Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Aralık '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
415
 

Dersim'e ağlayan Başbakan Maraş'ta niye sessiz?

Dersim'e ağlayan Başbakan Maraş'ta niye sessiz?
 

Katliamı anmak için gidenler Maraş'a sokulmadı.


Başbakan Erdoğan, her konuşmasında, ne kadar mağdur edildiğini anlatıyor. İşkenceler söz konusu olduğunda, kendisinin de işkence gördüğünü; söz yasa dışı dinlemelere geldiğinde, kendisinin Başbakanken bile dinlendiğini; yattığı on aylık hapis cezasını on yıldır anlatıp duruyor. Beyazıt Meydanı’nda dönemin Hükümetine yönelik protestoları kutsayan Erdoğan, ODTÜ’de kendisine yönelik protestolara ateş püskürüyor. Öğrencilerinin yanında onurlu bir duruş sergileyen hocaları da pskiolojik baskı altına almaya çalışan Erdoğan, esasen, tek ses istiyor; o sesin de kendi sesi olması için ne gerekiyorsa yapıyor. Bütün bu anlatımların sonucunda asıl meramını “kuvvetler ayrılığı”na karşı çıkarak dile getirdiği görülüyor.

Maraş’ta ne oldu da?

Son olarak Maraş Katliamı’nın yıldönümü nedeniyle bölgeye gidenlerin şehre sokulmadığını görüyoruz. Dersim’i diline dolayan ve hatta bir çeşit “timsah gözyaşı” bile döken Başbakan’ın söz konusu Maraş olduğunda hiç oralı olmaması, ne anlama geliyor?

19 Aralık’ta başlayıp 24 Aralık 1978’e kadar devam eden Maraş Katliamı, Türkiye’nin karanlık siyasal geçmişinin önemli bir noktasını oluşturuyor. Kürt-Türk, Alevi-Sünni ortak ve hassas bir bölge olan Maraş’ta gerçekleştirilen katliamda kimlerin hangi rolü oynadığını; evleri işaretlenenlerin neden yalnızca Aleviler olduğunu; işaretli evlerde yaşayan kadın –erkek, yaşlı- çocuk demeden herkesin hangi “gaza” nedeniyle öldürüldüğünü henüz bilmiyoruz. Bu karanlık oyunda figüran rolü üstlenenlerin ve bu rollerini abartanların bazılarını daha sonra milletvekili olarak ödüllendirildiklerini biliyoruz da, oyunun senaryosunu kimlerin yazdığını, amaçlarının ne olduğunu, niçin masum insanların katledildiğini; bütün bunlar olurken devletin güvenlik güçlerinin niçin seyirci kaldığını bilmiyoruz. Yıllarca süren yargılamaların sonucunda “dağın fare doğurduğunu” biliyoruz da, örneğin CIA ajanlarının Maraş’a niçin gittiklerini; oralarda kimlerle görüştüklerini bilmiyoruz.

En önemlisi de, sık sık devletin karanlık geçmişine atıfta bulunan Başbakan Erdoğan’ın söz Maraş’a geldiğinde niçin bu kadar sus pus olduğunu bilmiyoruz. Dersim’den özür dilerken “yetmez ama eveçiler” tarafından alkışlanan Erdoğan’ın Maraş karşısındaki sessizliğinin, tıpkı Uludere Katliamındakine benzediğini biliyoruz da, kimin hangi rolü üstlendiği konusunda devletin üzerine düşen görevi yapmamak için niçin bu kadar ayak sürüdüğünü bilmiyoruz.

Devlet Maraş’ı niçin unutturmak istiyor?

Madımak Katliamının araştırılması için DDK’yı harekete geçiren Cumhurbaşkanı Gül’ün Maraş Katliamı karşısındaki sessizliğinin nedenini de bilmiyoruz.

Türkiye, Maraş’ta ne olduğunu bilmiyor. Bu ülkenin vicdanı konumundaki bir grup aydın ve Alevi örgüt ve çevreleri, her yıl, katliamın yıldönümünde, Maraş il sınırına dayanıp, bu ülkenin karanlık geçmişinde neler olduğunu hatırlatmak için can hıraş sesini çıkartmaya çalışıyor. O zaman da, bu ülkenin Başbakanı, o Başbakanın İçişleri Bakanı, o İçişleri Bakanını Maraş Valisi; AKP’li milletvekilleri hepsi, hep bir ağızdan, Maraş’a girilmemesi için el birliği ediyorlar.

Maraş’ta gizlenen nedir? Katliamın izleri nerelere çıkmaktadır da, İlin Valisi, bu kadar öfkelidir? Devlet, kendi geçmişindeki karanlıklara ne zaman el atacaktır? Bu ülkede, yalnızca Başbakan ve çevresi söz konusu olduğunda mı devletin yetkili kurumları harekete geçecektir? Ayrıca ne zaman bu ülkenin karanlık tarihine dikkat çekilse Başbakan’ın “beni de dinlediler, bana da işkence yaptılar” repliğinden bıktık! On yıldır Başbakanlık yapan biri, kendisini kimin dinlediğini bulup da ortaya çıkartamıyorsa biz yurttaşların hak ve hukukunu koruyamayacağı açık değil mi?

Maraş’ta olanların ortaya çıkmasını istemeyen; katliamda yaşamını yitirenlerin anılmasından rahatsızlık duyan bir Hükümet, demokrat olabilir mi? Kuvvetler ayrılığından rahatsız olan bir Hükümet, demokrat olabilir mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çünkü onlar "alevi" idi...kutlumutlu yıllar...eyvallah...

nedim üstün 
 24.12.2012 14:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 102
Toplam yorum
: 67
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 650
Kayıt tarihi
: 06.07.10
 
 

8 Ocak 1961'de doğdu. Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu Gazetecilik ve Halkla İlişkiler..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster