Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
87
 

Deprem

Deprem
 

Ortalık sakin gibi görünüyor sadece, böyle olmadığını hepimiz gayet iyi biliyoruz. Ahtapotun kolları gibi siyaset arenası, dönüyor her yöne, tıpkı dünya gibi, bundan sonraki günler nelere gebe bilmiyoruz.

Kutuplaşmanın rengarenkliğinde şaha kalkıyor duygular.

Her birimiz farklı pencereler önünde manzara seyrine dalmış, gördüğümüz üzerinden fikir beyan ediyoruz. Üstüne üstlük beyan ettiğimiz fikirlerin üzerine söz söyleyecek, baba yiğit arıyoruz ki haddini bildirip alalım ifadesini. Atı alan Üsküdar’ı geçti gerçeğini görmezden gelerek yapıyoruz birde bunu.

Siyaset denilen yel değirmeninin çarkına doladığı politikacıların 23 Nisan çocukları kadar sevindirik olmuş hallerine tanıklık ettikçe ekran karşısında, işlem tamam, buraya kadardı işte, bundan sonrası gel keyfim gel havası kokuyor sanki.

Bu düşünceye durduk yerde sahip olmuyor insan elbette. Sözcü seçtiğimiz vekillerimizin onlara yüklenilen görevlerini unutmamaları gerekiyor. Zafer sevinçlerinin ortağı olduğumuzu, birlikte kazandığımızı da unutmamalarını diliyorum. Sözcü seçilmek sanıldığı gibi buraya kadardı işte değil. Asıl iş asıl GÖREV seçildikten sonra başlıyor diyebilmekte.   

Kaybedenler ve kazananlar gerçeği, içinde bulunduğumuz son durumun özeti. Elde var olan somut gerçek ise, kaybedenler kulübünün üyesi olduğumuz, garip olanda bunu yeni yeni idrak etmekte olduğumuz. Peki bundan sonrası, ya sonrası.

Sonrası, yani yarın ve ondan sonraki, daha sonraki günler neler bekliyor bizi.

Kaybedenlerin ‘tabanı’ güya çoktan öz eleştiri yapmaya başladı bile, ama sadece tabanı, sadece eleştiri, ya, icraat. Tavandakiler, yani başı göğe ermişler, çıkan sonucu hiç dikkate ve üstlerine dahi almadan koltuklarına bir emniyet kemeri daha bağlıyorlar. Zira koltuklarındaki yer sarsıntıları ince ince artçı depremler gibi oy hattını iyiden iyiye zorluyor, zorluyor da kimin umurunda. Şiddetinin ciddiyeti ilgilendirmiyor hala daha kimilerini.

Öyle görünüyor ki, bu sarsıntılar geçici olarak değerlendiriliyor. Sizin rasathanedeki ölçer neye bağlı bilmiyorum, ama sinyalleri çok geç alıyorsunuz durum cidden çok vahim.

Hepimiz evimizin önünü temizlersek, her şey güllük gülüstanlık olur masalları, ne yazık ki günümüzde çocukları bile ikna etmiyor artık. Çünkü durum ciddi, durum vahim, birbirimizin kapı önlerini kirletiyoruz kendimizinkini temizlediğimizi düşünürken..

Bir diğer tesbit ise çok başlılık, çok seslilikle çok başlılığı karıştırıyoruz. Çok başlılık bütün doğruları mundar eder.

Kıdem farkının saygınlığını içselleştiremiyoruz.

Rütbenin en büyüğü bende diyor işin en acemi olanı bile. Saltanat kaymağı iştahlarını öylesine kabartıyor ki doyumsuzlukları başa bela oluyor.

Eğitim şart diye baş tacı ettiğimiz, bilmem hangi okullarda hangi kürsülerde, en iyi dereceler en iyi eğitimlerle, yol gösterici olarak seçtiklerimizin, yön sapmaları da bugün için kaybedenler kulübünün üyesi yapıyor bizi.

Aslında takip edebildiğimiz ve konuya vakıf olabildiğimiz kadarıyla, işin hakkını tam anlamıyla verebilecek, idrak edebilecek kişi arayışımız sebebiyle ikileme düşüyoruz, o çok pencereli seyirlerin algısı yüzünden yanıyor kurunun yanında yaş.

Kulağa öylesine hoş gelen söylemler çınlıyor ki, siyasetin yenilmiş pehlivanlarından. Başka bir dünyada mı yaşıyoruz biz, bütün olanlar yani tanık olduklarımız başka dünyada mıydı, şöyle demek geliyor içimden: Nerelerdeydiniz?

İş işten geçtikten sonra, yani vakit sabah olduktan sonra öten horoza kim inanır ki.

Şu başı gökyüzünde dolaşan, ben, yine ben, hep ben, diyen yoldaşlarım yanlış yapıyorsunuz, içimde kalmasın.

Benim pencerem küçük ama umudum aydınlık. Sağlam yürüyebilmek, yürüdüğün yola sağlam basabilmekle başlar.

Ayağı toprağa değmeyenin başına güneş tez geçermiş. Sonrası malum, iş işten geçermiş.

 

Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazık!İnsanın gözü görmüyorsa ve ortak aklın ve mantığın sesine kulak vermiyorsa çekilecek tüm acıların vebali sorumluluk verilenlerdedir.Onlar ki cesaretle görevlerini yerine getirmeliler.Uyanmalılar.İhanetin ve hainliğin yüreğini okumalılar...Duyarlılığın sergilendiği anlamlı ve güzel bir denemeydi.Elinize sağlık sayın Aydın.selam ve saygılar.

Abbas Oğuz 
 13.11.2015 15:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 33
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 141
Kayıt tarihi
: 24.12.11
 
 

1965 Zonguldak doğumlu ve halen Zonguldak'ta yaşamaktayım.Yazarım ve çeşitli platformlarda sunucu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster