Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Aralık '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
258
 

Denizin üzerinde süzülen bir martıyım...

Denizin üzerinde süzülen bir martıyım...
 

Denizin üzerinde süzülen bir martı gibi, ağzımda balık, kendime yemeğimi yiyebileceğim bir yer arıyorum. Gözlerim ile gökyüzünden ağaçlara, oradan düzlük ve ovalara doğru bakıyorum. Rüzgarın hışırtısı kanatlarımda dalgalanıyor. Omuzumdan kanatlarımı açmış bulutlar arası süzülüyorum.
 
Evet, adım var mı benim? Bir martıyım ama farklı bir ismim olabilir mi? Richard amca bana ne isim vermişti; hatırlayanız var mı?
 
Evet, Jonathan Levingston...
 
Hatta ne diyordu o kitapta; en yüksekten uçan martı en uzağı görendir...
 
Hatta Martı değildi ama Ferhan Şensoy sırtında taşıdığı kızı için şöyle söylüyordu: Ben senin kadar yüksekte olsaydım, geleceği görürdüm...
 
Evet, yıllardır, yüksekten uça, uça, geleceği görmeye başladım...
 
Balığımı çiğ, çiğ yerken aslında pişirmeden yemenin daha lezzetli olduğu düşüncesi, gözümde canlanıyor. Ah şu insancık Türkler eti öldürmek yerine az pişmiş yeseler, parmaklarını da yiyecekler haberleri yok. Evet, önyargılar bizi öldürüyor.
 
Yaşamımın kalitesini ancak olgun bir kuş olunca algılayabildim. En çok da en yüksekte uçarken gözümle çektiğim fotoğrafları tek, tek hatırlıyorum. O güneşin sıcacık ışığı anlımı ısıtırken, bazen gözümü açamadığımda duyumsadığım hayatım, beni benden alıyor.  Ve hatta bazen kurulanmak üzere güneşe karşı sırt üstü yattığımı hayal ediyorum. Oysa kanatlarım var ve bunu yapmam imkansız. Yine de hayal ediyorum.
 
Sonra, bazen, kuşlar grup halinde kıyıda duraksadığımızda bir koro gibi ondan buna konuşurken yaşamın kalitesini hissediyorum. Hatta, bazen de yalnız uçarken, bir şarkıyı beynime kaydedip zihnimden söylüyorum. Yalnız bir kuş olarak eşimi araken aşağıdaki şu şarkı beynimde:
 
Sarah Brightman- This Love;  https://www.youtube.com/watch?v=ItfyuQCl7w0
 
Bu aşk...
 
Evet, bu aşk
 
Zannediyorum yeniden aşık olacağım...
 
Aşk deyince kendimi hiç martıymış gibi hissetmiyorum çünkü biz martılarda, insanlardan farklı değiliz.
 
Bunca yıldır havada uçarken bir kartalmışçasına yalnızdım. Belki de kendimi hiçbir zaman martıymış gibi hissetmemin sebebi de budur. Ama bu benim için kaçınılmazdır çünkü aşk ve daha çok öğrenme aşkı, beni öyle yalnızlaştırdı ki kendimi hiçbir komune yakın hissetmeyişim de bu yüzden! Ben ve onlar artık aynı dili konuşmuyoruz.
 
Aşk konuşmadan, paylaşmadan anlaşılır mı?
 
Ses, koku, ten, aşkın hangi parçaları? Yoksa kanatlarımızı birbirimize çarpıp gagalarımızı değdirdiğimizde her şey bitiyor mu? Belki öpüşürken böğrümüzden birbirimizi besleyeceğiz, tıpkı çocuğumuzu besler gibi?!
 
Dün bir kitap okuyan adamın sayfasında şöyle yazıyordu ve galiba Buda’dan yapılan bir alıntıydı:
 
“Sevmek ve beğenmek arasındaki fark nedir? Seversen çiçeği onu sularsın, beğenirsen onu koparırsın!”
 
Ciğerime dokundu bu söz. Çünkü sanki hayatta her şey yapma çiçek gibi geldi. Çünkü sevecek ya da koparacak hiçbir şey kalmamış gibi hissediyorum.
 
“Ey tanrım, bana martımı yolla ve hatta gagasında bir gül olsun!”...
 
Denizin üzerinde süzülen bir martıyım ağzımda balık...
 
Erdal Ceyhan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şiir gibi..! Bari Martı'nın adı da şiir olsun...

Erdal Ceyhan 
 24.12.2016 13:58
Cevap :
Hocam enfes bir yorum ve evet, ismi ŞİİR olsun martının! Sevgiler  31.12.2016 4:34
 

İnsan yaşı ilerledikçe daha zor ve ender aşık oluyor. Daha seçici olduğundan mı yoksa sınırları değiştiğinde mi ya da bunlarla birlikte başka şeyler mi devreye giriyor sorusunun yanıtı kişiden kişiye değişebilir. Antik çağ düşünürü Sokrates'in ünlü bir sözü var: "Karısı güzel olan erkek mutlu, karısı çirkin olan erkek ise filozof olur." Sanırım bu söz yaşamında aşk olmayan insanlara da uyarlanabilir. Dilerim aradığın aşkı bulur ve mutlu olursun dostum. Ama sen yine de yaşamı sorgulamayı ve bunun üzerinde düşünmeyi sürdüreceksin, kim bilir? , Sürüdeki kara koyun olmak ve yansıtma biçimimiz farklı olsa da aykırılık bizim doğamızda var galiba. Dünyaya hep başka pencereden bakacağız. Sevgiler.

Güz Özlemi 
 24.12.2016 11:15
Cevap :
Yaşamı sorgulamayı bıraktığımızda herhalde ölmüş oluruz. Güzel dileğin için teşekkürler. Ama şöyle özetlersem; ben zaten aşığım; hem de yaşamaya! Sevgiler  31.12.2016 4:36
 

Dileklerin gerçek olsun diyesim geldi dedim yeni yılda herşey gönlünce olsun :) selamlarımla :)

Tülay EKER 
 24.12.2016 10:20
Cevap :
Aynı dilekten 2017 için sana da diliyorum. Sevgiler  31.12.2016 4:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 1641
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 281
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster