Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Dershane konusuna çıplak bir bakış!

Yıl 1981, lise son öğrencisiyim. Öyle bir maddi çıkmaza girmişiz; adını tam koymak rahmetli babama çok dokunsa da resmen üçkağıda gelmiş, dolandırılmışız resmen!

Okula gitmem için bir gidiş, bir de dönüş otobüs biletimi elime veriyor ailem, sabahın er saati annem ekmek arası salça, ucuz beyaz peynir ile tost yapıyor, yine de acıkırsam diye gevrek paramı da ekliyorlardı cebime…

Ajitasyon yapma derdinde hiç değilim; lakin yaşadığım gerçeği de anlatmak isterim: O gevrek parasını harcamadığım, harcamak istemediğim çok günler oldu!

Hiç mi karnım acıkmadı?

Bahar aylarında yürüyerek eve döndüm, çok kere… Yol uzundu… Ayakkabım ayağımı vuruyordu, ucuzdu… Güneş tepemdeydi… Bir bilet harcamamak adınaydı, ailem bilmez…

Okulda ucuz bir kurs açılmıştı, üniversite sınavlarına hazırlanmak için, sıkmamak için söylemedim bile… 

Bir gün haberi olmuş annemin, neden söylemedin diye sordu, yüzü allak-bullaktı; üzülmüştü çok…

“Off, aman anne, ne verecek ki o kurs bana? Kendime güveniyorum ben!” dedim demesine de, arkadaşımdan aldığım test kitabını habire çözüp duruyordum.

Bir tek güvendiğim şey vardı: Kendimi denemek için sınava giriyorum. Bir bulmaca çözer gibi…

******

Tam da o tarihlerde dershaneler ortaya çıkmıştı; tüm lise arkadaşlarım dershanelere kaydolmuştu. Henüz öyle yeniydi ki bu olay, kendimi hiç eksikli hissetmemiştim!

Hoş, o durumda eksikli hissetsem ne olurdu? En fazla biraz daha bilenirdim belki, kim bilir?

Tek bildiğim şuydu ki: Dershaneler okulda öğrendiklerimizin tekrarı olan bilgileri verirken en fazla test çözme becerisi konusunda destek sağlıyorlardır ki arkadaşımın verdiği test kitabı işimi görür nasıl olsa!

Sahiden, öylesine, kendimi denemek için girdiğim sınavlardan, iki aşamalıydı o vakitler, ciddi anlamda iyi puanlar aldım.

Dershaneye giden arkadaşlarım ile aramda farklı bir puan tablosu yoktu!

Ne benim içime dert oldu dershaneye gidemediğim, ne de aileme…

******

Öyle naif başlamıştı dershanelerin hayatımıza girişi; gitsen de gitmesen de sonuç pek fazla değişmiyordu.

Eğitim ciddi anlamda devam ediyor ve dershaneler yalnızca test çözmeye alışkanlık yaratıyordu.

Yalnızca bir destekti, şey gibiydi… Özel ders alan çocuklara inat daha ekonomik ve eşit şartlar sağlayan sosyal bir amaç… Elbette ki bu emeğin bir de maddi karşılığı olacaktı; ucuzundandı, helali hoş olsundu…

******

Böyle düşünüyordu çoğu kişi, lakin öyle değildi!

Adaletsizlikti! Para ile farklı eğitim şartları içinden geçmiş gençleri aynı potada değerlendirip yerleştirme yapılıyordu!..

Kolejler boşuna fark atmıyordu düz liselilere!

Gel zaman git zaman eğitim rant kapısı oldu, şahidiyim!

Öyle bir rant ki; sömür sömürebildiğin kadar!

Üniversiteye hazırlık ile başladı, baktılar yemyeşil mera; liselilere erken hazırlık programı hazırladılar. Yetmedi; liselere girme sınavları ile ortaokul öğrencilerini devraldılar ki bir baktılar yeni nesil çoğalana kadar işler duracak! Eee, bir de seviye belirleme sınavı çaktılar ki; ilköğretim de öğrencilerinin velileri de parayı dayayacak!

******

Eee, haliyle rant bu; kibarca “Rant” dediğime bakmayın, “Para” şekerim Türkçesi, para!

Pıtrak gibi dershaneler çoğaldıkça pıtrak gibi sınavlar arttı: OKS, KPSS, falan SS; Devlet tutturdu KPSS, dershanelere gidip de bir Üniversite tutturup, o üniversiteden de mezun olan kişilere “Yetmez!” denilerek bir sınav daha koştular önlerine…

El mahkum, yine dershanelere döndüler, KPSS sınavlarına hazırlandılar…

Şekerim, bunca şaibeli sınavlar karşısında kimi boşa para, umut ve emek harcadı, kimi pat diye işi kaptı!

******

Şimdi; eskiden beri adaletsizlik diye varsaydığım dershanelere kimlerin eli değmiş, kimlerin cebi nimetine çalışmış, umurumda değil!

Tek bildiğim bir gerçek var: Eğitimin kademeli olarak düşürüldüğü…

Eğitimin kalitesi düşürülürken dershanelere çıkar sağladığı…

Dershanelere çıkar sağlamıyoruz diyenlere de bir sözüm var: Koyun gibi bir nesil mi arzuluyorsunuz?

******

Arkadaş, ilkokul bir kitabında kolay okuyalım diye koca koca harflerle ortaokul, lise kitapları basılıyor.

Kitaplarda masallar anlatılıyor; yok, ilkokul bir değil, sekizinci sınıf!

Şimdi; dershanelerin ayyuka çıktığı, çocukların eğitimlerine sınavların deli gibi sokulduğu, efendime söyleyeyim, devlet okullarında ders kitaplarının devlet tarafından oluşturup da  ilk okul bir seviyesinde basıldığı ortamda kimi suçlarız?

A)    Cemaat

B)    Hükümet

C)    Cemaat ve hükümet

D)    Hükümet ve cemaat  

Durum bundan ibarettir, eğitimin kalitesi boşuna düşürülmez; çocukları yarış atı haline sokmak da boşuna değildir; hani yarışı göğüsleyen çocuklara eğitim, iş imkanları falan sağlansa, neyse…

Çıta yükseldikçe yükseliyor, insanlar umuda ille de para ile sarılmak durumunda kalıyor ve velhasıl parsayı bir başkaları topluyor!

KPSS, bilmem ne sınavı, aldıkları puan değil, şekerim, başka şeyler sonucu belirliyor.

Haa, bu arada, bunca şaibe öylesine duruyor; niye?

Cemaatin dershanelerinden kaynaklanan bir kayırma varsa devlet neden sussun?

Devletin kayırması varsa, cemaat neden?

Al takke ver külah; şekerim, bizim bir paramız ilgilendirir onları bir de oyumuz…

*******

Dershaneler boşuna revaçta olmadı; hadi bir düşünün, her yıl boşuna mı eğitim-öğretim kurumlarına sınavlar konulmadı?

******

Asıl adalet, asıl eşit eğitim eğitim ve öğretim kurumlarının desteklenmesinde yatar; normal şartlarda devletin her eğitim ve öğretim kurumu her bir öğrencisini geleceğe hazırlamak durumundadır; bunu sağlayamayan devlet yetersiz demektir!

Bile bile yetersiz kalmaya devam ediyorsa farklı bir amacı vardır, kesin!

Bu yetersizliğe rağmen çeşitli sınavlar ile küçücük yaşta öğrencileri ve de dolayısıyla ailelerini strese sokuyor; sokmakla kalmayıp bu yarışa yıl be yıl farklılıklar katıyorsa… İlle de dershaneler bu sınavlara hazırlıyorlarsa...

Sonuç çok açık ortadadır: Rant konusunda bir anlaşmazlık söz konusudur! Ya da başka bir söz verme konusu vardır ki orada minik bir problem vardır.

Hallolur, gider…

Kendi aralarında hallederler…

Yeter ki siz müminler dualarınızı eksik etmeyin, paralarınızı sakınmayın… Siz, çocuğunuz iyi eğitim görsün isteyenler; dershanelere yatırdığınız paralar her bir öğretmenin emeğinin çalınmasıdır; o öğretmen üç kuruşa eğitim verirken, siz o eğitimi hiçe sayıp, on üç kuruş vererek bir ranta sahip çıkıyorsunuz!

Dolayısıyla öğretmenleri üç kuruşluk mevkie düşürüyor, rant sahiplerine çanak tutuyorsunuz!... 

Ne çocuğunuzun eğitim hakkına sahip çıkıyor, ne de düzeni sorguluyorsunuz; dişinizden ve tırnağınızdan arttırdığınız para ile çocuğunuzu dershane yolluyor, vicdanınızı rahatlatıyorsunuz!

Eee, hadi bir sorun bakalım kendinize, diyelim ki seviye belirlemede iyi puan aldı, dershaneye devam tabii ki, diyelim ki iyi bir liseye yerleşti; dershaneye devam, elbet…

Diyelim ki üniversiteyi kazandı. Onca yıl, arkadaş, hadi diyelim yemedin-içmedin, para gönderdin.

Mezun oldu, gurur duydun, eee?

Hadi sana KPSS!

Bir devletin bir kurumuna güven duymayıp da tekrar sınava tabi tutması normal midir?

Değildir, arkadaş, değildir!

Maksat sınavdır; maksat dershane yoludur, maksat paradır!

Maksat, aynı zamanda istedikleri kişileri istenilen yerlere yerleştirmektir; yoksa ne diye bunca sınav şaibeleri ortalığı kavursun ve hiç biri de sonuçlanmasın?

******

Sonuç: Dershaneler belki ciddi anlamda öğrencilere destek amaçlı kuruldu, lakin öyle bir rant vardı ki ve de öyle bir genç potansiyeli; hem rant olsun, hem de genç nesli etkileme amaçlı, uçsuz bir mecra oldu.

Hükümet de destek verdi; yoksa ne diye her yıl çocuklar çeşitli sınavlara tabi tutulurlar?

Sınav şaibeleri de hükümet tarafından ciddiye alınmadığına göre, bir bildikleri vardır, elbette… Yoksa, hangi hükümet gücünün üstüne güç koyanı koşulsuz affetsin?

******

Bir rant kaygısı vardır, aşılır gider…

Merak etmeyin; yine boğazınızdan kısar çocuğunuzu dershaneye gönderirsiniz!

“Neden eğitim kalitesi düşüyor?” diye de merak buyurmayın; dershane parasını denkleştirin yeter!

 

http//twitter.com/Gulgunkaraoglu

gulgun_2006@hotmail.com

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1321
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster