Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Kasım '08

 
Kategori
Özel Günler
Okunma Sayısı
797
 

Deniz gözlü Atam

Deniz gözlü Atam
 

1881 - ....


Bugün 10 Kasım ! Artık çok geç. O yok ! Bu önemli tarihi günde bu blogda Atamıza, Mustafa Kemal Atatürk'ümüze yazmak istediğiniz değerli düşüncelerinizi yazmanızı diliyorum.

Atatürk'ümüz yok artık 1938'den beri. Sadece genç Türkiye Cumhuriyeti için değil, bütün Dünya'nın lideriydi o. Çağdaş düşünce yapısıyla özgürce düşünen insandır, yegane komutandır o. Atatürk'ü hala beynimizde, yüreklerimizin en değerli mertebesinde bulunduran şey Ata'nın yenilikçi, ileriyi görmesi ve ilkeleriyle yaşayan bir efsane olmasıdır. 70yıldır onunla yaşıyoruz, onun yolundan daima ileriye , yeniliklere, çağdaşlığa yürüyeceğiz. Uğruna sayısız güneşin battığı bu vatanın atası, komutanı. Yarım asırlık ömründe dünyanın tarihini değiştiren insan.

Ne kadar şanslıyım ki; senin ilke ve inkılaplarınla büyüyüp, senin yolunda ilerliyorum. Her ne kadar beni, senden yadigar bu kutsal vatan topraklarından mahrum etmek isteyen, dahili ve harici bedhahların olsa da, senin çizdiğin bu yolda, mürşitlerin en hakikisi ilim ve fen ışığında durmadan, yorulmak nedir bilmeden ilerliyorum.

Hatırlıyor musun? Daha biz sana bu sözü vermeden sen bize ne demiştin: ” Yorulmadan, beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz; fakat arkadaşlar, yorulmamak ne demek? Elbet de yorulacaksınız! Benim sizden istediğim şey yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman dahi durmadan yürümek, yorulduğunuz dakika durmadan beni takip etmektir. ” Ne kadar ileri görüşlüymüşsün ki; benim benliğimi kemiren sorulara günümüz liderlerinden yanıt beklerken, 125 yıl önce doğmuş bir mucizeden, senden cevap alabiliyorum, benliğimdeki eksikliğimi ancak seninle doldurabiliyorum.

Ama bir o kadar da şanssızım ki; seni göremedim. Sana sarılıp, o öpülesi ellerini ellerimle kavuşturup, sıcaklığını hissedemedim. O tiz sesinle biz Türk gençliğine seslenişini hıçkıra hıçkıra ağlayarak dinleyemedim. Ama olsun. Her ne kadar seni görememiş olsam da bu bana dokunmuyor. Çünkü içimde senin yarattığın, senin bizlere öğrettiğin ilke ve inkılapların olduğu sürece; aklımda, fikrimde sen olduğun sürece kendimi hür hissediyorum.

Paşam; seni anlamanın her 10 Kasımda, yattığın o kabri ağlama duvarına çevirmek değil, tam tersine laboratuarlarda sabahlayıp, uzaya kapsüllerle Türk adını yazmak olduğunu özümsemiş durumdayım. O eşsiz eserinse söylediğin gibi, muhtaç olduğum kudretin damarlarımdaki asil kandaki mevcudiyetini benimsemiş olmakla beraber, ilke ve inkılaplarının ışığında hedefime doğru emin adımlarla yürümekteyim: Muasır medeniyetler seviyesine erişebilmek.

Seni anlamanın, senin şerefine dikilmiş bir heykelin önüne çelenk koymaktan ibaret olduğunu benimsemiş bazı gerici zihniyetler, beni ve benim gibi birçok Kemalist Türk gencini puta tapmakla suçluyorlar. Ata’m bunu bana nasıl söylerler? Bilmezler mi, eğer şu an anamızın adı Ayşe, Fatma ise; babamızın adı Yorgo, Niko değil de Mehmet, Ahmet ise bunu sana borçlu olduğumuzu? Şu an dünya üzerinde olan olaylar hakkında yorum yapabiliyorsak, sanatımızı özgürce icra edebiliyorsak, alnımız ak başımız dik bir şekilde “ Ne mutlu Türk’üm diyene! ” diye haykırabiliyorsak, bunların senin sayende olduğunu anlamıyorlar mı?
Zamanında askeri dehanla dize getirdiğin, büyük bir insanlık dersi verdiğin İngiltere Başbakanı Winston CHURCHILL bile ölümünden sonra: “Savaşta Türkiye’yi kurtaran, savaştan sonra da Türk ulusunu yeniden dirilten Atatürk’ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de en büyük kayıptır. ” Sözlerini sarf ederek seni anlamanın, senin fikirlerini benimsemenin önemini vurgulamışken, ülkeyi emanet ettiğimiz insanlar nasıl oluyor da hala seni anlamamakta inat ediyorlar? Buna anlam veremiyorum.


Senin bize manevi mirasın olan ilim ve akıl, seni anlamlandırmamızda en önemli rehber olmuştur bizlere. Sen bize hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış düstur bırakmadın. Senin sırrın olan tükenmez fikr-i icat kabiliyetin ışığında Türk milleti şahlanmıştır ve muasır medeniyetler seviyesine doğru dört nala koşmaktadır.

Sen yeter ki Rasattepe’de rahat uyu Ata’m! Bu güneş tepede oldukça senin altın sarısı saçların, üç tarafımızı çeviren denizler hep böyle dingin durdukça senin mavi gözlerin, düşmana acı ve elem denizi, bizlere ise umut kaynağı olacaktır.

Sen bu yurda gözlerini verdin, sen öldüğünden beri gökyüzü hazin bir mavi. İyi ki varsın Ata’m!Biliyorum, yukarılarda bir yerlerde bizi izliyorsun. Mekanın cennet, sana duyulan duygu minnet olsun. İyi ki doğdun Paşam! Hep kalbimizde ve aklımızda var olacaksın. 10 Kasımlarda sana ağlamasınlar. Sen hiç ölmedin ki!

Bugün 10 KASIM 2008. Atamızı titirmemizin 70. yıldönümü. Sevgili Atatürk'ümüzü bir daha saygıyla ve üstün bir sevgiyle anıyoruz.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

M. Kemal ATATÜRK
TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN KURUCUSU ve BİZİM ATAMIZ.....
1881 - ...........

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne güzel anlatmışsın,kalbindeki yerini ne güzel özetlemişsin,,,,,,,,son söz Ne Mutlu Türküm diyene,,,,,,,,,sevgiler yeğen,,,,,,

Alyoşa-Sevmek Güzeldir. 
 10.11.2008 14:41
Cevap :
Atamızın ilkelerini, sevgisini ilerletmek ve en yüksklere eriştirmek görevimizdir. Onun erişimlerini devam ettirmeliyiz.... sevgiler...  10.11.2008 17:12
 

kaleme aldığımız bloglarımız aynı cümle ile noktalanmış: Ne mutlu TÜRKÜM diyene! Yüreğine sağlık Gökhan,sevgiyle!

Serçe! 
 10.11.2008 14:06
Cevap :
Atamızın ilkelerini, sevgisini ilerletmek ve en yüksklere eriştirmek görevimizdir. Onun erişimlerini devam ettirmeliyiz.... sevgiler...  10.11.2008 17:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 749
Toplam yorum
: 2097
Toplam mesaj
: 46
Ort. okunma sayısı
: 1915
Kayıt tarihi
: 11.10.07
 
 

Yazmanın hayatın akışının bir parçası olduğu kanısındayım. 6 Mayıs 1982'de doğdum ve İstanbul Kar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster