Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mayıs '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
570
 

Deterministik sıçramalarda ben kalmak !

Deterministik sıçramalarda ben kalmak !
 

 

Kapalı bir havada terk ediyorum Kastelorizo’yu, güzel ada Meis’i.

Ne uzun yıllardır aynı sahneyi izliyorum. Oysa bu sefer gelişim farklıydı. Mutluydum; ama yine de Nathalie'nin gözleri doluyor. Sarılarak uğurluyor küçük iskeleden.

“Nikos iyi bir adam. Bir daha sadece düğününüze gelirim, bak söylemedi deme.” diyorum, teknemiz kıyıdan uzaklaşırken.

“Belki de çifte düğün yaparız Murat.” diyor.

Canım arkadaşım benim. Kaç kez ağladı benimle kim bilir! Kendi fırtınalarımda savruldu oradan oraya!

Yorgo Dayı yine sessiz. Bana değil, Kaş’a bakıyor. Adadan ayrılışlarımda hep mahzunlaşıyor.

“Dayı, artık evlen sen de Angeliki'yle.“ diye laf atıyorum yaşlı dostuma.

Yüzünü bana dönüyor. Bakıyor bir süre. Bu soruyu sormamdaki amacı anlıyor.

“Zor iş be evlat! Beşinci kez evlenecek ömrüm yok. Kızı ve damadıyla da benim yüzümden konuşmuyor. İyi böyle, yaşıyoruz işte.”

“Sen benden gençsin koca çapkın! Valla, ıspanak yüzünden boşanan tek erkek olmalısın bu dünyada!”

“Seninki gözükmüyor ortalarda.” diyor martılara bakarak.

“Jon mı? Yükseklerde uçar o, buradan göremezsin. Ayrıca, mutlu olduğumu da biliyor ya, ondan gelmiyordur.“

“Murat, senin bu yüzünü hiç görmemiştim ben. Hiç mutlu Murat’ı tanımadık biz. Mutluyken de bize koşabiliyor olmana ne kadar sevindim anlatamam oğlum. Ama yine de korkuyorum. Aşkı çok iyi bilen biri olarak seni ayakta alkışlıyorum; ama sevdiğin kadın çok imkansız bir yerde duruyor. Tamam, eminsin onun da seni sevdiğinden; ama aşk bambaşka bir şey. Aynen sende görüldüğü gibi. Sen aşık, o değilse; o senden vazgeçebilir ve buraya bir daha üzgün gelmeni istemiyorum. Gelirsen de adayı yüzerek bile terk edemezsin; çünkü seni bırakmam. O içine edilesi yaşamında filizlenen güzel çiçeğin hiç solmamasını, umutlarının yıkılmamasını diliyorum oğlum.“

“Solmayacak dayı, merak etme. Umutlarım da yıkılmayacak. O’na güveniyorum ben. O benim ruh eşim. Beni sevişini seviyorum. Hiç böyle sevilmedim ki ben. Hiçbir kadın onun kadar düşünmedi beni. Ne olursa olsun, o benim yanımda. Varlığı huzur veriyor. Çok değerli hissediyorum kendimi.“

Yaşlı gözler gülümsüyor.

Sımsıkı sarılıyor bu sefer. Anlıyorum ki anlaşmışız! El sallıyorum arkasından.

“Kızı da al geell.“ diye bağırıyor uzaklaşırken. Hayali bile güzel.

Üzeri martı pislikleriyle dolu arabaları görünce aklıma Mükremin geliyor.

”Abi, arabani denize mi park etmişsen, yohsa ha bu guşlarin sana gıcıgi mi vardir?” demişti, arabamın halini görünce.

Fethiye minibüsünde çuvallar arasında bir yer buluyorum kendime! Yanıma yaşlı bir teyze oturuyor. Bir bana bakıyor, bir de koridora koyduğu çuvalına. Kalkan’a doğru hareket ettikten az sonra:

”Ne ediboturusun? Çalışıboturuyun?” diyor, yüzünde müthiş şirin bir ifadeyle!

Acaba teyze ne diyor diye düşünürken, ön koltuktaki adam yardımıma koşuyor.

“Teyzem, ne iş yaptığınızı soruyor.”

”Ticari araçlara parça satıyorum.”

Teyzeme tercüme edişini duymuyorum. “Nece ki bu?” diye de sormuyorum. Hangi ticaretse Kaş’ta! Bir de Meis’i duysa! Ruhumun iş hayatı başka teyzem. O bir serseri! Anlamazsam aşkını, olmazsam yanında; çeker gider! Çok korktum önceleri; ama yersizmiş, meğerse canımcan zaten benimmiş.

88 Euro’ya aldığım biletin 5 euro’su uçağa herkesten önce binmek için. Först kılasımtırak yani. Bristol-Newcastle arasında sık sık kullandığım easyJet’le Dalaman’dan Londra Gatwick’e uçacağım. Koltuklar numarasız ve uçağa önce binmek o nedenle önemli. Fethiye yöresi İngilizler tarafından sevildiği ve birçoğunun da evi olduğu için yolcu yoğunluğu açısından sıkıntı yok.

8846 sefer sayılı A319’a öncelikli alındım, 5 Euro’nun gücüne inandım. Turuncu başlıklı mavi koltuklardan, sağ taraf cam kenarı 3F’e kuruldum. 4 saate yakın uçuşumda komşumun kim olacağını merak etmeye başladım.

Az sonra, “İyi akşamlar.” diyerek yanıma oturan, yirmili yaşlarındaki sarışın genç kız, Konfüçyüs’ü anmama neden oldu!

“Tarih tekerrürden ibarettir.”

Leda gibi, elinde iPhone vardı ve bana gülümserken parmaklar ekranda geziniyordu! Sanırım bunun adı, “Ayfonizm.” ve 15 gün içinde yanıma oturan ikinci müridiydi ve dilerim bana da bulaşmazdı. Ama bu kızın yüzü gülüyordu ve umarım telefonunu uçuş boyunca kapalı tutacaktı!

“Londra’ya mı gidiyorsunuz?” dedi gülen bir yüzle. Uçakta sorulabilecek en komik sorudur bu ve genellikle uçağa ilk defa binenler, az uçanlar ya da uçmaktan korkanlar böyle saçma sapan sorular sorarlar. Benim de aynı saçmalıkta cevaplarım hazırdır.

“Yok, ben Palermo’ya gidiyorum.” Esprimi anlamayan bir yüz ifadesi takındı! Öyle ya, 1 Nisan da değildi! Şakamı anlamasıyla gülümsemesi arasında sessiz kaldı, boş boş baktı!

easyJet'in turuncu gömlekli kabin memurlarının rahat tavırları her zaman hoşuma gitmiştir, yolculardan biri gibidirler. Şakalaşırlar ve katı havacılık kuralları onlarla pek sevimli bir hâl alır. Bir de yaz geldi mi, onları çiçekli Hawaii gömlekleriyle görebilirsiniz. Kalkış öncesi kurallarını yine en sevimli halleriyle anlattılar, kemer kontrolü yaptılar ve 21:50’de havalandık.

“Aa, Jon ne işin var bu yükseklikte? Sen çıtayı iyice yükselttin dostum, Chiang görmesin!”

“Senin kadar yükseltemem, merak etme!”

“Ne demek şimdi bu?”

“Hani tekrar tırmanmayacaktın? Daha eski yaraların kapanmadı. Ya tekrar düşersen?”

“Tekrar düşme korkusuyla tırmanmaktan vaz mı geçseydim? O bana gelemez ki. Ben gitmeliydim. Belki tekrar itecek; ama sonra ben yine tırmanacağım. Vazgeçmemeyi bana sen öğretmedin mi Jon?”

“Hâlâ zirvenin bir parçası olduğuna mı inanıyorsun?”

“Bu çıkışımda ayak bastığım ve tutunduğum yerlere dikkat ettim. Yaralarım tekrar açılmasın istedim. Kim bilir daha kaç kez çıkacağım, itileceğim. Her çıkışımda zirvenin daha büyük bir parçası olmaya başladığımı hissediyorum Jon.”

“Rüzgar zirvede farklı eser Murat. Dağın eteklerindeki duygularını o yükseklikte koruyamazsın, uçar giderler. Uçmayan duygular, yüreğinden yükselenlerdir. Ona kalan duyguların çokluğundan ürkebilir! Eğer seni istemiyorsa zirvede, rüzgarın şiddetini artırmasını, duygularını uçurmasını bekleyecektir. Rüzgar başaramazsa, seni yine aşağı itecektir.”

“Yani, ya rüzgâra yenileceğim ya da aşağı düşeceğim! Neden üçüncü bir yol yok?”

“Var aslında! Rüzgarın dinmesini beklemelisin. Duygularının uçup gitmediğini ona göstermelisin. Sana el uzatmasını bekleyeceksin. Sabredeceksin.”

“Uzanan elin sarılmak için mi, yoksa itmek için mi olduğunu nasıl anlayacağım?”

“Avuçları aşağı bakıyorsa, itecektir; yukarı bakıyorsa kucaklayacaktır!"

"Ama onun yukarı bakan avuçlarını ancak aşağı bakan avuçlarımla karşılayabilirim! Ya benim onu iteceğimi sanırsa!"

"Deli çocuk! Onun zirvesinde onu nereye iteceksin?"

“Bayım! Heyy bayım!”

Kolumu dürten elle uyanıyorum. Jon gidiyor!

iPhone’lu komşum, “Palermo için alçalmaya başlıyoruz. Koltuğunuzu dik duruma getirmelisiniz.” diyor, muzip bir gülümsemeyle!

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

SiZiN YAZILARINIZ GENELLiKLE COK HOSUMA GiDiYOR...( Color - Cinemascope ) BU YAZINIZDA BENCE BUNLARDAN BiR TANESi, ANCAK USTADIM, BU LUX UCAK BiRAZ YUKSEK iRTiFADAN UCUYOR GiBi GELDi BANA, NEDEN Mi..? ZiRA YOLCU (Okuyucu) SAYISI..? MESELA " Deterministik = herhangi bir girdide nasıl tepki vereceği önceden kestirilebilen sistem. " KAC KiSi ANLAR ve ARASTIRIR ACABA DiYE DUSUNDUM BiR AN..! CUNKU BAZEN BENiM UCAKDA DA AYNI SORUNLARI YASIYORUMDA..(Yolcu=Okuyucu) DURUMA GORE.! :-)) ZiRA BAZI CUMLELERiMi (PARANTEZ icinde ) ACIKLMAK ZORUNDA KALIYORUM iSTER iSTEMEZ..! :-))) *LONDON - PALERMO ESPiRiSi *SUPER+*SUPER :-))), KAS ve MEiS ARASI NERDEYSE BiR SES UZAKLIGINDA.... AAHHhh ve AAHHhh .....SiZE SONSUZ SEVGi ve SELAMLARIMI SUNARIM...! :-)) NK / TR (Not* insallah yanlis anlasilmam) BU ONERiM TAMAMEN YAPICI iSTiKAMETDEDiR...SAYET ONERiM UYGUN GORULMEZ ise SiMDiDEN OZUR DiLER, AFFINIZA SIGINIRIM..! :-))

Necip Köni - Adana / TR 
 30.05.2010 15:43
Cevap :
Haklısınız can dostum da, böylesine içsel başkalaşımları açıklamalı anlatamazsınız. Başlığı değiştirsem blog özünü kaybeder ve ben olmaktan çıkar. O nedenle yorum cevaplarımda açıklayıcı olmaya çalışıyorum. Neden sonuç ilişkisini sorgular determinizm. Her olayın bir nedeni vardır ve şartlar ne olursa olsun aynı sonuç doğar. Her olay bir öncekinin sonucudur. Her sonuç da bir öncekinin sebebi. Benim blog A380 oldu galiba Necip Bey :) Teşekkürler, sevgiler..  31.05.2010 10:37
 

hayatınızda adaların yeri büyük. şimdi bile bir adada çalışıyorsunuz. sizi özledik. selamlar.

Kapadokyalı 
 27.05.2010 17:07
Cevap :
Bak ben bunu hiç düşünmemiştim Adnan'cım :) Haklısın valla :) Görüşmek üzere.. Teşekkürler, sevgiler..  27.05.2010 18:27
 

Sizin bu tarzınızı çok beğeniyorum, yer yer hüzünleniyor sonra aa bir bakmış uçak macerasıyla gülerken buluyor kendini insan:) Tülin Hanım'ın yorumunuda bayıldım doğrusu:) Sevgiler.

mea culpa 
 22.05.2010 10:09
Cevap :
Aslında sizleri şaşırtan sahne geçişlerine ben de zaman zaman hüzünleniyor ve gülümsüyorum. Aramızda kalsın ama kendi kitaplarımı da bugüne dek en az 50 kez okumama rağmen hâlâ bazı yerlerinde gülüyor ve ağlıyorum. "Kendi yazdıklarına ağlayan yazar da olur mu?" diye kendime soruyorum :) Teşekkürler Ms Culpa. Sevgiler..  22.05.2010 19:20
 

Ata bey, sizin izinizi sürerken uğradığım en hoş yerlerden biri Meis oldu:) Yorgo dayının Murat'ı üzüntülü görmesine asla izin vermemelisiniz bence. Hem, bir şişe kaliteli şarabın kırk yıl hatırı vardır, değil mi?:) Sevmesini bilen bir insanı itebilecek bir eli düşünemiyorum ben. Ama hem I-Phone kullanıp, hem de koltuk arkadaşını eliyle dürten birini düşünebilirim:))) Palermo fena fikir değil bence de:) Sevgilerimle...

Tülin Aksoy 
 21.05.2010 23:40
Cevap :
Merhaba Tülin Hn, sessizliği ve sakinliği sevdiğim kesin. Yorgo ve Nathalie, o ıssız dünyama girebilen ender dostlardan. Meis, dünya üzerindeki sığınaklarımdan sadece birisi ama Shetland en iyisi :) Valla o hediye şarabı herhalde Alp'in düğününde filan açarız :) Bence de yürekten seven, sonunda aşkının karşılığını bulur. Bu arada ne yazık ki, 15 gün içinde iPhone'lu iki hatunla komşuluk yapınca ayfonizm'e yakalanmaktan kurtulamadım! Benim gibi bir BlackBerry tutkunu artık iPhone kullanıcısı :) Sicilya'yı da gerçekten çok severim. Teşekkürler, sevgiler..  22.05.2010 6:41
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 8319
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1138
Kayıt tarihi
: 07.03.09
 
 

Ne güzel bloglar yazdık, ne muhteşem dostluklar kurduk; onlar kaldı baki... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster