Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
38
 

Derin sessizlik

Toplumun büyük kesiminde, siyasilerde, iktidarda, orduda, medyada süren bu derin sessizlik doğrusu beni endişelendiriyor.

Uludere’ de öldürülen 35 sivil, masum Kürt yurttaş için bir özrü çok gören başbakan, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un tutuklu yargılanmasını içine sindirememiş.

Örgüt üyesi olmadıkları ancak örgüte sempati duydukları gibi gülünç ve anlamsız iddialarla aylarca cezaevlerinde tutuklu kalan gençler söz konusu olduğunda kılını kıpırdatmayan başbakanın, söz konusu asker olunca gösterdiği bu duyarlılık size de ilginç gelmiyor mu?

Tutuklanan gençler olunca, önemsiz ve üzerinde durulması bile gereksiz, sıradan olaylar; ölenler Kürt olunca, gerisi teferruat diye değerlendiriliyorsa ve bu duruma haydi medyayı bir kenara koyalım, toplum olarak bu kadar sessiz kalabiliyorsak, bu derin sessizliği durup düşünmek gerekmez mi?

Devlete karşı milleti savunan bir Erdoğan’dan, otoriter eğilimli bir başbakana doğru hızla yol alan bir genel başkanın yönettiği AK Parti ve hükümetin; Uludere’ de gerçekleştirilen saldırıyla ilgili dört saatlik Heron görüntülerinin cevabını vermeden, ileri demokrasiden söz etmesi artık size ne kadar inandırıcı geliyor?

Ergenekon’un silahsız kuvvetleri asker gazetecilerin medyayı istedikleri gibi yönlendiremediklerini gördükleri anda, bu derin sessizliği size anlamlı gelmiyor mu?

Göreve geldiği günden bu yana askeri vesayete destek çıkan, şimdi Silivri ‘yi mekan tutup, İlker Başbuğ’a arka çıkan Kılıçdaroğlu ve yönetiminin, adı CHP ile özdeşleşmiş, uzun yıllar bu partinin genel başkanlığını yapmış Deniz Baykal’ın yurt gezilerinde karşılanmaması için örgütlere talimatlar göndermesi, ne parti içi demokrasiyle ne de siyasi nezaketle bağdaşmayan bu tavrına karşılık CHP üyelerinin, kadrolarının bu sessiz duruşu,tepkisizliği size çok mu doğal geliyor?

Sanki üzerine vazife gibi mevcut Genelkurmay Başkanı’ nın eğitimle ilgili fetva vermesine ne demeli?

Tutuklanmasıyla ilgili yaptığı açıklamanın ardından ”Takdir yüce Türk milletinindir.” diyerek bu ülkede yaşayan Türkler dışındaki yurttaşları yok sayan zihniyetini açık eden İlker Başbuğ’u, basın toplantılarında millete ayar çekmek için parmak salladığı dönemde değil de emekli olduktan sonra ancak yargılama cesareti gösteren hukuk sistemiyle nasıl demokratik bir ülke olacağımızı düşünüyorsunuz?

Çağdaş, ileri ülkelerde devletin hakkı olmaz, devletin vatandaşlarına karşı yükümlülükleri vardır. Yurttaşların hakkı vardır ve devlet bu hakları koruma altına almakla yükümlüdür.

Ancak görüldüğü üzere bu ülkede bütün mücadele, devlete karşı milleti savunmak üzerine değil, devlete sahip olmak üzerine yapılıyor.

Devlete ve onun derin kurumlarına karşı mücadele ettiği için halktan büyük destek gören ve üç dönem, üstelik de oylarını artırarak iktidar olma başarısı gösteren AK Parti, şimdilerde her ne hikmetse devleti savunuyor. Ve savunduğu bu devletin yanlış bir operasyon sonrası 35 masum insanı öldürmesinin ardından, bir özrü bile çok görüyor ve toplum bu duruma hiç tepki vermiyor, sessiz kalabiliyorsa; sizce bu durumda bir gariplik yok mu?

Tüm bu yazdıklarımdan sonra, benim haksız ve uzun tutukluluk sürelerinden yana olmadığımı, ancak eşit yurttaşlık temelinde suçlu olan herkesin yargılanması ve eğer suçu kanıtlanırsa cezalandırılması gerektiğini savunmama, bu konuyu onlarca kez dile getirmeme karşın hala statükonun kibirli mensuplarınca anlaşılamıyor olmam sizce toplumdaki bu derin sessizliğin bir tezahürü olmasın!

Çukurova Kitap Fuarı nedeniyle bulunduğum Adana’dan yazdığım bu makalenin sonrasında yine biliyorum ki, birey karşısında devletin acımasız tahakkümünden yana olanlar yine beni eleştirecekler ve biliyorum ki yine toplumun büyük kesimi o anlaşılmaz derin sessizliğini sürdürecek.

Bu derin sessizliğin bir çığlığa dönüşmesi için sesini yükseltme cesareti gösteren, söyleyecek sözü ve bu ülkeye karşı sorumluluğu olan her yurttaşın artık elini taşın altına koyması zamanıdır.

Yeni Anayasa ve öncesinde yapılması gereken yol temizliklerinin yaşamsal öneme sahip olduğu bir dönemde, toplumun o sessiz çoğunluğunun artık siyasete ve sosyal yaşama müdahil olması, şimdiye kadar hep bize ayar verenlere karşı dik duruşumuzu göstermenin tam da zamanıdır.

Aksi halde mevcut AK Parti iktidarı, bizler ondan vesayetle mücadele etmesini beklerken kendi vesayetini kurma, devletle, askeri bürokrasiyle uzlaşmayı tercih edecek, muhalefet o bildik ilkel yöntemlerle siyaset yapma tarzını sürdürecek ve ne yazık bunca emek, bunca iyi niyetli çaba ve alınan sonuçlar heba olup gidecek.

Sonuç olarak, bu ülkede yeniden faili meçhuller olmasın, devlet kendi yurttaşına kötülük yapmasın, her aklına esen darbe planlamasın, ırkçı, şoven söylemlerle halk birbirine düşürülmesin, barış, sevgi ve kardeşlik egemen olsun istiyorsak eğer; birey ve toplum olarak derin sessizliğimizi bozmak gerekir, diye düşünüyorum.

ayhanongun@gmail.com        

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, Sitemlerinizden haklı buldukları ve bulmadıklarım var. görüştür saygı duyarım. Ancak bir şeyi anlayamadım. Gece yarısı, kesin vur emri olan zaman ve böllgeden katırlarla sınırı ihlal eden insanlar masum mudur? Efendiler ne verirse kaçak olarak yurda sokmak masumiyetmidir? Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 13.01.2012 1:02
Cevap :
Eğer insanlara kaçak taşıma dışında başka olanak ve şans bırakmamışsanız,"bu insanlar niye kanunsuz işler yapıyorlar" deme hakkınız yoktur.Kaldı ki kaçakçı bile olsalar onları böylesine acımasız bir yöntemle öldürmek insanlık suçu değil midir?  13.01.2012 14:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 392
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 157
Kayıt tarihi
: 13.01.10
 
 

Barış içinde, birlikte yaşayabilmek adına insan ve emek odaklı paylaşımlardan yanayım.   Öğretmen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster