Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ağustos '11

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
637
 

Dev sır

Dev sır
 

Bir süredir çekim yasası ile ilgilenmekteyim. Çekim yasasının nasıl işlediğine dair çeşitli kitaplar karıştırdım. Afirmasyonlar(olumlama) yoluyla düşüncelerimizi nasıl maniple edildiğini ardından da bu düşüncelerin duygular yoluyla nasıl güçlendirildğini öğrendim ve kendi hayatıma uyarladım. Kendi kendine telkin prensibi ile bir fikrin bilinçaltına nasıl yerleştirebileceğimi gördüm. Bunun yanı sıra yaratıcı imgeleme yaparak arzu ettiğim durumun net ve berrak görüntüsünü defalarca hayal ettim. Kendimce stratejiler geliştirerek sonuca yönelik bazı eylemlere giriştim. Şu andaki kendi gerçekliğimle taban tabana zıt olsa da sanki öyleymiş gibi yapabilmenin başka başka yollarını denedim. Ama gelin görün ki daha derindeki korkularımı temizlemeyi başaramadığımdan ya da korkularım isteklerime görece daha dominant çıktığından olsa gerek arzu ettiğim net sonuca ulaşamadım. 

Çekimsel gücümü yeterince aktifleştirememiş, net düşünmemiş veya gerçekten inanmamış olabileceğimden ötürü çekim yasasının işlemediğini iddia edemem. Çünkü evrenin yaratıcı gizemini keşfeden, açıklayan ve yasayı işleve koyan ilk kişi olan Einstein sayesinde enerji ile madde arasındaki net ilişkiyi biliyorum. Bu ilişki şöyledir : Madde saf enerjiden oluşur. Düşüncelerimiz de saf enerjilerden oluşur. Yeterince enerjiyi harekete geçirebilirseniz ya da düşüncelerinizi bir süre maniple edebilirseniz maddeyi yaratırsınız. Madde yoğunlaşmış, hareket etmiş ve birleşmiş enerjidir. Görüldüğü gibi enerji ancak hareket halindeyken sonuç yaratmanız mümkün olabilir. Enerjiyi harekete geçirmek için gereken şey duyguları maniple etmektir. Çünkü duygular düşüncelere güç, hayat ve canlılık veren unsurlardır. Nasıl ki arabaların hareket etmek için benzine ihtiyacı varsa, düşüncelerimizin de gerçeklik olarak vuku bulması için duygulara ihtiyacı vardır. 

Şimdi de çekim yasasını bizlere anlayabileceğimiz bir dille anlatmaya çalışan The Secret filminde bize vaat edilenlere bir göz atalım isterseniz: 

Sır size her istediğinizi verir, mutluluk, sağlık , servet ne isterseniz yapabilir ya da sahip olabilirsiniz. 

Zihninizde canlandırdığınız her şeyi elle de tutabilirsiniz; bu prensip üç basit sözcükle özetlenebilir: Düşünceler nesnelere dönüşür. Bir şeyi defalarca düşünürseniz, örneğin beğendiğiniz bir otomobile sahip olmayı, ihtiyaç duyduğunuz parayı kazanmayı, ruh eşinizi bulmayı…Dilediğinizi zihninizde canlandırırsanız, gerekli frekansı geçerli bir biçimde yaymaya başlarsınız. 

Yaşamınızı düşüncelerinizle siz yaratıyorsunuz. En çok düşündüğünüz ya da en çok odaklandığınız şey, yaşamınız olarak karşınıza çıkar. 

Yapmanız gereken tek şeyin, hayal etmek ve zaten sahipmiş gibi hissetmek olduğu film boyunca vurgulanıyor. Örneğin oturma odasında bir gencin istediği arabaya sahipmiş gibi hayal kurduğunu görüyoruz. Filmde bunun gibi başka örnekler de var. Çekim yasasının işlerliğini ve evrenin hangi yasasına dayandığını bilsem de filmde eylem ya da harekete geçme olgusunun vurgulanmaması beni hep rahatsız etmiştir. Çünkü eylem olmadan tezahür kavramı tamamen hayal kırıklığıdır. Gelgelim umuda, vaatlere ihtiyacı olan bir topluluğun karşısına , bilimsel temellere dayanan bir ideolojiyle çıkarsanız, sorgulama ihtiyacı duymadan söylediklerinizi hemen kabulleneceklerdir. Bu gerçekten yola çıkarak, üzülerek söylüyorum ki, film bu haliyle kolay yoldan, çalışmadan size her istediğinize sahip olabileceğinizi vaat eden bir görsel şölenden öteye geçemiyor. 

İşin aslına gelecek olursak eğer; siz hedefinizin gerçekleştirebileceğine bilinçaltınızı telkin etmek suretiyle inandırabilirseniz, bilinçaltınız size o hedefi gerçekleştirmeniz için gereken eylem planını size gönderecektir. Kaldı ki zaten Napeolon Hill’in Düşün ve Zengin Ol eserinde bu gerçeği defalarca vurgulanmaktadır. Napeollan hill 25 yılını verdiği ve 500 insan üzerinde yaptığı araştırmalarının sonucunda yazdığı bu eserde bizlere bir hedefin gerçeğe dönüşebilmesi için atılması gereken adımları tek tek anlatmaktadır. Kitapta özelleşmiş bilgiden bilinçaltına, altıncı histen arzuların güçlendirilmesine ve eyleme dönüştürülmesine, beyin gücü gruplarından cinselliğin dönüştürücü gücüne, hedefleri zihinde canlandırmaktan inancın güçlendirilmesine kadar birçok adım bulunmaktadır. Yani demek istediğim, bilinçaltınızı hayalinizi gerçekleştireceğinize inandırmanız başlı başına yeterli bir unsur değildir. Bu yüzden filmdeki gibi oturarak, meditasyon yaparak ve sadece olacağına inanarak nesnel başarıları düşünce gücünüzle kendinize çekmezsiniz. İdeal olan, hedefinizle ilgili araştırmak, bilgi edinmek, zihinsel olarak sorgulamak, eleştirel düşünmek, mantık yürütmek, aklı kullanma pratiği geliştirmektir. Bu gibi hazırlık, planlama ve organize olma aşamalarından geçtikten sonra da kendinizi sıkı çalışmanın kollarına bırakmaktır. Zaten siz isteseniz de istemeseniz de, hedefiniz uğrunda yoğun çaba sarf ederken otomatikman hedefe sanki ulaşmışsınız gibi gece ve gündüz rüyaları görmeye başlayacaksınız. Büyük başarılar elde eden insanların dev sırrı da budur zar. 

Ben bunun dışında sıfırdan zengin olmanın yolunu bilmiyorum. Aaa bir dakika biliyorum yahu, zengin bir koca bulmak. Tüh nasıl aklıma gelmedi. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tüm bu güçlüklere girmenin ardında kişisel ve ruhsal gelişim var diye düşünmüş, kendimi kaptırmış gidiyordum. Son satırda duvara tosladım ve çok güldüm :-) Eğlenceli bir blog, aydınlatıcı da. Selam ve saygılar.

Güz Özlemi 
 12.08.2011 17:08
Cevap :
yorumunuz için tşk ederim. Aslında öyle bir sonla bitirmeyi planlamamıştım, bir anda geliverdi...:)  14.08.2011 12:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1498
Kayıt tarihi
: 05.04.11
 
 

Uludağ Üni. İktisat Mezunuyum. Muhasebecilik, bankacılık gibi muhtelif mesleklerde çalıştıktan so..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster