Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Temmuz '06

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
2737
 

Ders kitapları

Ders kitapları yazmaya karar verdiğim zaman, İzmir Buca Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü’nde öğretmendim. Bin dokuz yüz yetmiş sekizli yıllarıydı. Altmış ve yetmişli yılların kültür birikimiyle donanımlı yetkin bir kadro ile birlikteydik. Öğretmen yetiştiriyorduk ama onun gittiği okulda yapacağı işi daha mükemmel yapması için gerekli araçları ellerine vermekten uzaktık. Bu eksiği gidermek ve hep eleştirdiğimiz ders kitaplarının daha iyisini üretmek için kolları sıvamıştım. Önce resim bölümündeki ressam arkadaşlarımla görüştüm. Mükemmel bir resim-iş eğitimi atölyeleri ve sanatçı dostlarla birlikteydik. İngilizce bölümünün öğretmenleri ile görüştük. Dünyadaki örnekleri inceledik. Hatta dersine girdiğim bu bölüm öğrencilerini bile teşvik ederek her yıl mezun olan öğrencilerin, onda biri ders kitabı yazmaya yönelse dışarıdan alınacak ders kitapları yerine benzerlerinin Türkiye’de üretilebileceğini anlatmaya çalışıyorduk.

Ülkemizdeki yaşadığımız askeri yönetim dönemleri bu çabalarımızı ertelememize neden oldu. Ama içimizdeki araştırma ve ülkemize daha güzelini sunma çabalarımızı engelleyemedi. Günümüze dek yazılmış Türkçe ve edebiyat ders kitaplarını tek tek inceledim. Almanya’da kullanılan bütün ders kitaplarını getirttirdim. Özellikle bütün dünyaya dil öğreten, Oxfort Üniversitesi’nin yayınlarını ve çalışma sistemlerini inceledim. Yüz yılı aşkın süredir yayın üreten bu kuruluşun oluşturduğu deneyim ve birikim gözlerimi kamaştırdı.

Onlara göre bir ders kitabı üretmek bir ülke yönetmek kadar önemliydi. Öncelikle öğretme yöntemleri üzerinde yetkin bir kadroyla yoğun bir çalışma yürütülüyor. Geliştirilen eğitim yöntemlerine uygun yazarların uzun dönemleri alan çalışmaları içinden en iyileri seçiliyor. Çağın gereklerine uygun görsel donatılarla bezenen, ders kitabı, çalışma kitapları, hatta CD’leri aynı düşünceyle üretiliyor. Bununla da yetinmeden öğretmenlerin bu kitapları nasıl kullanacakları, hangi konuda nelere dikkat ederlerse daha başarılı olacaklarını içeren öğretmen kitapları birlikte üretiliyor.

Uzun yıllar süren, yılların deneyimi ve birikimiyle üretilen ders kitaplarının dağıtımı ve uygulaması da ayrı bir çalışmayı gerektiriyor. Önce ülkelerde bayi temsilcileri belirleniyor. Ülke temsilcisi, il ve ilçe temsilcilerini belirliyor. Her ülkede bölge müdürlükleri kuruluyor. İl ve ilçe temsilcileri kitapların ve kitaplarla birlikte kullanılacak; sözlük, kaset, öğrenci yaşına ve konulara göre düzenlenmiş okuma kitapları, kaset , CD, film gibi eğitim araçlarının satışını yapıyor. Öğretmen, sınıfta uygulamak istediği bir ders için öğrenciye ve veliye piyasada her an bulabileciği araçları öneriyor. Oxfort Yayınları, düzenli ve sistemli bir biçimde kitaplarını ve gerekli araçlarını üretir ve ilçelere kadar dağıtım ağını oluştururken, öğretim işini de uzman eğitimcileri bölgelerde görevlendirerek ders kitaplarının uygulanması anında, öğretmenin karşılaşabileceği sorunları çözmeye çalışıyor. Bu eğitimciler okul okul dolaşarak öğretmenlere işlerini daha iyi yapmaları ve araçlarını etkin kullanmaları için yardımcı oluyor. Bölge eğitim ve öğretim toplantıları yaparak gelişimin sürekliliğini sağlıyorlar.

Bizdeki durumsa, yayınevlerinin yazarlara hazırlattıkları ders kitapları Talim Terbiye Kurulu’nda inceleniyor. Uygun görülenler beş yıl süreyle okullarda okutulabilir diye karar veriliyor. Yayınevi bu kararı aldıktan sonra kitabını kendi belirlediği sayıda basarak dağıtımını yapıyor, öğretmenlere örnek kitaplar gönderiyor, veli ve öğretmenlerin semtindeki kitapçıda bulmalarını sağlıyordu. Bu üretim ve dağıtım biçimi, eksiklikleri ile birlikte Cumhuriyet tarihi boyunca gelenekselleştirilen dünyadaki örneklerine göre eksikleri tamamlanacak bir ülke üretim geleneğiydi. Her yayınevi kendi güzelliğini yansıtan ders kitapları üretmek için çaba harcıyordu. Yazarlar, yayınevleri ile daha güzelini yaratmak için hummalı bir çalışma gösteriyorlardı.

Bugün çok ilkel bir durum uygulanmaktadır. Birikimler bir kenara itilmiş. Yayınevlerinin, dağıtımcıların , kitapçıların ülke genelindeki olanakları halka hizmetten alıkonularak; sadece siyasi, kısır amaçlarını gerçekleştirmek isteyenlerce, ülkenin gelişimi engellenmektedir.

İstanbul, Cağaloğlu’nda görüştüğümüz yayınevleri durumdan şikayetçi, dağıtımcılar şikayetçi, kitap ve kırtasiyeciler şikayetçi, okul yönetimleri şikayetçi, öğretmenler öğrenciler şikayetçi, vali aradığı kitabı bulamıyor o şikayetçi. Aynı sınıftaki öğrenciler aynı kitabı okuyamıyorlar öğrencinin ve öğretmenin işini yapması engelleniyor sınıf şikayetçi. Peki kim memnun? Memnun görünenler, siyasi emellerini sınıfa dek sokmayı amaçlayanlar. Sanırım bu görece bir memnunluk. Kimsenin memnun olmadığı, hatta bir öğrencinin kitap maliyetinin çok da fazla tutmadığı, veli bütçesini zorlamadığı , veli de memnun değil. Ayrıca ; aceleyle, sıradan üretilen kitapların, düşünsel, eğitim öğretim açısından yanlışlarla dolu, görsellik yönüyle zayıf, hemen dağılan ciltleme gibi sıradanlık özellikleriyle yanlışlıkları içeren bu uygulamanın, bir an önce durdurulması gerekmektedir.

Avrupa Birliği görüşmelerinin yapıldığı şu günlerde, gelişmiş ülkelerin eğitim ve öğretim araçlarına, ders kitaplarına bakış açıları örnek alınmalıdır. Siyasi emellerini ülkenin geleceğinin engellenmesi pahasına öne çıkaran, günümüz yöneticilerinin bu yanlışlıktan dönmeleri için; tüm bilim ve kültür çevreleri, eğitim ve öğretim kurumları, ülkenin geleceğine sahip çıkacak sivil toplum örgütleri, basın ve yayın organlarının gerekli çabayı göstermesi gerekmektedir. Verilecek her çaba ülkenin yarınlarını kuracak olan, gençliğimize ve çocuklarımıza sahip çıkmanın birer adımı olacaktır. Ders kitabı yazmak ve eğitim ortamına sunmak sıradan bir iş olarak düşünülmemeli, on beş milyonluk bir öğrenci nüfusuna seslenmek, ona güzel yarınlar hazırlamak için çok önemsenmesi gereken bir iş olarak görülmelidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öğretimin amacı:Türk Milli Eğitimin amaçları, Her dersin amaçları,anayasa,kanun ,tüzük ve yönetmelikler doğrultusunda iyi yurttaş yetiştirmek olduğu kadar, evrensel değerleri benimseyen ,aynı zamanda kişinin kendinde varolan özellikleri ortaya çıkartan bir ortam yaratmaktır.Tek kitap ,devletin amaçlarını gerçekleştirebilirse de bireyin kişilik özelliklerinin gerçekleşmesi ancak.çok yönlü kaynaklardan beslenmesiyle olur.Zaten ders kitabı değil; yardımcı ders kitapları vardır.Tebliğler Dergisinde böyle ifade edilir.Ancak öğretmenlerimiz ne yazık ki bunun farkına varmadığından ders proğramını değil ,ders kitabını yıl içinde uygularlar. Bu yanlışlıktan vazgeçilmeli ;dersler çok kaynaktan proğram doğrultusunda ,ancak bireyin gelişmesini yok etmeyecek bir yöntemle öğretimi sürdürmelidir. Yoksa gelişemeyiz.Kopyacı ,üretemeyen bir toplum yaratmış oluruz. Saygılarımla.

Mehmet Selçuk Gazioğlu 
 17.07.2006 12:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 52
Toplam yorum
: 40
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 4191
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

1952 yılında Sivas- Asarcık Köyünde doğdum. Yurdun çeşitli yerlerinde öğretmenlik yaptım. Kabataş Er..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster