirlilikten kurtulup olaylara empatiyle bakmanızı, az da olsa karşı görüşlerin de haklı olma ihtimalinin olabileceğini, kendinizin de belki yanılmış olabileceğini düşünmenizi öneriyorum. Saygılarımla.  21.03.2008 20:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 337
Toplam yorum
: 1342
Toplam mesaj
: 70
Ort. okunma sayısı
: 3844
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Hukukçuyum... Hukukun üstünlüğünün ve hukukçunun saygınlığının ülkemde gelişmesini ve kalıcı olma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster