Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Şubat '14

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1332
 

Derinden bir bardak çay içmek

Derinden bir bardak çay içmek
 

 
-Çok derin düşünüyorsunuz, bir çay ikram edeyim mi ?..
 
Gülümsüyordu...dalmıştım, irkildim, sigaram gevşedi, bakışında dost kazanmak mı, bir müşteri daha bulmak mı ışığı vardı ; tam anlamıyla kestiremediysem de dostluğun daha ağır bastığına kendimi inandırdım. 
 
-Teşekkür ederim ! başımla da olur!..dediğim zaman o ,zihnimdeki tanıdık şive ve ses vurgusuyla : 
-Cemalettin...oğlum ! diye seslendi, ' beye bir çay getir !.."
 
Elli yaşlarındaydı, muhteşem burnundan ve konuşmasından memleketini tahmin ediyordum ama kapısındaki aracının numara levhası beni doğrulamıyordu, o zaman göz ucuyla plakasını gösterdim...
 
-Çanakkale'li misiniz ? 
-Hayır ! 
 
Yanılmamıştım ,ferahladım ...
 
Anlatıyor , onun oralardan göçen herkes inşaatçıymış , kayınbiraderi Yalova Köprüsü müteahhitlerindenmiş,"hani İzmir otoyolu üzerindeki var ya ," diyor, köprü ayaklarını bitirmiş suya indiriyorlarmış da, "Jeep Compass'sı," varmış , 13 model,aracını da bizimkine bırakmış, biraz tamirat , falan filan...
 
Çayım geldi,yanındaki iki kesme şekeri de- öğrencilerime verme alışkanlığım olduğundan- el çantama koyayım derken, onlarsız olduğum aklıma geliyor ...o zaman hatırlıyorum beni , ressam Kapçak'ın resimlerindeki keçiler kadar çevik ve hep hayat kokan yavrularıma zamanın ve mekanın veda ettirdiğini... 
 
Bir yudum çay içiyorum ,o anlatıyor ,ama onu dinlemeye iştahım yok, zihnime çaktığı sorusuyla meşgulüm .
-Derin düşünüyormuşum ya (!) işte o anlatıyor ben de "derin düşünmeyi," düşünüyorum !..
 
***
 
En iyisi, uzun tanımlamalar yerine "derini," tümceler içine sıkıştırayım ,zihnimi okuyan pekâlâ sonuca varmasını da bilir.
 
 
Çocukluğumdan çınlayan bir ses : "Oğlum sakın girme,orası çok derin," diyordu, o zaman anlamıştım ki : suyun dibi yüzeyinden çok uzakta, boğulabilirmişim !
 
Evet, annem ve anneler doğuştan bir işin ilerisini kestirebilme, önceden anlayabilme ve ona göre davranma yeteneğindedir, koruma içgüdüsüyle hareket eder,anılarının derinliklerine yerleşen olumsuzlukları yahut olumlu yönleri anımsar , aniden yavrularına yapmaları gerekenleri "şunu bunu yapma," şeklinde söylerler...
 
Geçen yüzyılın derin devlet adamı Mustafa Kemal'i insanlık unutamaz ! 
Unesko'nun 2007'yi Mevlana Yılı saymasının nedeni, derin düşüncelerinin altı yüz küsur yıl sonra da yaşamasıdır !
 
Eğitim şefimizin küçümseyen, tehdit kokan, usandıran söylevlerinden sonra derin bir sessizlik içindeki alanda belli etmeden öfkelenir, paydos ziliyle derince soluklanıp sokaklara taşardık.
 
Bazı yazarlar "derini," sessizlik, içten soluklanma ,çok bilgili,uzak zaman gibi pekiştirme anlamlarında kullanmışlardır.Yahya Kemal Beyatlı:"Körfezdeki dalgın suya bir bak göreceksin / Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde ,"demişti.
 
***
 
Derin sözcüğü şöyle bir dursun hele "düşünce nedir," biraz da ona yoğunlaşayım ...
 
Düşünce,insanın beynince tasarlanıp yaşantısının yolunu aldıran ve her şeyin bilincine vardıran, zaman ötesi ruhsal durumdur.Salt insanlara özgü harika bir kazançtır. Tasa, kaygı, sıkıntı,ilke düşüncenin sonucudur.Düşünce ; fikir,ide,niyet,eskilerin deyişiyle mütalaadır.
 
İnsanlık gelişmesine beyninin harika işlevi olan düşüncesi sayesinde ulaşmıştır.Çevresindekilere duyarsız kalmamış , önce düşünceye varmış,sonra düşüncesini bildirmiş o zaman çıkarına dokunduğu düşünceler tarafından ezilip yok edilmek istenmişse de usanmamış ,yine defalarca düşünceye dalmış, nihayet kendisini ve doğayı değiştirmiş, geliştirmiş. 
 
***
 
Kalabalıklardaki yalnızlığımı , tümünüz gibi ben de derin derin düşünerek gideririm . Sait Faik : "Rıhtımda bir aşağı bir yukarı dolaşanları seyre müsait bir iskemlede düşünceye daldım." derken, herkesi anlatıyordu aslında .
 
-Çok derin düşünüyorsunuz, demişti, ya ! İkram ettiğinden bir yudum daha içtim, fena değilmiş, o anlatıyor ama , fındıktan falan bahsediyor,dinleyen kim ki !.. 
 
Beni derin düşünmeye yönelten nedir, sevinçlerim mi , sevgisizlik mi, öğrenme isteğim mi, gelecek kaygım mı, bazen acı, bazen şerbet tadındaki yaşanmışlıklarla geçen ömrümün geri gelemeyeceğini bilmemin yarattığı burukluk mu ...bence hepsi !.. 
 
Ne zaman ve yerde gözlerimin daldığını tahmin edemem, siz de edemezsiniz.Ama hep dalar giderim derinlere dolar dolar, pek azını süzgeçten geçirebilme gücüne sahip olur öyle yazarım. 
 
Edipler, derin düşünce sahibi ve başkalarının düşüncelerini iyi okuyabilenlerdir, yerlerinde duramaz ; dünü ,bugünü, yarına özlemi, özelini, genelini, yani beyninin uyarıları ne istiyorsa onu, kır çiçeklerinden bir demet gibi sarıp sarmalar, mürekkep kokusu sinmiş beyaz tuvalde size koklatırlar...
 
*** 
 
Bazen gökyüzüne dalarım, bugüne kahreder ,zamanın mekanın altını üstüne getiririm...
 
Sıkışıp kalmışım sende ...
Ne olurdu, bin yıl sonra geleydim, 
Semalardan bakıp sana
Bugününü düşüneydim !..
 
***
 
Birinin kaybı derinlere daldırır beni , mesela o ,Turgut Özakman'dır veya başkası... değişmez,feleğe isyan eder beynim.
 
Ne söyleyeyim sana, Mevlâm, ne diyeyim ?
Bir değil, bin değil binlercedir...
On binlerce yılda olgunlaşan , 
Elmaslar... 
 
***
 
Yasaklara öfkelenirim ,sakinliğimi sindirir, direnir,kendim dahil her şeye inat ederim ...
 
İçeceğim ,
Kendime inat, sana, ona ,buna !
Her şeye , inat !
Andım var!
içeceğim... 
 
****
 
Nadiren bir sanat eseridir düşündüren beni, mesela mağaradaki ustalardan kalan duvar resimlerine bakıyorken "Babam Tarih Öncesi'ni iyi bilir," sözünü kanıtlarcasına ,o dönemin kulağından tutar,oğlumun depderin yüreğine kondururum ... 
 
Bir avuç zaman diliminde yaşanan,
Bu alemde didişmek, 
O fresklerindeki kadar, 
Anlamlı mı evladım ? 
 
***
 
Birçok kez dalarım ,sessizce söylenirim ben, hep şakalar yapar, hüzünlü kahkahalarımı kimselere gösteremem. 
 
Bitirilecek işler var ya ! 
Onlar hiç bitmezler...
Bir gün şaka yapacağım tanıdıklarıma
Her şeyimi bitireceğim!..
Çok gülecekler eminim ki onlar, çook...
 
***
 
Deniz kıyısındayımdır, dağda, bir ovada ,işte , pazarda veya ne'bilim belki yatağımdayımdır henüz , gün dönememiştir yarınına ,derin derin takılırım geçmişime ya da geleceğin bilinmez derinliklerine ; sıçrar yüreğim, kâbus mudur gördüğüm, umudum mudur heyecanımın kaynağı ,kıvranırım anlayamadan dalar giderim... 
 
Zaman sürüyor alıp götürüyor her şeyi. 
Dünya göçmüyor, göçen yalnızca sen ben biziz , 
O zaman işte , o zaman 
Ne dünyamız kalacak , ne de zaman !..
 
***
 
Çayım bitti , kalktım oradan, Rize'li  müstecir az öteye gitmişti , göz göze selamlaştık .
 
-Çok derin düşünüyorsunuz ,demişti, İrkilmiştim ya, hatırladınız mı ,o vakit ona diyemedim ,
 
-Siz hiç dalmaz mısınız derinlere ?..
 
4 Ekim 2013
msgazioğlu
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bence de hepsi... Blogunuz çok uzun bir yazı olmasına karşın , ilgiyle okudum, Derin,okunası bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık.

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 09.02.2014 16:41
Cevap :
"Adana'ya kar yağmış, karın altında gül varmış," denen şehirde ben de 35 yıl soluk aldım .Güneyin bu rutubet kokan coğrafyasındaki limon çiçeği, portakal çiçeği kokan sokaklarındaki tüm sıcak yürekli insanlarına selam olsun . Çok teşekkürler.   10.02.2014 15:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 57
Toplam mesaj
: 27
Ort. okunma sayısı
: 908
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Yüreğinize ulaşabilmek ,duygularımı ,deneme , anı , şiir  ve fotoğraflarımı paylaşmak istiyorum ...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster