Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mayıs '09

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1354
 

Denizin ortasında, bir garip elektrik direği...

Denizin ortasında, bir garip elektrik direği...
 

Kor gibi yanan bir Ağustos gününün akşamında, evlere gizlenen insanlar biraz serinlemek umuduyla sokakları, deniz kenarlarını doldurdular. Gece olmasına rağmen hava hala çok ve boğucuydu. İçlerinden biri "tam da deprem havası" dedi, sıradan bir söz söyler gibi.


Etrafındakiler " aman Allah korusun " diye tepki verdiler. Ve saatler gece yarısına geldiğinde Değirmendere'de hala çok kişi ayaktaydı.

Selim saatin geç olduğunu ve işe gitmek için erken kalkacağını söyleyerek eve gitti ve kendini yatağa bıraktı. Onun uykuya daldığı dakikalarda hala çay bahçesinde ve deniz kenarındaki otelde hareketlilik az da olsa devam ediyordu.

Birden korkunç bir gürültü,ardından bir sarsıntı...Uyanık olup olmadığını idrak edemedi...Biraz önce yataktayken şimdi pencerinin yanında yerde yatıyordu. Başını vurmuştu ama uzandığı yerden bahçeyi ve toprağı görünce şaşkınlıktan acıyı hissetmedi. Ayağa kalkmaya çalıştı yeniden düştü...Bu sefer de göyüzünü gördü ve birden farkına vardı ki evleri salıncak gibi sallanıyordu. Hiç bitmeyecek kadar uzun gelen bir zaman, öylece kendini bıraktı...
Deprem oluyordu ! Ama bu daha önce yaşadıklarına hiç benzemiyordu. Her taraf zifiri karanlığa gömülmüştü ve birden çığlıklar, haykırışlar ortalığı inletmeye başladı. Nasıl dışarı çıktığını anlayamadı...Ve doğruca sahile koştu...Annesi, babası evde olmadığına göre hala çaybahçesinde olmalıydılar...Oraya vardığında kimseyi göremedi. Yalnız insanlar değil, masalar,sandalyeler, kenarda duran heykeller de yoktu. Birden yanlış yere geldim diye düşündü ama...Farketti ki deniz sanki daha içerlere gelmişti, sağına soluna bakındı oteli de göremedi. Sanki yer yarılmış hepsi yok olmuştu. Ama gerçekte deniz, hepsini bir anda içine çekmiş, sularına karıştırmıştı çoktan...

Herkes ne yöne gittiğini bilemeden boş gözlerle sağa sola koşuşturuyor ve neler olduğunu anlamaya çalışıyordu. Gün ağarmaya başlamış ve korkunç görüntü ortaya çıkmaya başlamıştı.

Değirmendere sahilinde karadan 1-2 metre ötesinin derinliğini kimse ölçmemişti, merak da etmemişlerdi ama sonrasında ölçüldü. Tam 18 metreydi. Ve 45 seniye içinde kıyıdaki çay bahçelerini ve 4 katlı oteli içine alıvermişti. Kurtulan hiç kimse olmamıştı...

Şimdi aradan neredeyse 10 sene geçti ve otele ait demir çubuklar o anın şahitleri olarak hala denizin içinde insanlara el sallıyor...

Gölcük'ün Kavaklı sahilinde de deniz 300 metre içeri girmiş ve kıyıdaki stadyum,lunapark ve bir mahhalleyi aynı sürede sularına karıştırıp yutmuştu...Orada olanlar ve yaşayanlar sanki hiç var olmamış gibiydiler. Denizin ortasında bir eletrik direği ise o meşum anı hatırlatmak istercesine öylece dimdik ayakta hala duruyor...

Bu sene de 17 Ağustos'ta etkinlikler düzenlenecek, kaybedilenler anılacak...Ve dualar edilecek, "Allah bir daha göstermesin" dilekleri söylenecek...

Keşke dilekmekle bir daha depremler olmasa...Ama bu mümkün değil ve hala kontrolsüz, hesapsız ve denetimsiz bir sürü yapı katılıyor hayatımıza. Deprem değil, bina öldürür gerçeğini hala bir masal dinletisi gibi dinleyenlerin aklı başına ne zaman gelecek ?

Sanırım gelmeyecek...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 351
Toplam yorum
: 1482
Toplam mesaj
: 167
Ort. okunma sayısı
: 3007
Kayıt tarihi
: 16.05.07
 
 

Emekli olmaya çalışan bir sanatçı,yazmaktan büyük keyif alıyorum. Kocaeli Gölcük' de oturuyorum e..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster