Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ekim '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
447
 

Depremin altından kalkamayanlar çareyi Cumhuriyet Bayramı törenlerini iptal etmekte buldular

Depremin altından kalkamayanlar çareyi Cumhuriyet Bayramı törenlerini iptal etmekte buldular
 

Cumhuriyetin bizzat kendisi ile sorunlu olanlar, Türk sözcüğünden ve Türkiye Cumhuriyeti logosundan rahatsız olup okul levhalarından bile kaldıranlar, üstünde oturdukları mirasın kazanımlarını hiçe saymak bir yana, içten içe kin besleyip büyütenler, onu değiştirmek dönüştürmek sureti ile içini boşaltıp yerine kendi hastalıklı düşüncelerini koyanlar,  dünyanın vampirleri, kan emici yarasaları, ağababaları AB ve ABD’nin bir dediğini iki etmeyip, ağızlarından çıkan her sözü emir telakki edenler, onların dünya üzerindeki her türlü kirli planına alet olanlar, doğaldır ki Türkiye Cumhuriyetinin bekçisi ve koruyucusu olamazlar.

Gördük! En son maharetleri Ortadoğu’da Müslüman’ı-Müslüman’a kırdırıp Ortadoğu’yu kana bulayanlarla birlikte hareket etmek, onlara refakat etmek, yol göstermek, cinayetlerine ortak olmak oldu.  

Ağabeylerinin gazına gelip Ortadoğu’nun hamiliğine soyunmaktı bunun adı.

Pek tabiidir ki tüm bu özellikleri üzerlerinde taşıyanlar, ellerine geçen en küçük fırsatta içerinde biriktirdiği kini, nefreti, karanlığı; onurumuzun, gururumuzun, bağımsızlığımızın timsali olan Cumhuriyet’in üstüne kusacaklardı… Ve bunu yaparken zırt pırt kötü emellerine alet ettikleri Türk halkına sorma gereği bile duymayacaklardı…

Onlar sormasalar da Türkiye Cumhuriyetinin asil üyeleri olarak bizim söyleyeceklerimiz var.

Eğer Cumhuriyet ve onun kazanımları sizler için zülse, eğer kanınıza dokunuyorsa onun kurucusunun naşı önünde durup ona saygı göstermek, ağrınıza gidiyorsa selamlamak, bir an önce o koltukları boşaltın!

Türkiye Cumhuriyetinin asıl bekçileri olarak verdiğiniz kararı kınıyor, bu kara karara imza atanları Türk halkının vicdanlarına havale ediyorum. İnanıyorum ki Türk halkı gereken dersi gereken kişi ve kuruluşlara verecek, ocağına incir ağacı dikmek isteyenlere hadlerini bildirecektir.  

Cumhuriyet onurumuz, Cumhuriyet gururunuz, Cumhuriyet ulusal bağımsızlığımıza giden yolda en büyük kazanımımızdır.  

Onurumuza, gururumuza, kazanımımıza sahip çıkalım. Bu bizim yurttaşlık görevimizdir.

Cumhuriyetimizin 88.yılı hepinize kutlu olsun.

BURÇAK YAZICI, izmirli doksanyedi bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben de o zaman şöyle yazayım;akıllı düşmanımı severim, el aklınla sokma akılla iş yapan, şu canım memleketi satıp savuran maşaları değil ...

Nil ALAZ 
 01.11.2011 6:30
Cevap :
Aynen öyle. Bu devirde dostu düşmanı ayırmak o kadar zorlaştı ki... Kuzu postunun altından ne çıkacağı belli olmuyor. Düşmanın bile ahlaklısı. Arkdan vuranı, iş çevireni değil. Teşekkür ederim. Sevgiler  01.11.2011 22:37
 

Sevgili AYRINTI, son yazıların olağanüstü...Senin gibi TÜRK KADINI görmek, yazdıklarını okumak bana övünç veriyor....Ben umudumu kesmiyorumn, kesmeyeceğim ...Bir aydın tek kişilik ordudur ....Caddelere sığmayan kalabalıkları gördük, göreceğiz de....Sevgiler...

Nil ALAZ 
 31.10.2011 18:28
Cevap :
Haklısın Nil ama karşındaki düşman değil ki... Düşmanın bile hası demiş atalarımız. Öyle olsa başedersin de, bunlarla nasıl başedilir tarih gösterecek. Selamlar  31.10.2011 20:42
 

Varsa bile Immanuel Kant´in “ Sapare aude“ aklini kullanma cesareti göster sözünün bilincine varamayan cok büyük bir toplum kitlesinin oldugunu görmezden gelemeyiz. Karar alicilarin oldugu ve secmenin bireysel tercihinin üzerinde. karar alicilarin kararlarinin dogrudan uygulandigi bir toplumda 1923 ile 2011 yillari arasinda herhangi bir toplumsal aydinlanmadan söz etmek abesle istigal olur. Son söz olarak sosyolojik bir gercegi yazmak istiyorum. Askeri rejimler icin, daha dogrusu baskici rejimler icin dinsel bilgiler, sanayi rejimleri icinse teknik bilgilerin kullanilmasi gerekliligi sosyolojik bir gercektir. Bilgi kullanim kapasitesi bir toplumun nerede oldugunun göstergesidir. Bu konuda bir yazi bile yazmistim ama blogda yayinlamayi gereksiz gördüm. Sevgilerimle... Olmayan cumhuriyetin bayrami yinede kutlu olsun diyeyim bari... Adet yerini bulamazsa sen tarif edersin artik... (:-))

Utku Aksu 
 31.10.2011 16:35
Cevap :
Bu yorumu bu bloğun altına yazmamışsın gibime geliyor ama her neyse... 1923' ten öncesini alalım bari senden diyecektim. :)) 88 yılın tamamını aynı kefeye koymanı yadırgadım açıkçası. Atatürk'ün yapmış olduğu onca devrim, ilke ve inkilaplar çöpe mi gitmiş oluyor bu durumda? Ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Kadınların oy kullanabilmesinin yolunu açmış olması bile tek başına bir devrimdir. Üstelik savaştan yeni çıkmış, maddi ve manevi olarak bir hayli hırpalanmış, şeriatçıların ve ajanların cirit attığı bir ülkede. Atatürk' ün kısacık yaşamına sığdırdığı ve her biri birbirinden değerli kazanımların listesini sunmuştu bir ara Yeşilsoğan sayfasında. Ben okumaktan yorulmuştum açıkçası. O listeyi bulup okumanı isterim. Cumhuriyet çok iyi değerler yetiştirmiştir yetiştirmesine ama biz sınırlarımız içinde tutamamıışız o başka. Selamlar, sevgiler  31.10.2011 20:36
 

Olmayan cumhuriyetin, daha dogrusu 1950´den sonra bilincli sekilde adim adim ici bosaltilan cumhuriyetin bayramini kutlamak gereksiz diye düsünüyorum. Biz bu cumhuriyeti, toplumun her kesiminin onayini alarak kurmadigimiz icin, daha dogrusu tepeden inme devrimlerle (bir hak edis söz konusu degil) zoraki bir kabullenis oldugundan, ben zaten istemsiz kutlanmasina karsiydim. Cünkü eger bir halk, hak ederek elde ettiklerinin farkina varirsa onun degerini bilir. Atatürkün putlastirilmasindan dem vuran, saygi durusunu sap gibi durmak olarak niteleyen, yine, Atatürk´ün devrim degil darbe yaptigini söyleyen, sonrada kendini devrimci aydin statüsünde gören oportünistlerin harman oldugu bir cografyada bagimsizligin anlami yoktur. Aslinda sevgili Aynur; dinsel ve yönetsel feodaliteyle yillardir kol kola yürüyenlerden, birak solcu, liberal bile olmaz. Cünkü liberalizmin bile ilk önce saldirdigi feodal yapidir. Oysa Türkiye´de birey olma bilincine sahip ve o erinci benimseyerek özümseyebilen var mi

Utku Aksu 
 31.10.2011 16:34
Cevap :
50' lerden sonra içi boşaltığı doğru da Cumhuriyeti tepeden inme devrim olarak nitelemek çok yanlış. Halk desteği olmadan böylesine büyük bir başarının yakalanması imkansız. Onu öyle söyleyenler bilinçli olarak tarihi saptırıyor. Halkın tamamının onayını almaksa mümkün değil, hiç bir devirde olmamıştır, olmayacaktır. Olması da gerekmez ayrıca. Mustafa Kemal tek tip yarışa karşı olduğu içindir ki kendi elleriyle parti kurdurmuş, çok partili sisteme geçilmesine bizzat önayak olmuştur. Oportünistler hepimizin malumu olduğu gibi hep olagelmiştir, bundan böyle de olacaktır. Her devrin zenginleri, her devrin el etek öpücüleri olduğu gibi... Ve son cümlende yerden göğe haklısın. Birey olma düşüncesine ise bizim halkımız pek alışamadı, alışamayacak gibi de görünüyor. Kul olma statüsünü aşamadık henüz. Teşekkür ederim bu güzel katkın için. Sevgiler  31.10.2011 20:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 668
Toplam yorum
: 6099
Toplam mesaj
: 564
Ort. okunma sayısı
: 1379
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

Bir on dört mart sabahı güneş henüz arz-ı endam ederken üzeri yongalarla kaplı, küçük pencereli, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster