Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '07

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
1903
 

Der Tunnel

Der Tunnel
 

Tünel, senaryosunu Johannes W.Betz'in yazdığı ve yönetmenliğini Roland Susa Richter'in yaptığı 2001 Alman yapımı bir film.
Başrollerinde Heino Ferch(Harry Melchior), Nicolette Krebitz(Fritzi), Sebastian Koch(Matthis Hiller), Alexandra Maria Lara(Lotte Lohmann), Claudia Michelsen(Carola Hiller), Felix Eitner(Fred Von Klausnitz), Heinrich Schmiede(Theo Lohmann), Uwe Kockish(Oberst Krüger) ve Mehmet Kurtuluş(Vic) oynuyor.
Mehmet Kurtuluş, Türkiye'nin Almanya'daki gururlarından. Almanya'daki Türk işçi ailelerinden birinin oğlu olan Mehmet Kurtuluş hem Türk hem de Alman yapımlarında birçok rol almış başarılı bir sanatçı. KISA VE ACISIZ filmiyle 1999'da tam üç ödüle sahip oldu; Selanik Film Festivali Oyuncu Ödülü, Locarno Film Festivali Oyuncu Ödülü, Adolf Grimme ödülü. Kendisi gibi Almanya'da doğup büyüyen Türk yönetmen Fatih Akın'ın filmlerinin yanı sıra Türkiye'de tanınmasını sağlayan yapım Kasırga İnsanları adlı dizide Ceyda Düvenci ve Serhat Tutumluer ile başrolü paylaşmasıyla oldu. Alman aksanını aşan sanatçı son filmi Pars'ta dublajsız oynadı.
Tünel, 1961 Almanya'sını konu alıyor.
2.Dünya Savaşı'nın bitiminde savaşı kaybeden Almanya ve başkenti Berlin, işgal kuvvetlerince; Amerikan, Fransız, İngiliz ve Sovyet bölgesi olarak 4'e bölündü.Kısa süre sonra Batı İttifakı benzer şekilde olan yönetim birimlerini birleştirdi ve tek bir yönetim bölümüne dönüştü.Sovyetler ise bu birleşmye karşı çıktı.Batılı işgal kuvvetleri Versailles'ten ders almış ve Almanya'yı tekrar inşaya girişmişken Sovyetler intikam duygusuyla hareket etti ve Doğu Almanya'daki Almanları cezalandırmaya girişti. Ekonomisi çok kötü, siyasi yönetimi aşırı otoriter olan Doğu Alşmanya'dan Batıya kaçışlar başlamıştı.Sovyetlerden kaçış büyük ölçüde Berlin'den gerçekleşiyordu. Zamanla tel örgü ve mevzuat değişiklikleri de batıya kaçışı engelleyemez duruma geldi. Sovyetler, Batı Berlin'i Sovyetlerin içinde bir fesat yuvası, kapitalizmin kalesi, karşı propaganda merkezi olarak gördüğü için Berlin Duvarı'nı örmeyi çözüm olarak benimsedi.Duvarın kendisi 1961'de kurulmuştur ancak Doğu ile Batı Almanya arasındaki katı sınır daha 1952'de çizilmişti. Amaç, sistemin ihtiyaç duyduğu ama sisteme ihtiyaç duymayan eğitimli ve genç insanların kaçmasını engellemekti. Ancak Berlin metrosu yoluyla 1955 yılına kadar, 1950'lerin başında büyük bir ekonomik gelişme yakalayan Batı Almanya'ya 270.000 insan kaçmıştır. Berlin Duvarı bubnun üzerine dönemin SED(Alman Birleşik Sosyalist Parti) lideri Walter Ulbricht'in bir şeyler yapılması gerektiği konusunda Sovyet liderlerine danışması ve onaylarını alması sonucu kurulmuştur.Duvar Doğu Almanya'nın gittikçe daha da kötüleşen ekonomisine ek olarak, genç ve eğitimli kesimin de Batı Berlin'e sürekli geçiş yapmasıyla, Doğu Alman Meclisinin kararıyla 12-13 Ağustos 1961'de bir gecede örülmüştür.
Filmde de duvarın ardında kalan sevdiklerini yanına almak isteyen insanların mücadelesini izliyoruz;
Harry Melchior su sporları şampiyonudur. Ayarlanan sahte pasaportla Batı Almanya'ya geçebilse de aklı çok sevdiği kız kardeşi Lotte'de kalır.Orada buluştuğu arkadaşı Matthis Hiller de kaçarken eşinin polislere yakalandığına tanık olmuştur. İdealist bir insan olan Vic'le birlikte bir tünel kazmaya başlarlar. Onların bu çalışmasını duyan ve karşıda sevdikleri olduğu için tünelin kazımına ortak olmak isteyen kişilerle birlikte kalabalıklaşsalar da kazmaları gereken mesafe uzun ve geniş olduğundan başka insanlara da güvenmek zorunda kalırlar ve kendilerine yoldaş toplarlar. Böylece zor bir macera başlar.
(DİKKAT!Bundan sonrası spoiler -filmi izlemeden önce bilmek istemeyeceğiniz ayrıntılar- içermektedir. )
Karşı tarafla haberleşme yazışmalarla sağlanmaktadır. Vic pasaportuyla karşıya geçebilmektedir. Bu yüzden haberleşmeyi o sağlar.Fakat Batı'ya kaçanların davalarıyla ilgilenen ve özellikle Harry Melchior'u tutuklamak isteyen Albay Oberst Krüger kendisine bir casus bulmuştur ve tünelin haberlerini almaktadır. Bu casus Matthis Hiller'in karısı Carola'dır. Kendisi de bunu yapmaktan acı duyar fakat hapishanede doğurmak zorunda kalacağı bebeğinin elinden alınmasıyla tehdit edilir. Neyse ki geç olmadan Carola'nın casus olduğu fark edilir. Lotte'nin bunu kendisine söylemesiyle birlikte hatasını anlar.
Bu arada NBC çekecekleri film için tüneli kazanlarla anlaşmıştır. Aslında sırlarının açığa çıkmasından korkan arkadaşlar bunu istemezler ama tünel inşaatı için paraya ihtiyaçları vardır. Bu yüzden görüntülerin kaçış tamamlanmadan yayınlanmaması şartıyla anlaşma yaparlar.
Karısının ağbisiyle görüştüğünü anlayan ve karşıya geçmesini istemeyen Lotte'nin eşi Theo Lohmann da Albay Krüger'le bağlantı kurar ancak o da hata yaptığını anlar. Carola ile konuşur. Carola'nın bir planı vardır ancak Theo'dan da bir ricası vardır.
Tünel tamamlandıktan ve bir sürü yazışmayla buluşma ayarlandıktan sonra büyük gece gelir. Batı'ya kaçacak 30 kişi bir kafede toplanır. Carola'nın Albay'a yaptığı şaşırtma numarasıyla zaman kazanan insanlar telaşla tünelin içine dalar. En son Harry kalır.Albay onu kovalarken o tünelin içinde sınırı geçer ve kazanır. Tünelin batı çıkışında bir zafer coşkusu vardır. Herkes aylar süren hasretten sonra sevdiğine kavuşmuştur. Carola kendini feda edip gelemse de, Carola'nın ricası üzerine Theo bebeği Matthis'e getirmiştir.
Tarihten siyasi bir olayı anlatırken bir yandan aşkın, dostluğun ve güvenin verilmesi de ancak bu kadar iyi olabilirdi. Üstelik 1961 yılına sadık kalınmış ve her şey çok gerçekçi yansıtılmış. Oyuncuların performanslarına zaten hayran kalacaksınız. İzlemediyseniz, daha fazla geç kalmayın, derim.
Filmin sonunda her bir karakterin daha sonra neler yaptığını öğreniyoruz. Berlin Duvarı da, Doğu Alman Meclisinin, isteyen vatandaşların Batı'ya gidebileceğini açıklamasının ardından 9 Kasım 1989'da yıkıldı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

filmin özetini yazmaktan vazgeç... senin görevin bu değil, artık oyunculuk eğitimi almış ve sahneye çıkmış biri olarak filmleri oyunculuk ve teknik açıdan değerlendirmye başlamalısın... Beğenmedim!?

Seydi 
 10.09.2007 1:05
 

Merhaba, profesyonel bir flim eleştirmeni gibi blog olmuş.(eskibir flim kievdeki adam izledinizmi?) Hatırlayınca sordum. Sevgilerle.

Nariçi 
 14.08.2007 22:28
Cevap :
ben de acaba nasıl bir sinema yazarıyım diye çok merak ediyordum.bu merakımı dindirecek yorumlara ihtiyacım vardı.hem bunun için hem de olumlu yorumunuz çok teşekkür ederim.o filmi maalesef izlemedim.sevgiler...  15.08.2007 21:26
 

Önce şunu söyliyim. Filmi izlemedim. Yazıyı baştan sona okudum, iyi bir tanıtım yazısı olmuş.Ama bence filmde kimlerin oynadığını sonda söyleyip, filmle ilgili düşüncelerini en başta verseydin daha iyi olurmuş.Birde farkettimde vurucu ve dikkat çekici cümlelerin yazının en başında kullanılması daha çok okuyucu çekiyor.Filmi izledikten sonra bilahare fikrimi söylerim belki.Mehmet Kurtuluş'u zaten beğenirim.Hadi kolay gelsin.

Sinefilozof 
 13.08.2007 0:03
Cevap :
ama abdulkerim'cim,sinema yazıları hep böyledir.önce nesnel şeyler verilir ardından öznele geçilir.fakat yine de daha çok okunmak için söylediklerini dikkate alacağım.mehmet kurtuluş'un ben de hastasıyım.bu salı akşamı 22.00 de cnbc-e'de KISA VE ACISIZ var.ben izlemedim,hevesle bekliyorum.bence sen de kaçırma.  13.08.2007 13:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 104
Toplam mesaj
: 39
Ort. okunma sayısı
: 2808
Kayıt tarihi
: 29.12.06
 
 

Sinema ve Televizyon bölümünde okuduğumdan sizinle sinema üzerine hasbihal etmeyi düşünüyorum... Si..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster