Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mart '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
4278
 

Deprem gerçeği ve sonuçları

Deprem gerçeği ve sonuçları
 

Elazığ’da meydana gelerek büyük can ve mal kaybına neden olan deprem, ileride meydana gelebilecek olası daha şiddetli bir deprem felaketinin ülkemizde ne gibi sonuçlar doğurabileceğini gözler önüne sermektedir. Depremde ve sonrasında yaşananlar ise ülkemizde insana verilen değeri bir kez daha ortaya koymaktadır. Deprem bölgesi olarak kabul edilen ülkemizde gerekli önlemlerin alınmaması aslında ülke olarak bilim ve teknolojiyi pek önemsemediğimizi göstermektedir. Depremde hayatını kaybedenlerin sayısının bile bir hafta sonra tespit edilmesi insana verilen değerin ne düzeyde olduğunu göstermektedir. Yaşananların kısa bir süre sonra unutulacağı, gerekli dersin çıkarılmayarak önlem alınmayacağı öngörüsü ise ilerde yaşanması olası bir deprem felaketinin sonuçlarının çok daha ağır olabileceğini ortaya koymaktadır.

Deprem, yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yer yüzeyini sarsma olayı olarak tanımlanan bir doğa olayıdır. Yer katmanlarındaki şok dalgaların sebep olduğu bu doğa olayı, yer katmanlarındaki hareket ve sürtünmelerden kaynaklı kinetik enerjinin açığa çıkması veya boşalması olayıdır.

Günümüzdeki bilim ve teknolojik gelişmeler sayesinde depremin nedenleri, nasıl meydana geldiği büyük ölçüde açıklığa kavuşturulmuş durumdadır. Dünya coğrafyasında hangi ülkelerin veya bu ülkelerdeki hangi bölgelerin depreme maruz kalabileceği yine bu teknolojik gelişmeler sayesinde ortaya çıkarılmıştır. Sismoloji, denilen bu bilim dalı sayesinde yeraltı hareketlenmeleri uygun ölçü aletleri kullanılarak takip edilebilmektedir. Ayrıca meydana gelmesi olası bir depremin yaratacağı tahribatı çok net bir şekilde ortaya koyabilmektedir. Depremin ne zaman ve nerede meydana geleceği ile ilgili çeşitli varsayımlar öne sürülmekle birlikte, depremin tam olarak ne zaman meydana geleceği henüz tespit edilmiş değildir. Ancak, meydana gelebilecek olası bir depremde ne şekilde önlem alınması gerektiği yine ilgili bilim dalının uzmanları tarafından gayet net bir şekilde açıklığa kavuşturulmuştur.

Dünyada depremin en sık ve şiddetli bir şekilde yaşandığı ülkelerin başında Japonya gelmektedir. Bilim ve teknolojinin en üst seviyede kullanılması sonucu bu ülkede, alınan önlemler sayesinde meydana gelen bu beklenmeyen doğa olaylarının felaketlere yol açması büyük ölçüde engellenmektedir. Bu ülkede meydana gelen depremlerde çoğu zaman can kaybı meydana gelmediği gibi mal kaybı da büyük ölçüde azalmıştır. Yakın geçmişte iki farklı yerde meydana gelen depremler alınan önlemlerin can ve mal kabını ne düzeyde azaltabileceğini açık bir şekilde göstermektedir. Haiti’de meydana gelen 7, 0 büyüklüğündeki deprem yaklaşık olarak 212 bin kişinin ölümüne neden olurken, Şili’de 8, 8 şiddetindeki depremde sadece 800 kişinin hayatını kaybetmesi alınan önlemlerin sonuçlara yansıması olarak değerlendirilmelidir.

Ülkemizin bilinen fay hatlarının nerden geçtiği bu fay hatlarının ciddiye alınması gerektiği bilim insanları tarafından her ortamda dile getirilmektedir. Makine Mühendisleri Odasının hazırlamış olduğu rapora göre; ülkemiz toplam coğrafi alanının yaklaşık olarak yüzde 93’ü deprem riski taşımaktadır. Ayrıca, ülke nüfusumuzun yine yaklaşık olarak yerleşim alanlarının yüzde 98’i, barajların yüzde 95 ile enerji santrallerinin büyük bir kısmının deprem hatları üzerinde olduğu bildirilmektedir. Depremler ülkesi olarak kabul edilen ülkemizde, son 100 yılda yaklaşık olarak 90 büyük depremin meydana geldiği ve resmi verilere göre de 90 binin üzerinde insanın yaşamını kaybettiği bildirilmiştir. Yine hatırlanacağı üzere 17 Ağustos 1999 tarihinde 7, 4 büyüklüğündeki Marmara depreminde yaklaşık olarak 25 bin’e yakın insan ölmüştür.

Ülkelerin bilime bakış açısı ve verdikleri önem onları sosyal ve ekonomik olarak geliştirirken, aynı zamanda onları birer medeni ülke yapmaktadır. Bilim ve teknolojiden gerektiği şekilde yararlanma çoğu zaman toplumları, beklenmeyen veya kontrol edilemeyen zor doğa olayları karşısında çaresiz kalmasını önlemektedir. Japonya örneği, bilim ve teknolojik gelişimin insanı nasıl merkeze alarak yücelttiğini ve önemsediği göstermesi açısından önemlidir.

Kısa vadeli göstermelik çözümler veya kaderci anlayış geçmişte olduğu gibi gelecekte de olası felaketler karşısında daha ağır bedellerin verilmesine neden olacaktır. Gelecekte de “keşke” dememek için kerpiç, beton, okul, köprü demeden bütün yapıların gerekli testlerden geçirerek, gerekli önlemlerin acilen hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Hocam, son yüzyılda ülkemizde 90 adet deprem olmuş, fakat bugüne kadar hiçbir önlem alınmamış.Neden önlem alınmamış, ben anlıyamıyorum. Bırakın doksan yılı,son elli yılda deprem tehlikesi ciddiye alınsa idi, herhalde fay hattı üzerinde yapılmış kerpiç ev kalmazdı, bu bir; tüm yapılar kontrolden geçirilirdi bu iki; hatta tüm binalarımız iki veya üç katı geçmezdi bu da üç. Neden bunlara benzer önlemler alınmıyor? Veya daha mükemmel projeler üretilip hayata geçirilmiyor? Bunun nedeninin sadece ekonomik olduğuna inanmıyorum. Sadece iktidarda bulunmuş hükümetleri de sorumlu tutmuyorum. Bence sorumlu olan bizleriz. Biz derken, tüm bürokratları, akademisyenleri, basını, sivil toplum örgütlerini ve de tüm eli kalem tutanları kastediyorum. Bakın, sizin yazınıza kimse yorum yazmamış. Benim de deprem konusunda iki adet blog yazım var , bir tek yorum almadım. Bir tek öneri gelmedi. Geçen akşam M.Ali Birand da bu konuya değindi ve deprem kimsenin umurunda değil dedi. Bence de öyle.

yılmaz çetingöz 
 18.03.2010 16:22
Cevap :
Merhaba Yılmaz bey, yorumunuz için teşekkür ederim. Tabiki önlem almama konusunda hepimizin sorumluluğu var. Yazımda da değindiğim gibi temel sorun bizim ve diğer ortadoğu halklarının bilime gereken değeri vermemizden kaynaklanmaktadır. Olay kesinlikle sadece ekonomik değil. Akademisyenler olarak toplumu bilinçlendirme görevini çok olmasada yerine getirmeye çalışıyoruz. Ancak halk bilgiye bilime değil parası olana daha fazla itibar ediyor. Böyle oluncada söylenen çok şey askıda kalıyor. Temsilcilerini bilgi ve birikimlerine değil parasına göre seçen bir toplumda yaşıyoruz maalesef. Bu da hayatın tüm alanlarında kendini göstermektedir. Sizinde takip ettiğiniz gibi böyle yazılar yerine halkın büyük çoğunluğu 3 F (futbol, fiesta ve fanatizm) yazılarını okuyor.  19.03.2010 10:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 88
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 1789
Kayıt tarihi
: 02.07.09
 
 

Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi’nden 1997’de mezun oldum. Aynı Üniversitede yüksek lisans ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster