Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ağustos '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
484
 

Devasa Küpün sırrı

Devasa Küpün sırrı
 

Davidi


Size hala FRG'den yazıyorum... Ama artık ne kadar zamandır burada olduğumun ve daha ne kadar burada kalacağımın benim için pek bir önemi yok. Hatta belki de artık sonsuza dek burada kalmak istiyorum. Belki de dostum Gabino gibi bedenim dünyada ölene dek ben de burada yaşayacağım... 

Bugün benim için FRG'de bir milat sayılabilir, zira devasa küp beni ilk defa içine aldı. Artık gerçek bir FRG'liyim. Zira Maria'nın söylediğine göre bu FRG'nin ilk sınavını verdiğim anlamına geliyor. 

Bu sabah FRG'ye ilk geldiğim sabahın gecesinde olduğu gibi, süregelen bir düşme duygusu içinde uyandım. Gözlerimi açtığımda bembeyaz bulutların içinden aşağı doğru hızla inmekte ve de neredeyse devasa küpün üstüne çakılmak üzereydim. Saniyeler içinde yani ben daha ölümü düşünmeye fırsat bile bulamamışken bir anda küpün içine daldım. Dalmak diyorum çünkü bu gerçekten çakılmak gibi değildi, küpün üstündeki ayna bir anda jel kıvamında bir sıvıya dönüşüp beni içine aldı. 

Küp aslında dışarıdan göründüğü kadar büyük değildi, hatta neredeyse dörtte biri kadar olduğunu söyleyebilirim. İçi de dışı gibi dört tarafı aynalarla kaplı bu küpün, duvarlarında önce kendimi yani buradaki dış görünümümle Fiorella'yı gördüm. Sonra görüntüm bulanmaya ve aynadaki yansımalar yavaşça değişmeye başladı. Bir anda kübün etrafımı çevreleyen dört duvarında dünyadaki bedenimi farklı zamanlarda ve farklı insanlarla görmeye başladım. Hayatımın birbirinden değişik dönemleri akıyordu kübün duvarlarında... 

O anda günlerdir geçmişte bıraktığımı düşündüğüm büyük bir aşktan derin bir hayal kırıklığına dönüşen eski sevgilim Flavio'yu, ona dair hatalarımı, pişmanlıklarımı ve sahte avuntularımı neden düşündüğümü ve daha da önemlisi neden Fiorella kılığında büründüğümü anladım. Fiorella benim kaybolan sevgimi, masumiyetimi ve iç güzelliğimi temsil ediyordu. 

Yaşadığım hayal kırıklığından sonra ben "ben" olmaktan çıkmış, huysuz, her şeye kolaylıkla sinirlenen, kuşkucu, en önemlisi de sevgisiz bir kadına dönüşmüştüm. Öfkeliydim çünkü hayatın bana adaletli davranmadığını düşünüyordum. Hiç kimseye güvenemiyordum, herkes benim için potansiyel seri katil gibiydi. Kendime ve vaktiyle sevdiğim ama sonunda kendimi onu sevmekten zorla vazgeçirdiğim Flavio'ya karşı öyle öfkeliydim ki, içimden taşıyor adeta tüm Dünya'ya yetiyordu nefretim. 

Ayna bana bu ilişkinin ilk gününden bu yana ve hatta zaman içinde geri dönüşlerle geçmişe dayanan o ilişki içinde yansımasını gördüğüm hatalarımı gösteriyordu. Meğer ne kadar çok olay varmış unuttuğum ya da kendime unutturduğum... Fakat tuhaf bir şekilde aynayı izlerken herkese ama en çok da kendime olan öfkem usul usul dinmeye başladı. Oysa ben hatırladıkça alevleneceğini düşündüğümden Flavio ile yürüdüğüm sokaktan bile geçmemeye gayret ederken nasıl da büyük bir hata yapmıştım. Ben her şeyden kaçmıştım, anlamadan dinlemeden üstünü kapatmıştım. Anılarım toprağın altında havasızlıktan boğulan cesetler gibiydi. Küp o toprağı kazıp beni o cesetlerin yanına yatırdı. Kendi maktullerimle yüzleştim, onların cürümüş bedenlerine dokundum, ve biliyor musunuz ben dokunduğumda onlar hala sıcaktı. 

Anılarımla hesabımız kapandığında, bu defa da aynada benim Flavio'ya yaptığım haksızlıklar, yersiz suçlamalar, saygısızlıklar dolaşmaya başladı küp'ün duvarlarında. İzlerken kendimden nefret ettim. Ayna bana görünen gerçeğin arkasındakileri de gösteriyordu ve ben kendime karşı utancımdan eriyordum. Bazen hiçbir şey göründüğü gibi olmayabilir. Meğer, ona ne çok haksızlık etmişim... 

Kendimle yüzleştim, hesaplaştım; kirlerimden, kırıklarımdan ve hepsinden önemlisi bu aşka dair ölü toprağından arındım. Artık ne istediğimi, bundan sonra hayatıma nasıl birinin girebileceğini biliyorum. Kendimle tanıştım. Fiorella aynada usulca silinirken ben artık kendimden ve aşktan ne beklediğimi biliyordum. 

Oradan nasıl çıktım pek anlamadım, bir anda kendimi gün ışığının altında buldum ve Maria'nın yanına doğru yola koyuldum. Yanına vardığımda Maria bana içtenlikle gülümsedi. Maria bana "Ne tatlı bir kız! Bu senin çocukluğun mu?" diye sorduğunda kübün ruhumun zamanın birinde kırılmış başka bir parçasını onaracağını, benim için yeni bir dönüşüm sürecinin başladığını anladım. 

İlk aşamayı geçtim, kendimi bir bebek kadar duru hissediyorum ve biliyorum ki bu daha bir başlangıç! 

Frijit günler dileklerimle... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dönmenizi hikayaelere devam etmenizi sabırsızlıkla bekliyoruz.İzmir hikayaeleri.

srhnsrt 
 12.08.2011 8:55
Cevap :
Bu yorumdan FRG'den hoşlanmadığınızı mı anlamalıyım?:) İnanın FRG İzmir'den çok daha eğlenceli:)) Sevgiler...  15.08.2011 15:50
 

FRG senin pencerenden bakıp da hepimizin yüzleştiği bir dünya oldu. Ve görüyoruz ki korkular üzerine gidildikçe nasıl da siniyorlar, o canavar görüntüleri uçup gidiyor, bunu kavrayabilmek çok önemli. Geçmişimizle yüzleşmek için bir sebebe gerek yok aslında, bunu arada o çürümüş bedenlerin yanına gönüllüce uzanıp yapmak gerek. Anılarımızın şiddeti onların hafızamızda kalma sürelerini belirliyor, anılarımıza dokunduğumuzda hala sıcak olmaları çok önemli olduklarını gösteriyor. Ve yazıda şu dikkatini çekti, kendini eleştirmiş, kendin dışında olayın diğer kahramanını haklı görmüşsün, çok tuhaf, farkındaysan insansı bir duygu bu ve frg kurallarına aykırı, :) haklısın sen FRG sınavlarını bir bir veriyorsun. senin orada olup hikayeler üretmene alışmıştık buna üzülebiliriz sevgili yazarım, fakat senin adına sevinmek gerek. Saygı ve sevgilerimle. dizi harika gidiyor, devam bölümleri için sabırsızlanıyoruz. :)

turuncu 
 08.08.2011 0:24
Cevap :
Evet haklısın insani bir duygu bu... Belki de kübün icine girilince insanı duygular gün ısıgına çıkıyor...Daha frg yolculuğum uzun sürecek merak etme. Yorumların ve tespitlerin çok güzel ve motive ediyor beni. Yorumsuz bırakma lütfen...  08.08.2011 21:19
 

Demek küp psiko-terapi yapıyormuş ha.. Bu arada benzetmelerine yine bittim be kafadengim! Anıların cesetlere dönüşmesi, dokunduğunda hala sıcak oluşları, kendinle yüzleşmen vs... Hepsi çok hoştu. Fantastik edebiyatın güzel örneklerinden biri olacak bu kurgu. Kalemine kuvvet, ha gayret.!! Çok hoş gidiyorsun...

Emine Supçin 
 04.08.2011 23:54
Cevap :
En büyük destekçim sizsiniz zaten:) Yorumlarınızı okuyunca gaza geliyorum oturup yeni bir bölüm daha yazasım geliyor. Aslında zamanım olsa altını biraz daha doldurabilmeyi isterdim ama yok işte napalım! Bu arada Denizli'deki bizim diğer kafadengini çok merak ettim. Sizi zaten çok merak ediyorum. Belki bir gün birlikte İzmir turu yapmaya karar verirsiniz, kimbilir:) Malum benim küçük çocukla hareket kabiliyetim pek bir sınırlı. Sevgiler, kocaman öpücükler...  05.08.2011 9:41
 

frgyi okurken garip ama çok sevdiğim bir dizi olan Lostu izlemiş gibi oluyorum çok nefis...selamlar

Çakma Kontes 
 04.08.2011 17:51
Cevap :
Evet ben de şu küpü yazarken aynı şeyi düşündüm. Bakalım aklım bize daha neler yumurtlayacak?:)  05.08.2011 9:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 361
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 944
Kayıt tarihi
: 16.06.10
 
 

1980 'de doğdum. Batı'da küçük bir şehirde büyüdüm. Büyüyünce durduğum yerde duramaz oldum. Kuş o..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster