Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '12

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
725
 

Descartes'i anlamak

Descartes'i anlamak
 

Felsefe denince akla gelen ilk cümledir Descartes’in “Düşünüyorum o halde varım” cümlesi. Düşünmek ile var olmak arasındaki nasıl bir bağ olabileceğini, çoğu kez insanlarımız düşünmeye değmeyecek bir konu olarak  görmüşlerdir. Aslında düşünmenin insanın kendisi demek olduğu, felsefesiz insanın gerçek manada insana ait özellikleri kendisinde barındırmayan bir varlık olduğu düşüncesi toplumumuzun hiçbir zaman kafa yormadığı konuların başında gelmektedir.

İnsanların bilgiye ulaşma yolları genel olarak aynıdır. Her insan okur, dinler, izler ve öğrenir. Ancak işte bu noktadan sonra insanların birbirlerinden farklılıkları ortaya çıkar ki o da, daha önceden öğrenilen bilgilerden düşünerek yeni fikirler ortaya çıkarmaktır. Descartes e göre de insanların varlık ile yokluk arasındaki ayrımları da bu noktadan başlamaktadır.

Akıl ve düşünmek insanı insan yapan ve diğer tüm yaratıklardan ayıran en büyük belki de yegane özelliktir. Zira yemesi, içmesi, üremesi vb. özellikleri yönü ile insan sadece yazılışı farklı olan bir varlıktır hatta bu özelliklerinin hemen hepsinde farklı varlıklardan çok geride de denilebilir. Dolayısıyla “akıl ve düşünmek eşittir insan” denilebilir.

Beynimizdeki bilgileri bir yoklayalım, acaba sahip olduğumuz düşünceler kime ait, hala duyduğumuz ya da okuduğumuz bilgilerle mi yaşıyoruz? Yoksa gerçekten kendi düşüncelerimizle oluşturduğumuz bir hayat felsefemiz var mı? Eğer kendimize ait düşüncelerimiz yoksa o zaman biz gerçekte var mıyız? Yoksa biz başkalarının düşüncelerini dolayısıyla hayatlarını mı yaşıyoruz? Ben dediğimizde bana ait özellikler acaba gerçekten benim mi? İşte Descartes’i anlamak demek düşünmek demektir, varlığımızı ispatlamamızın tek yolu da düşünmek ve üretmektir.

Dinimizin çalışmayı ibadet olarak nitelendirmesinin, Kur’an’ın sürekli akıl etmeyi ve düşünmeyi öğütlemesinin temelinde de düşünceye verilen önem yatmaktadır.

Hz. Muhammed’in “bir günü diğer gününe eşit olan zarardadır” sözünü bu bağlamda değerlendirmek gerekir ki bugün sahip olduğumuz fikirlerimizi sürekli geliştirmek ve sonucunda fiiliyata dökerek gelişmek ve ilerlemek Müslümanlığın ve insanlığın en önemli görevlerinden olmalıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gayet anlaşılır ve tutarlı yazınız için sizi tebrik etmek isterim.Amma enteresan yorumlar almışsınız.Keşke cevap olarak sadece nato mermer nato kafa yazsaydınız.Ugraşmasaydınız bu kadar.

Adam akıllı 
 08.03.2012 17:24
Cevap :
Eksik kalan yorumumu tamamlamış oldunuz, sağolun...  09.03.2012 19:32
 

İnsanın bilgiye ulaşma yolları genel olarak aynıdır diyerek bu yolları "okumak, dinlemek, izlemek ve öğrenmek" olarak tanımlamışsınız. İyi güzelde bilgiye ulaşmak yöntemi olarak "bilim" den hiç söz etmiyorsunuz. Oysa bugüne kadar atomun keşfinden, uçakların, mikroskopun veya teleskopun yapımınına kadar her ne keşfedildi, her ne icat edildi ise hepsi de doğa bilimleri vasıtasıyla mümkün olmuştur. Hz. Muhammed'in veya Kuran'ın insanlığa kazandırdığı tek bir keşif ve icat yoktur. Bu açıdan bakıldığında da okuyup, öğrenmiş olmamızın değil, ne okuduğumuzun önemli olduğunu düşünüyorum. Kaldı ki eğer insanlık Kuran'dan bir şeyler öğrenebilmiş olsaydı bugün Müslüman toplumların dünyanın en geri kalmış, en cahil toplumları olmaması gerekirdi. Öyle değil mi? Bence önemli olan dini kitapları değil aksine sadece ve sadece bilimsel kitapları okumaktır. Sevgiler ve selamlar

Matilla 
 04.03.2012 16:27
Cevap :
Yorumlarınızın bir kısmına katılmak ve bir kısmına da katılmamak mümkün değil; Bilime zaten duyu organları ve akıl ile ulaşılmaz mı? Bilgiye bilimle ulaşılmaz zira bilim zaten bilginin ulaştığı noktadır. Hz.Muhammed ve Kuran ne bir mucit ne de icat kitabıdır, O ikisinin bilime kattıkları da vardır ama asıl katkısı ahlaktır ki , ahlaktan yoksun bilimin dünyanın başına neler açtığı tartışılmaz bir gerçektir. Müslüman toplumları geri kaldığı doğru malesef ancak bunun Kuran ile ne alakası var veya Ortaçağ İslam dünyası dünyaya bilim ve medeniyette ışık tıutatrken acanba Müslümanlar bu bilgileri Kurandan mı öğrendiler! Bence de bilim kitaplarıbnı bolca okumalı ama kesinlikle sadece değil, hürmetler...  04.03.2012 16:55
 

Descartes'tan yola çıkıp İslama geldiniz ya ne diyeyim, Allah akıl fikir ihsan etsin.. Ya Descartes'ın Cogito ergo sum deyişini ve oraya nasıl vardığını anlamadın ya da sizleri MB'ye özellikle koymuşlar, kafayı yiyelim diye.....

serhatt 
 03.03.2012 21:33
Cevap :
Descartes i Müslüman yapmadım, O'nun Cogito Ergo sum deyişinden yola çıkıp düşünmenin var olmanın gereği olduğunu söylemenin anlaşılmayan yönünü anlayamadım ve bunun İslamı'ın da istediği olmanın gereği olduğunu çıkarmak da benim uzmanlık alanım, ama kusura bakmayın İslamı'ı anne babalarından öğrenenlerin İslam hakkında öğrenecekleri çok şey var daha...  04.03.2012 11:07
 

hiçbir kutsal kitap aklı kullanmayı önermez .. gerçekçi olalım .. saygılar...

celal oktay 
 03.03.2012 18:49
Cevap :
kusura bakmayın bu yoruma cevap yazma gereği bile duymuyorum... Kutsal Kitaplar hakkında en ufak bir bilgisi olmadığı belli olan insanlarla neyi tartışayım ki...  04.03.2012 11:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 496
Kayıt tarihi
: 12.02.12
 
 

İlahiyat ve Felsefe tescilli belgeli... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster