Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Temmuz '17

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
32
 

Denizden gelen kız

Denizden gelen kız
 

DENİZDEN GELEN KIZ


16 Yaşında lise 2.sınıfta yazdığım öyküm.Hiç değiştirmeden paylaşıyorum...
 
DENİZDEN GELEN KIZ
 
Denizin engin suları ortasında ıssız, kimsesiz bir ada vardı. Şimdiye kadar hiçbir hayat izi görülmemişti bu adada. Ama çok geçmeden yakışıklı genç bir adam keşfetti o adayı, orada bir müddet yerleşmeyi düşündü.
 
Bu adam genç, tanınmış, herkesin sevdiği bir yazardı. Şehrin boğucu sıcağından, gürültüsünden usanmış biraz dinlenmek ihtiyacı duymuştu. Bu genç adamın ismi Oktay’dı. Sakin, sessiz bir hayatı vardı. Yalnızlığı sever, tabiata tapar, romantik bir yazardı. Babadan kalma Bebek’te güzel bir evi vardı. Yaşlı annesiyle birlikte yaşardı. Annesi her zaman ona;
 
_ Oğlum artık inadı bırak da evlen bak bir ayağım çukurda gözüm arkada kalmasın derdi. Ama nafile, Oktay kafasına uygun anlaşabileceği bir kız bulamamıştı. Şimdiye kadar aşk maceraları olmuştu ama hiçbirini ciddiye almamıştı, Oysa kızlar onun için canını bile verirdi.
 
 O ıssız adaya bir kere daha gelmiş ve oraya güzel, şirin bir kulübe yaptırmıştı. Burada hem dinlenecek hem de henüz yeni başladığı isimsiz romanını tamamlayacaktı. Motorunu kıyıya çekti, yanında gelirken kendine lazım olacak eşya, bir sürü konserve almıştı, arada sırada da motoruyla açılıp balık avlıyor ve kıyıda onları ızgarada pişirip iştahla yiyordu.
 
O kadar mutluyduk ki, kimse onu rahatsız etmiyordu, oturuyor, yatıyor, yazıyor, dinleniyordu.
 
Günleri böylece geçip giderken, çok sıcak bir salı günü sabah, yazı yazmış ve sonra dinlenmek için dışarı çıkıp şezlonga uzanmış güneşleniyordu, gözlerini kapatmış kim bilir ne düşünüyordu? O böyle düşünürken birden bir gürültü ile gözlerini açtı. Karşıdan son sürat bir deniz motoru geliyordu genç kız korkuyla
 
_ İmdat! yetişin motoru durduramıyorum, diye bağırıyordu.
 
Oktay motoru bir müddet endişeli gözlerle izledi sonra baktı ki motor ilerideki kayalara doğru gidiyor hemen atladı motoruna kıza yetişmeye çalıştı ama artık çok geçti. Büyük bir gürültü ile motor kayalara çarpmıştı…Oktay, telaşa kapıldı. Kız öldüyse kendini hiç
 
Affetmeyecekti. Daha çabuk davranabilirdi
 
. Sonra kendi motorunun durdurup ötekine atladı, genç kız cansız yerde yatıyor hiç kımıldamıyordu, Oktay onu kendi motoruna alıp kulübesine getirdi ve yatağına yatırdı. Başından ayrılmıyor, gözünü açmasını bekliyordu.
 
Böylece aradan dört gün geçti genç kız nihayet bir inilti ile uyandı ve önce nerede olduğunu anlayamadı, şöyle bir etrafına göz gezdirdi ne olduğunu anlamaya çalıştı. Sonra birden ağlamaya başladı     
 
_Rica ederim, sakin olun biliyorum mutlak bir ölümden kurtuldunuz ama metin olun.
 
 _Kaç gündür buradayım?
 
_ Dört gündür
 
_ Dört gün mü? Dediniz eyvah herkes beni öldü zannedecek.
 
_ Motora ne oldu?
 
_ Ben motor kullanmasını bilmiyordum, arkadaşlarla gezintiye çıktık sonra iddiaya girdiler, benim tek başıma o motorla gidebileceğimi söylediler, Bende şaka olarak tabi giderim ne olacak dedim. Bu sefer hadi git bakalım diyerek denize atlayıp kıyıya yüzdüler ve arkamdan güldüler, ne yapacağımı şaşırdım ve motoru durduramadım.
 
_ Geçmiş olsun yine de ucuz atlattınız isminiz nedir?
 
_ Evet haklısınız i·smim Şermin 
 
_ Benimki de Oktay. Bir yazarım dinlenmek ve romanımı tamamlamak için buraya geldim.
 
_ Sizi tanıyorum, son romanınız Hatıralar çok güzel bir eserdi.
 
_ Buna memnun oldum, Son yazdığım ondan da güzel olacak çünkü ismi yoktu siz dört gün uyurken tamamlandı ve ismi de Denizden Gelen kız oldu.
 
_ Onu okuyabilir miyim?
 
_ Tabii Ama önce yemek yiyelim güzel bir balık ızgara var
 
_ Çok güzel.
 
Bundan sonraki günlerde, çok neşeli geçti birbirlerine alıştılar ve sevdiler Sonra bir gün Oktay ona evlenme teklif etti. Annesi buna çok sevinecekti, istediği gibi bir kız bulmuştu.
 
O günkü gazeteler Şermin’den bahsediyordu. Baş sayfalarda arkadaşlarıyla girdiği bir iddia sonucu motorla denize açılan kız bir daha geri dönmedi diye yazılıyordu.
 
Oysa Şermin en mutlu günlerini yaşıyordu, Zaten kimsesiz bir kızdı… Düğün günü çok güzeldi, bütün arkadaşları sevinç içinde ondan özür dilediler, çok kalabalık bir salonda hayatlarını birleştirdiler herkes bu duruma memnun görünüyordu çünkü gelinle damat salona gelince herkesin yüzünde tatlı bir tebessüm dolaştı sonra Oktay’ın son eseri Denizden Gelen Kız’ın üçüncü baskısı yapılıyordu bütün arkadaşlarına şeker yerine o romandan dağıttı.
 
Ve düğün biter bitmez balayı için motora binip o ıssız adaya gittiler. Sizin de yolunuz düşerse oraya uğramamazlık etmeyin, o kulübe belki hala duruyordur.
 
 
Gülçin Tüzel Dokur

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 167
Kayıt tarihi
: 07.04.08
 
 

İzmit, 1955 doğumluyum. Emekli satış müdürüyüm. Lise yıllarından beri şiir, hikaye, güfte denemel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster