Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '07

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
430
 

Derbide mantalite farkı

Derbide mantalite farkı
 

Günlerdir heyecanla beklenen ve Türk futbolunun iki mihenk taşını karşı karşıya getiren derbide gülen taraf Fenerbahçe oldu. Maça eksik futbolcuların çokluğu dolayısıyla kısıtlı bir kadroyla çıkan Beşiktaş, oyunun her anında maçın seyrine etki eden taraftı. Henüz başlama düdüğü stat içinde yankılanırken bulduğu golle skor üstünlüğünü ele geçiren siyah-beyazlı ekip, bu sezon birçok maçında gördüğümüz gibi gol sonrası savunan taraf olmayı seçince olası bir Fenerbahçe galibiyetine de davetiye çıkarmış oldu. Bu sezon kazandığı tüm maçları tek farklı skorlarla elde eden Beşiktaş’ta bu analizin yapılması elzem görünüyor. Özellikle Fenerbahçe gibi ofansif yönü kuvvetli ekipler karşısında savunmada kalarak kontratak futboluna başvurmak siyah-beyazlılar için çoğu zaman netice vermiyor. Fenerbahçe karşısında bu fikrin tam anlamıyla sahaya yansımadığı gibi bir izlenim oluşmuş olabilir. Şüphesiz bunun nedeni Beşiktaş ileri uç elemanlarınca bireysel taktik (ya da fundamental) eksikliği sebebiyle harcanan iki önemli pozisyon ile maç sonunda hakem İsmet Arzuman tarafından iptal edilen gol. Ancak Fenerbahçe’yi kendi yarı sahasında karşılayan takımların, varlığı tüm futbol kamuoyunca tescilli sarı-lacivert kadro kalitesinin su yüzüne çıkmasına önayak olduğu da bilinen bir gerçek. “Beşiktaş neden kaybetti?” sorusunun en konsantre cevabı da sanırım bu.

Maç başlarken göze çarpan ilk gelişme Fenerbahçe’nin mevcut taktik dizilişini koruyarak, Beşiktaş’ın ise biraz da Tello’nun eksikliği sebebiyle en son Trabzonspor karşısında izlediğimiz 4–3–2–1 düzeninde sahaya çıkması oldu. Sarı-lacivertliler artık tüm futbol kamuoyunun aşina olduğu 4–4–1–1 sistemini defansında Gökhan, Edu, Lugano, Roberto Carlos, orta sahasında Deivid, Aurelio, Deniz, Vederson ve tek santrfor Semih’in arkasında Alex ile sahaya yansıttılar. Buna karşılık Beşiktaş ise dörtlü defansını Ali, Gökhan, Toraman ve Üzülmez’den kurmuş, üçlü orta sahasını oluşturan Cisse, Koray ve Serdar’ın önünde ise Burak, Delgado ve Bobo’ya görev vermişti. Bu sistemde siyah-beyazlıların avantajı Burak ve Delgado’yu Bobo’nun biraz daha gerisinde görevlendirerek bu oyuncularla orta sahasını takviye etmekti. Nitekim özellikle ilk yarı boyunca rakibine önde baskı kuran Beşiktaş’ta Burak’ın sol kanatta Delgado’nun ise sağ kanatta sürekli pres yaptıklarını ve takım savunmasına oldukça pozitif yönde katkı yaptıklarını gördük.

Defansında baskı gören Fenerbahçe ilk yarı boyunca kendisinden beklenmeyen bir şekilde topu ileriye şişirerek oynadı. Bu toplar hem Alex’in oyundan düşmesine hem de Semih’in Beşiktaş’ın iki stoperiyle boğuşmak zorunda kalmasına yol açtı ki, siyah-beyazlıların ilk yarıdaki etkinliğinin arkasında bu oyun tercihi vardı. Neticede dönen topları toplayarak oyunu kuran ve üstünlüğü elinde bulunduran taraf Beşiktaş oldu. Fenerbahçe ise ilk yarıdaki görüntüsü itibariyle gol şansını duran toplara bırakmış bir izlenim verdi. Maçın ilk üçte birlik bölümü tamamlanırken kazanılan Fenerbahçe kornerinde gecenin formsuz isimlerinden Koray’ın Aurelio’ya yetersiz kalan müdahalesi ve aşırtılan topun Deivid’in maharetiyle ağlarla buluşması maça dengeyi getirdi. Bu eşitlik ikinci yarıda yapılacak hamlelerin ve yepyeni stratejilerin de habercisi gibiydi.

İkinci yarıda Beşiktaş’ın Fenerbahçe defansına yaptığı baskıyı bitirerek geriye yaslanması, Fenerbahçe’nin ise ayağa oynayarak oyunu kurması dengelerin bir anda değişmesine sebep oldu. Fenerbahçeli futbolcuların hiçbir baskıyla karşılaşmadan rakip yarı sahaya kadar topla çıkması defansın da hücum organizasyonları içine dâhil olmasını sağladı. Baskı yiyerek yarı sahasına hapsolan Beşiktaş’ın yeniden öne geçmek adına sahip olduğu kontratak silahını da akıllıca kullanamadığını belirtmek gerekiyor. Bu baskının golü getireceği düşüncesinde olanlar yanılmadılar. Beşiktaş kalesini korumak için aşama yapmak zorunda olan Hakan Arıkan’ın sektirdiği top Semih’in vuruşuyla ağlarla buluştuğunda oyunun direksiyonu da Fenerbahçe’nin eline geçmiş oldu. Kalan dakikalarda Beşiktaş adına yakalanan çok önemli fırsatlar yanlış tercihlerle harcanıp, son saniyelerde bulunan nizami gol de hakem tarafından iptal edilince üç puan sarı-lacivertlilerin hanesine yazıldı.

Şüphesiz ki, bu maçın ardından tartışma zemini Merkez Hakem Kurulu ve İsmet Arzuman yönüne kayacak. Anlaşılmaz biçimde Beşiktaş aleyhine yapılan hakem hataları yoğunluk ve süreklilik kazanmaya başladı. Tabi bu durumun oluşmasında yapılan atamaların da payı olduğu gerçeğini görmek gerekiyor. Yedi adet FİFA hakemi dururken, kokartı alınmış İsmet Arzuman’ın bu maça tayin edilmesi, üstelik Fırat Aydınus bu maçın hakemi olarak atanacakken isminin çizildiği söylentileri her şeyi daha da flu yapıyor. Tüm bu flu görüntüde seçilebilen ise Beşiktaş’ın Fenerbahçe’ye oyna deyişi ve yaptığı üç puanlık ikram…

Maçın İyileri : Delgado (BJK), Gökhan (FB)
Maçın Kötüleri : Koray, Hakan (BJK); Deniz, Alex (FB)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Son yılların en iyi derbisiydi.İki takımda çok iyi futbol oynadılar.Skor çok değişkende olabilirdi fakat takımlar çok cömertti.BJK'nin abartacağı kadar hakem hatası olmadı.Gol öncesi faul vardı ve hakem verdi.Bu hakem belkide hayatı boyunca en temiz maçını yönetti.saygılarımla...

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 05.11.2007 3:04
Cevap :
Elbette ki maç hakkındaki yorumlar değişik değişik olacaktır. Bu ülkede futbolla ilgilenen herkesin aynı fikirde birleşmesi mümkün değil. Fenerbahçeli arkadaşlar PSV, Beşiktaşlı dostlar ise Liverpool maçında bu tür pozisyonlara ayrı bir dikkat etmeliler. Bakalım Avrupalı hakemlerin bu tür hava topu mücadelelerine bakışı nasıl ...  05.11.2007 12:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 235
Toplam yorum
: 233
Toplam mesaj
: 44
Ort. okunma sayısı
: 711
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Yazar 1976 yılında İstanbul'da doğdu. Tüm eğitim ve öğretim hayatını burada tamamlayarak, 1999 yı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster