Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Aralık '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
881
 

Dersim'den ne ders alıyoruz?!..

Dersim'den ne ders alıyoruz?!..
 

Seyit Rıza-Dersim`in manevi onderi


Daha yakin zamanlara kadar, Dersim kelimesini anmak bir suc unsuru olarak kabul edilirken, Dersim son zamanlarda, agirlikli olarak basinda, sosyal medyada,  tv kanallarinda, ulkenin konuyla ilgili ilgisiz, az veya daha az ilgili kisi kurum veya orgutlerinden baslayarak, yetkin veya daha az seviyede konuya vakif kisiler veya siayasi kadrolarinca konusulmasindan, devletin en ust yetkililerine kadar onemli isimlerce, en son olarak da Basbakan’in agizindan, bizzatihi Dersim mağduru CHP genel baskanini koseye sikistirmak bahasina dillendirildi.

Dersim bir bolgenin adi, daha cok Tunceli’yi karsilayan, Cumhuriyet Turkiyesi’nin  ismi olup cografi olarak Tunceli, Elazig ve Erzincan’I kapsayan bir bolgenin adi. Dersim ismini ilk defa orta okul siralarinda duymustum, simdi  bile tam hatirlamiyorum, onu, ulke disinda bir yer olarak algiladigimi hatirliyorum. Sonradan,  universite yillarimda, Farsca derslerinden hatirladigim Iran’da bir bolgenin adi. Firdevsi’nin Sehnamesi’nden hatirladigim Dersim. Birkac sene oncesinden baslayarak  Dersim’in cok uzaklarda degil ulkenin icinde bir yerde Tunceli’de,  Sivas’in, Erzincan’in yani basinda oldugunu  ogrendim.  Tunceli’den veya disindan Alevi vatandaslarin haci yeri gibi kabul ettikleri Dersim’i, onun manevi rayber’I Seyit Riza’yi, Dersim’in kayip kizlarini ogrendim. Kalema Sura belgeselini bir vesileyle izledigimde dehsete kapildim, sanki bir tv’de ya da sinemada bir drama izliyorum sandim. Buyuk bir trajediden haberdar oldum. Buna ragmen havsalam ne hikmetse, Dersim’de yasananlari su veya bu sekilde  oldurulenleri ,dilim bile varmiyor baska bir sekilde ifade etmeye, mesela katledilen demeye veya kesilen ya da yakilan, ya da Ihsan Sabri Caglayangil’in hatiratinda vicdaniyla hesaplasircasina dedigi gibi,  ‘fareler gibi zehirli gazla magaralarda olduruldu’ demeye. Ihsan Sabri Caglayangil’i hatirlarim ilkokul yillarimdan, daha cok degil, bundan birkac sene once ilkokuldan tuttugum gunluk haberlere dair el defterini tavan arasinda bulup okurken, Ihsan Sabri Caglayangil’le ilgili bir haberi ogretmenimin karsisinda, siniftaki arkladaslarima okumak amacli tuttugum bu defterde, onun Cumhurbaskanligi vekilligine getirildigini, yaz tatilinde de okulun kutuphanesinin  temizlenerek bazi depodaki kitaplarin okul bahcesinde cope atilmak uzere birakildigini ve o kitaplarin arasinsdan yine Ihsan Sabri’nin dis isleri bakanligi donemine ait  Turkiye’nin kara yollariyla ilgili bir kitabi alip okudugumu hatirliyorum. O cocuk aklimla ne bilebilirdim ki Ihsan Sabri’nin vicdani rahatsizligi vardi bu asma kesmeye dair. Nereden bilebilirdim ki, birgun bu ulkenin degerli bir hariciye naziri hatiratinda bu gerceklere yer vercek. Bu  Dersim meselesi dillendirilecek, eger butun bunlari bilseydim, inansaydim, ogun yine okuyabilir miydim ayni gur sesle Ataturk’un Genclige  Hitabesi’ni, bilmem kac bin kisilik mevcutlu okulumun bahcesinde butun arkadas ve ogretmenlerimin karsisinda. Zihnim, mantigim tabii ki hala reddediyor atamiz, atalarimiz yanlis politikalar izledi demeye, tabii ki onun ilkeleri cagdaslik ve medeni olmak adina bizim gelecegimize isik tutacak, kolay mi bu meseleyi bir Sabiha Gokcen’in ismini bir hava limanindan alip baska bir isim vermekle bu sorunu kokten cozmek, ya da tam tersi Dersim’in Seyidini, manevi onderini suclayarak bu olanlari yok saymak, Sabiha Gokcen’in ismini degistirelim, bir baskasininkiyle kolay, ama icimizdeki bu Ataturk’u, onun sevgisini, en onemlisi Cumhuriyet’in kazanimlarini atmak,  yok saymak ikisi de zorlu bir yol! Kabul etmek bir travma, etmemek de bir  baska travma!  Bu bir medd-i  cezr. Bu bir ikilem. Bir dilemma. Ama yapilacak sey hakikatli bir komisyon kurmak, olabildigince hakiki bir komisyon, ne ne kadar degisir bilinmez ama gercekler ortada 80 yildir Tunceli’ler, Tunceli disinda her yerde. Ben de hep merak ederdim bu insanlar neden bu kadar gezmeyi sever, mesela Eskisehir’I, Amasya’yi,  Mersin’I Denizli’yi Aydin’I Trakya’yi yurt edinir diye… Evet onlar hep sevmislerdi vatani, ama gezmeyi sevdikleri icin degil,  topluca surgun edildikleri icin gezmislerdi Turkiye’yi karis karis, yeniden  surgun veren filizler gibi. Simdi ogrendim, onlar tam anlamiyla, bizim olmadigimiz kadar Turkiye’li diye.

Kilicdaroglu da kizmasin, Basbakan’in onu koseye sikistirmasina, belki bazi hesaplar vardir CHP uzerinden dondurulmek istenen, siyasi cekismeler ve bazi bilmedigimiz hedefler veya anlamaya yetkin olamadigim, olmadigim surecler…  Surecler guc olabilir, sancili olabilir ama gercekler gunyuzune cikacak bir yolunu  bulur, er ya da gec!  Hesaplasmadan yuzlesmek, kutuplasmadan, restlesmeden  hazmetmek, Dersim’in Seyid’ini anlamak gerek, yalanlarla, yanlislarla bas etmek bize dert olmali, dert olmali bize dogrularin onunde diz cokmek. Bu kudreti, bu cumhuriyetin cocuklari damarlarindaki asil kanda bulmali!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 430
Kayıt tarihi
: 09.12.11
 
 

Türk Dili Edebiyatı öğretmeni. Profesyonel öğrenci. Düşünür, yazar, çizer. Okumaktan kendini alam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster