Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Temmuz '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
896
 

Depresyondayız!

Depresyondayız!
 

Yorgunum, yılgınım, bezginim


Yorgunum, yılgınım, bezginim…

Son yıllarda üst üste yaşadığımız ekonomik krizler, küreselleşmenin yarattığı mağduriyetler, işsizliğin ve parasızlığın soğuk yüzü, gelecek kaygısı dengemizi bozdu. Ruhlarımızı örseledi. Etrafımızda kendisine ve dünyaya karşı kötümser bakış açısına sahip, aşırı stresten bunalmış insanlar çoğaldı.

Kendimize, ülkemize ve yöneticilerimize güvenimizi kaybettiren, toplum olarak bizleri ekonomik ve ruhsal anlamda çöküntü ve depresyona sürükleyen süreçler yaşadık, yaşıyoruz.

Türkiye’nin gündemine gerginlik ve tartışma ortamı yaratan pek çok olay damgasını vurdu. Serbest ve halen tutuklu bulunan sanıkları ve soruşturma kapsamı ile ülke gündeminde halen ilk sıralarda yer alan ''Ergenekon Davası'' ve soruşturma süreci. AKP’yi kapatma davasının gergin ve tartışmalı geçen süreci. Almanya’daki deniz feneri davası ve Türkiye bağlantılı iddialar. Başörtüsü yasası ve bu süreçte yaşanan tartışmalar. Bölücü terör örgütünün Aktütün Jandarma Sınır Bölük Komutanlığı'na 3 Ekim günü yaptığı saldırı ve 17 güvenlik görevlisinin şehit edilmesi. Tuzla Tersaneler Bölgesi'nde meydana gelen ve bazıları ölümle sonuçlanan iş kazaları. Ankara Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 15 gün içinde düşük doğum ağırlıklı (prematüre) 27 bebeğin, İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 13 bebeğin ölümü. İstanbul Zeytinburnu'ndaki iş merkezinde maytap üreten bir atölyede meydana gelen patlamada 21 kişinin ölümü ve 115 kişinin yaralanması. Konya'nın Taşkent ilçesine bağlı Balcılar beldesinde bir vakfa ait üç katlı kız öğrenci yurdunun çökmesi sonucu 18 kişini ölümü ve 27 kişinin yaralanması. 2009 yılı 29 Mart yerel seçimlerinin sonuçları ve yankıları. “AKP'yi ve Gülen'i bitirme Belgesi “olarak bilinen; Askeri savcılığın ve polisin kriminal incelemeleri sonucunda Askeri mahkemenin sahte olduğu sonucuna ve kanaatine vardığı belge krizi. Mayın krizi ve yaşanan gelişmeler. Askerlerin sivil mahkemelerde yargılanması ile ilgili çıkarılan kanun ve sonrasında yaşanan gelişmeler.

Ülkemizin gündemi sürekli siyasi tartışmalarla gerginliklerle meşgul edilirken Türkiye’nin gerçek gündemleri temel sorunları unutuldu, unutturuldu. Sosyal ve ekonomik olaylara karşı geliştirilen toplumsal refleks yok denecek kadar azaldı. Duyarsızlaşan bir toplum yaratıldı. Ülkemizin temel sorunlarını çözmek yerine; iktidar çatışması, sorunlar üzerinden hesaplaşma, kamplara ayrılma ve safları belirleme, sorunları ve gelişen olayları fırsata dönüştürme kavgası yaşıyoruz. Siyaset ve bürokrasi devleti işlemez hale getirmiş. Devlet içerisinde kurumlar arası çatışmalar yetkililerin “Kurumlar arası çatışma yok.”açıklamalarına rağmen en son yaşanan olaylarla gözler önüne seriliyor. Medya ve yayın organları içerisinde taraf olmak kaygısı içinde olan, toplumsal bütünlüğü ve ülke çıkarlarını hiçe sayan oluşumlar gözlemleniyor.

Küresel ekonomik kriz ülkemizi savaş yıllarındaki kadar sarsmaya devam ediyor. Türkiye ekonomisi 2008 yılının son çeyreğinde yüzde 6, 2 küçüldü. 2009 yılının ilk çeyreğinde de yüzde 13, 8 daraldı. Ticaret, inşaat, imalat sanayi, haberleşme, vergi gelirleri gibi ana sektörlerin tümünde gerileme yaşandı. Türkiye’nin Dış borç stoku, Mart 2009 sonu itibarıyla 265, 3 milyar dolara ulaştı. Kapanan ve tasfiye olan şirket, kooperatif ve ticari işletmelerin toplam sayısı 2008 yılının tümünde yüzde 25, 6 artarak 64 bin 292’ye ulaştı. Gerçek işsiz sayısı, yaklaşık 6 milyon 500 bine ulaştı. İşçi ücretleri, memur maaşları geriledi, daha da gerilemeye devam edecek. Zengin-fakir arasındaki gelir farkı uçurumu 17 kat artarak derinleşiyor. Tarımdaki sıkıntılar hat safhaya ulaştı. Esnaf kan ağlıyor. Emekli perişan. Temel tüketim malları yeni yeni zamlarla pahalandı daha da pahalı hale gelecek. Ne acıdır ki, umudumuz IMF’ ye kaldı.

Toplumumuzun büyük bir çoğunluğu kendi kabuğuna çekilmiş, sinmiş paylaşımsız ve tepkisiz izleyiciler olarak yaşamayı alışkanlık haline getirmiş. Sanki işsizlik, işsiz kalma korkusu, gelir dağılımı çarpıklığı ve yoksulluğun yarattığı bunalımlar sıkıntılar umurlarında değil. Sanki temel hak ve hürriyetlerin dağılımında yaşanan adaletsizlikler ve eşitsizlikler onları etkilemiyor. Ülkemizde birçok alanda uygulanan imtiyaz ve zümre egemenliğini, ayrımcılığı ve baskıları kabullenmişler aldırmıyorlar. “Neme lazım! Ağrımayan başımı neden ağrıtayım. Bu ülkeyi ben mi düzelteceğim. Nasıl olsa bir şey değişmeyecek” zihniyeti iliklerine kadar işlemiş. Anayasa, demokrasi, eşitlik, temel hak ve hürriyetler, sosyal hukuk devleti, sivil toplum örgütü gibi kavramlarla kafa yormadan, etliye sütlüye bulaşmadan sadece sızlanarak ve söylenerek yaşantılarına devam ediyorlar.

Bu insanları ve zihniyetlerini düşününce neden depresyona girdiğimizi, dengesizleştiğimizi, asabileştiğimizi anlatmaya gerek yok sanırım. Boşuna dememiş yazar Cenap Şahabettin; “Hayatta en zor şey, gayesiz insanlarla birlikte yaşamak mecburiyetinde kalmaktır diye.

Bugün, millet olarak geldiğimiz noktayı ise Peygamber Efendimiz Hz Muhammed (sav) 'in Hadis-i şerifi çok güzel özetliyor sanırım.

“NASIL OLURSANIZ ÖYLE YÖNETİLİRSİNİZ, AMELLERİNİZ YÖNETİCİLERİNİZDİR.”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 27
Toplam yorum
: 26
Toplam mesaj
: 50
Ort. okunma sayısı
: 2296
Kayıt tarihi
: 06.10.08
 
 

1960 ANKARA doğumluyum. Evliyim. İki çocuk babasıyım. 1979 yılında Zırhlı Birlikler Assubay sınıf..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster