Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mayıs '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
3129
 

Denizlere Yazılanlar

Denizlere Yazılanlar
 




Dönemler vardır, tarihi içinde barındırır. Yaşananlar, yürekleri dağlasa da, boyunları bükse de unutulmaz, unutulamaz. Geriye ince bir sızı ve katlanarak büyüyen bir acı kalır.

En kötüsü tüm olup bitenlerden, onca yaşanandan sonra değişen hiçbir şeyin olmadığını görmektir.

Hayat devam eder, kavga büyüyerek devam eder, konuşmak isteyenin sesi kısılır ya da sözcükler çığlığa dönüşür kimse fark etmeden. Söylenecek çok söz vardır da sözler çoktan tükenmiştir sanki, çaresizlik çığ gibi büyümektedir.

Bir kaosun içinde darmadağın olur insan. Ne bahar anlamlıdır, ne ardından gelecek yaz. Zaman durur, takvimler aynı yaprakta kalır. Hiçbir şeyin önemi yoktur artık.

*****

Onlar anne ve babalarının göz bebekleri ve bu ülkenin çocuklarıydılar. Her çocuk gibi emek verilerek büyütüldüler.

Onlar bağımsızlığın hiç bir şeyle değişmeyecek bir duygu olduğunu bilerek yaşadılar, davalarına, düşüncelerine sonuna kadar inandılar. Ödülleri, ölümle erken tanışmak oldu.

Onlar, cesur, yürekli gözü pek, devrimci çocuklardı, tarihin hiçbir zaman affedemeyeceği bir kararla 36 yıl önce yaşama hakları ellerinden alındı. Onlar Deniz’diler, Yusuf’tular, Hüseyin’diler. Gençtiler, aydındılar.

“ Önemli olan çok yaşamak değil; yaşanılan süre içinde iyi şeyler yapabilmektir” dediler. Bu düşüncelerinden aldıkları inançla darağacına yürürken bile cesurdular.

Onlar gitti, yıllar geçti, kavga bitmedi. O dönemlerde ne içinde bulunulan düzen, ne de gelecek vaat eden genç çocukların neden baş kaldırdıkları, isyanlarının nedeni sorgulanmadı.

Onlar baskının, sömürünün, emperyalizmin üzerine, taviz vermeden dimdik yürüyen aydınlık yüzlü gençlerdi.

Zaman içinde gemisini yürüten kaptanların, işini bilenlerin ülkesi olduk fark etmeden, olanca bencilliğimizle susmayı tercih ettik ya da konuşsak da söylenenler sadece sözlerde kaldı ve gördük ki, taşlar çoktan yerinden oynamış, hiçbir şey eskisi gibi değilmiş artık. Bağımsızlık insanların ve toplumların olmazsa olmazıymış. Sömürü, sinsi bir kara kabus gibi çöküvermiş üzerimize bize belli etmeden.

Dün, yaşanmış bitmiş, bu gün, dünü hatırlatmış, aratmış, yarını kim bilebilir?

* * * * *

Bir dönemin tanığı olmak, o dönemde yaşanan acılara katlanmak kadar, dönemin tarihini de belleklere kazımak, o havayı derin derin solumaktır. Belki de bu nedenledir o dönemlere tanıklık edenlerin şimdi gözlerinden zaman zaman geçen hüzün bulutları.

İşte o döneme tanıklık eden değerli şairlerimizden bazılarının kalemlerinden “Denizlere” yazılanlar:

MAHUR BESTE

“ Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız,

O mahur beste çalar müjgânla ben ağlaşırız.

Gitti dostlar, şölen bitti ne eski heyecan ne hız,

Yalnız kederli yalnızlığımız da sıralı sırasız,

O mahur beste çalar müjgânla ben ağlaşırız.

Bir yangın ormanından püskürtülmüş genç fidanlardı

Güneşten ışık yontarlardı, sert adamlardı

Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı

Gittiler akşam olmadan ortalık karardı

Bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra

Sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara

Simsiyah bir teselli olur belki kalanlara

Geceler uzar hazırlık son bahara ,,

ATTİLA İLHAN

* * * * * * * * * *

ÜÇ DAĞA AĞIT

Açlığın, çıplaklığın acısı mı genişliyor

Dalları meyvaya çağıran rüzgar mı

Dalgın bir kuşun ötüşünden

Sevdiğinin kalbine düşen aşık mı

Yağmuru emen toprak mı derinleşiyor

Yas mı tutmalıyım onurlu ölüme

Halkın gözlerini dolduran çizgilere

Umudu mu çağırmalıyım

Ah gidiyor işte gidiyor göz göre

Sıcak titreyişi varlığının hayata adamışların

Gidiyor öfkenin haykırışları,

Yasalarıyla gidiyor kahredişin,

Zulmün ve iğrençliğin buyruklarıyla gidiyor,

Toprağa düşen bakımsız yapraklar gibi değil,

Azarlanmış çocukların kederiyle değil,

Doğuşun ve sevmenin feryadıyla gidiyor ölümü donatan arkadaşlarım

Ah gidiyor işte göz göre

Durutarak gündüzleri geceleri

Durutarak adanmışlığı, mertliği, yüceliği

Damıtıp sevdalarına nefesi toprağa aşılmaya gidiyor arkadaşlarım

Bulutlar da hafif mi kar taneleri kadar?

Özgürlüğün borcu mu ödeniyor?

Yaralar mı açılıyor yoksulluğa?

Ezilmişliğin isyanı mı sesleniyor?

Ah, gidiyor işte gidiyor göz göre göre

Birer rüzgar uğultusu bırakarak yanan ateşe

NİHAT BEHRAM

* * * * * * * * * *

MARE NOSTRUM ( BİZİM DENİZ )

En uzun koşuysa elbet Türkiye’de de Devrim,
O, onun en güzel yüz metresini koştu
En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak...
En hızlısıydı hepimizin,
En önce göğüsledi ipi...
Acıyorsam sana anam avradım olsun,
Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!
 
                                                                 CAN  YÜCEL
  

Aydın Tiryaki bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazmış olduğunuz bu blog Kurşunkalem 2009 - MB'de en çok önerilen 10 blog ödülleri' ne aday gösterilmiştir. Konuyu blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=209651 'dan takip edebilirsiniz. Bol şanslar.

kurşunkalem 
 16.11.2009 23:12
Cevap :
Merhaba, Bilgisayarım çöktüğü için size yanıt yazmakta geciktim, çok teşekkür ederim bilgilendirdiğiniz için de ayrıca çok teşekkür ederim. Sevindim çok. Sevgilerimle...  17.11.2009 9:08
 

Denizler ile ilgili yazılan tüm yazıları (Olumlu veya olumsuz) okudum sizin yazınıza ise sevgili Aydın Tiryaki'nin sayfasında yapmış olduğu öneri sayesinde ulaştım.Alışma ve Unutma gibi özelliklere sahip bir toplum olduğumuz halde bugün Denizler çok net bir şekilde hafızalarda isimleri , eylemleri, söylemleri ve yapmak istedikleri adeta ezberlerde.Peki Baki TUĞ, Faik TÜRÜN, Ali ELVERDİ gibi isimleri anımsayan varmı ? Ya da o zamanki Adalet Partisi parlamenterleri (Demirel dahil) bugün kendilerine sorulan ; Neden Asıldılar ? sorusuna net bir yanıt verebiliyorlarmı ? Kısacası ; Tarih yaşananları yazmış ve kendi içinde sorgulamış ve kararını vermiştir ; SUÇSUZDULAR !.Yazınıza teşekkür ederim.Saygıyla.....

TEKBAŞINA 
 13.05.2008 10:27
Cevap :
Sevgili Tekbaşına, Kesinlikle SUÇSUZDULAR. Emperyalizme yavaş yavaş teslim olmaya başlamış bir ülkede Deniz ve dava arkadaşları zaten sessiz kalamazlardı. Türkiye Cumhuriyeti'nin bağışlananamaz bir hatasıydı "üç fidan" a kıyılması. Onlar gitttikten sonra, anne, babalarının ve hatta diğer aile bireylerinin temel yapı taşları, dengeleri yerinden oynadıktan sonra ne söylesek boş aslında. Kolay doğmuyor çocuklar, kolay büyümüyor, ailelerine bu acıyı yaşattıktan sonra ne kalır ki geriye, kocaman bir boşluktan başka? Değerli yorumunuz, katkılarınız ve sayfamı ziyaretiniz için sonsuz teşekkürler. Sevgi ve saygılarımla...  14.05.2008 16:59
 

Ama onlar bir deniz gibi dalgalarıyla kıyıları hala dövüyorlar. Bir dağ gibi dimdik karşımızda duruyorlar. Onalr bir tarih yazdılar ama kaybolmadılar. Deniz Gezmiş bana o günkü gibi Edebiyat Fakültesinin önünden bakıyor... Gözleri çakmak çakmak...

Müyesser Saka 
 12.05.2008 18:49
Cevap :
Hiç unutulmayacaklar ki sevgili öğretmenim. Benim 5 yaşındaki oğlum bile tanıyor onları ve inanıyorum ben, bir gün her şey daha güzel olacak bu ülkede, yeni nesil eğitmin önemini anlayacak. İnanıyorum ve umut ediyorum, biz görür müyüz? ... Bilmiyorum. Çok teşekkür ederim sayfamı ziyaretiniz ve değerli katkılarınız için. Sevgi ve saygılarımla ...  13.05.2008 8:02
 

“Acıların sessiz, sözsüz kuşlarını bıraktın şarkılarımıza... Ölümlerde ağlanmasın diye ezberlemiştik; senin için ağladık... Çünkü, bahar günü yürek taşımanın ölçüsüydü senin için ağlamak... Can üstünde parçalamış senin gibi bir çiçeğe ağlanır...”(Nihat Behram )"'Anladım, mayıs herşeydi… Öfkeydi, direnişti, zulümdü, yenilgiydi; o cesur ve yiğit yoldaşlardı, ölümüyle alay eden Yusuf Aslan’dı, babası üzülmesin diye ayakkabılarını arkadaşlarına hediye ettiğini söyleyen Hüseyin İnan’dı; asılmadan önce son kez dinlenen Rodrigez’in gitar konçertosu eşliğinde içilen son çay ve son sigaraydı; babamın, bizim çocukları astılar, diye kesik kesik ağlamasıydı...."(Cezmi Ersöz) Sözlerin sustuğu yerde, bizler ne söylesek az. Ama onları en çok da bu dönemde anlamak ve anlatmak zorundayız Özlemim...Teşekkür ve sevgilerimle...

Neşe İleri 
 12.05.2008 17:42
Cevap :
" Anladım mayıs her şeydi" Dün akşam Cumhuriyet Gazetesi'nde Mustafa Balbay'ın Halit Çelenk ile gerçekleştirdği yazı dizisinin sonunu bitrdiğimde ağlıyordum. Gerçekten ne söylesek, ne yapsak acıyı anlatmaya, tarif etmeye yetmiyor. Bununiçin "mayıs herşeydi" Neşem, Onlar herşeyimizdi, yazımda da dedim ya bizim ülkemizin çocuklarıydılar Onlar. Köylünün, işçinin, emeğin, emekçinin yanındaydılar. Daha ne olsun? Sevgilerim sana kucak dolusu...  13.05.2008 7:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 157
Toplam yorum
: 1552
Toplam mesaj
: 264
Ort. okunma sayısı
: 1652
Kayıt tarihi
: 12.10.06
 
 

İstanbul doğumluyum ama 20 yıldır Antalya'da yaşıyorum. 3 yaşında bir oğlum var ve eğitimciyim. Kend..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster