Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mayıs '21

 
Kategori
Çevre Bilinci
Okunma Sayısı
50
 

Deve Boğan Deniz

Deve Boğan Deniz

Deve Boğan ’da denizine giren bir daha çıkamaz !

Kuşadasısahili,Kuşadası’ndan başlar,Dilek Yarımadası Milli Parkının sonuna dek uzanan neredeyse 35-40 kilometredir. Dilek Yarımadası Milli Parkı kıyıları denize diktir.Dantel gibi girintili çıkıntılı Yunanistan’ın Sisam adasının karşısına dek uzar; uzaktan bakılınca ufukta Sisam’la birleşmiş gibi görünür.Milli Park’ın önü pırıl pırıl mavi deniz ;arkası yemyeşil ormandır.

Deniz,adanın ufkundaki dağlarla birleşmişti.Güneş,hava kararmaya başlayınca buradan yavaş yavaş uzaklaşır; ufukta sönerdi. Sanki bir oyuna soyunmuştu. İnsanlar, kıyıya bu oyunu izleyerek rahatlarlar ; günün yorgunluğunu son güneş ışıklarında eritir,serin İmbat esintisini ciğerlerine çekerek serinlerlerdi.”Sevgi Yolu” boyunca sıralanan palmiyeler,yeni yeni boy veriyorlardı.Sahil boyunca olanı biteni kaçırmamak için gözlerimi iyi açtım.Akşamın bu saatlerinde yakamozlaşan denizde yüzenler,kızıllaşan güneş ışınlarından yararlanmaya çalışıyorlar,karabataklar gibi denize dalıp çıkıyorlardı.

Eskiden, Emekli Sandığı Kampı’nın karşısındaki alan limanmış. Liman kullanılmayınca kalıntıları arasında girdaplar oluşmuş. Bu bölgede denize girip açılanlar, bu girdaplara kapılıp denizden çıkamıyor; boğuluyorlar. İnsanların bu bölgede denize girmemeleri için “burada denize girilmez, ’Deve Boğan’” tabelasıyla karşılaşırsınız. Tabelayı görmeyenlerin ya da dikkate almayanların sonu ölümdür.

Bunlardan biri de K…’nın 17 yaşındaki kızı Sevgi’ydi.Sevgi’nin anne ,babası anlaşamıyorlar;ayrı yaşıyorlardı.Pek bir araya geldikleri yoktu;birlikte olduklarında da kavgaları eksik olmuyordu.Kaba kuvvet yoktu;ama sözlü şiddet eksik olmuyor; bu da Sevgi’yi üzüyordu.Ailenin mutlu yılları geride kalmış; yerini karabasan almıştı.Bu girdaptan çıkmak çok zordu.Sevgi,evden kaçmayı denedi,olmadı.Nereye,kime gidecekti? Bu deniz,bu bahçeler,bu hava nerde vardı? İlkyazda yenidünya,erik, kiraz,şeftali,kaysı,dut dutlar meyveye vermeye başlarlar bu cömert topraklarda. Bahçe içi yolların köşe başlarındaki siyah dutlar,kısa,bodur ağaçlardır.Kirlenmeyi göze alanlar,dallarından koparıp ağızlarına atarlar.Az ilerideki bahçede beyaz dutlar da insanları,kendilerine çekerler.Yaz ortalarına doğru karpuz,kavun; yaz sonuna doğru üzüm ,incir,ayva,ceviz,mandalina,limon pazarlarda boy gösterir.Zeytinler,salamura olmayı beklerler.

. Zeytin deyince de Bedri Rahmi Eyuboğlu ’nun “Sitemşiirini anımsarım:

Önde zeytin ağaçları arkasında yar
Sene 1946
Mevsim
Sonbahar
Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim
Dalları neyleyim.
Yar yollarına dökülmedik dilleri neyleyim.

Yar yar!..Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar
Değirmen misali döner başım
Sevda değil bu bir hışım
Gel gör beni darmadağın
Tel tel çözülüp kalmışım.
Yar yar
Canımın çekirdeğinde diken
Gözümün bebeğinde sitem var

Zeytinler,dallardan sarkıyordu.Toplanmadılar diye üzülüyordu bizimkiler.Ben,istiyordum ki zeytin taneleri toprakla buluşsun da fidan olsun.İnsan yiyeceğine toprakla buluşsa iyi olmaz mıydı?

Mandalinalar, dallarından aşağı inmeye kararlıydılar.

Milli Parkiçerisinde 804 bitki türü belirlenmiştir. Bu bitkilerden 6'sı dünyada sadece burada görülür. Ayrıca dünyada sadece Türkiye'de bulunan 18 bitki türünü de barındırır. Akdeniz maki bitki örtüsünün hemen hemen bütün bitki türlerinin en canlı ve sağlıklı örnekleri yarımadada yer alır. Dilek Yarımadası, genelde yaygın olarak Kuzey ve Batı Anadolu'da yayılış gösteren Anadolu Kestanesi'nin en güneye indiği, ülkemizde birkaç yerde bulunan Kartopu'nun, Finike Ardıcı'nın, Melez Pırnal Meşesinin ve Dallı Servinin küçük orman toplulukları meydana getirerek yetiştiği tek yerdir. Milli Park'ta bulunan bitki türleri arasında ayrıca karaçamkara selvierguvandefne,sandal ağacızeytin,  meşe türleri,  akçaağaç,  ıhlamurçınarzakkum,kokarçalıhanımeli,kavakincirahlatböğürtlenkeçiboynuzukatırtırnağıdişbudakyaseminalıçmenengiçsumakkaraağaçfunda ve eğrelti otları sayılabilir.

Dikek Yarımadası 28 çeşit memeli, 42 çeşit sürüngen ve çok sayıda deniz canlısına ev sahipliği yapmaktadır.Ayrıca yarımada, nesli tükenmekte olan Anadolu Parsı'nın batıda yaşadığı son noktadır.  Bunun dışında kurttilkiçakal,sırtlanvaşakyaban kedisi,  porsuksansarkirpioklu kirpiyaban domuzukertenkelekaplumbağakaya kartalı, deniz kartalı, şahindoğanmartıkaratavukkeklikkaya güvercini, tahtalı güvercin, yaban ineği, yabani attavşansu samuruAkdeniz fokuçullukkerkenezyeşilbaş ördek, hazar sumrusu, doğaya terk edilmiş ve yabanileşmiş sığırlar ve atlar yarımadada yaşayan hayvanlar arasında sayılabilir . (Vikipedi,25 Eylül 2014)

Yaşamının son yıllarını Kuşadası’nda geçiren şair M. Sunullah Arısoyun “mavili sevili yaşam şiirleri” yle daha da güzelleşiyor.

Gök mavisi yetmiyor bana,                                                                                                  

 Deniz mavisi de                                                                                                             

 Olmasına olmaz; ama                                                                                                               

Senin mavinde,                                                                                                                 

Maviye bulanıyorum.

Ege’nin mavisi bir başka. İçimi bir korku kemiriyor; zamanla buralar da İzmir Körfezi gibi kirlenir mi diye. O yıllarda, Kuşadası’nın doğal yapısını bozan çirkin yapılaşma yok. Sahiller henüz yağmalanmamış. Kuştur, Fransız, Ömer Tatil Köyleri gibi kuruluşlar, doğanın dokusunu bozmamışlar. O yaz tatilimizi geçirdiğimiz, daha sonra da bir ev alarak her yıl gittiğimiz Özlem Sitesi’nde de doğal dengeye özen gösterilmiş. Çevre; çamlar, okaliptüsler, palmiyeler, zakkumlar, güllerle... donatılmış. Begonyalar, asmalar... balkonlara uzanıyor. Güller neredeyse her mevsim açıyor.

Akşam olunca, yaban domuzları, piknik alanlarına iniyor. İnsanların arasında dolaşıyor. İnsanlar onlara yiyecek veriyor. Eliyle domates uzatan insanlar gördüm. Çocuklar bile korkmadan sokuluyorlar. Sevgi, vahşi hayvanları bile ehlileştiriyor; ancak yetkililer domuzların özellikle çocuklara zarar verebilecekleri söyleyerek geziye gelenleri uyarıyorlar. California’da sincaplar sokaklarda ayaklarımıza dolaştı. Serbestçe dolaşıyorlar. Bizler çocukken ot diplerinde, taş kovuklarında keklik yumurtası arar, bulunca da evimize götürürdük. Doğaya canlılık katan ötüşleriyle dağları, ovaları, vadileri şenlendiren bu kuşların bir gün azalacağını ya da yok olacağını düşünmedik. Daha doğrusu bu konuda eğitilmemiştik. Bugünkü çocukların bu konuda daha iyi eğitildiklerini daha duyarlı olduklarını sanıyorum. Bugün de kırsal kesimde keklik, kaz, ördek, güvercin... Palazları peşinden koşan, onları avlamaya çalışan çocukları, yetişkinleri düşündükçe yüreğim sızlıyor, içim parçalanıyor.

Son söz

Bu ülke, doğal bitki örtüsüyle, yabanıl hayvanlarıyla, kuşlarıyla daha güzel değil mi?

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Adeta yaşayarak okudum güzel yazınızı.Yüreğinize sağlık.

Kerim Korkut 
 03.07.2021 9:06
Cevap :
Bu bölgede,boğulanlar olduğu için bu ad verilmiştir.Selamlar  08.07.2021 20:36
 

Emeğinize saygımla okudum değerli Hüseyin bey, ne çok bilmediğim varmış aralarında üzüldüm, öğrendiğime sevinerek, çok teşekkür ederim kendi adıma, selam saygılarımla

Cemile Torun 
 05.06.2021 1:28
Cevap :
Cemile Hanım,benim bu bölgede yazlığım var.Bu nedenle,denizin özelliğini biliyorum.Esen kal.  06.06.2021 20:45
 

Doğa güzelliklerini anlatmanıza sevindim, dilinize ve yüreğinize sağlık sevgili Öğretmenim. Selam ve sağlık dileklerimle...

Abdülkadir Güler 
 31.05.2021 10:49
Cevap :
Doğa,yaşantımızda en önemli ögedir. İlgine teşekkür eder;esenlikler dilerim.  01.06.2021 22:25
 

Yazınızda bahsettiğiniz deniz, dağ, orman gibi bütün güzellikleriyle birlikte tüm hayvanlar ve bitkiler gibi biz insanlar da bu aynı muhteşem "doğa"nın birer parçasıyız ve biz insanlar nasıl ki o hayvanlar veya bitkiler bize zarar vermesin istiyor ve kendimizi koruyorsak, aynı şekilde bizim de onlara zarar vermeyecek şekilde onları korumamız ve doğa'nın her bir ayrıntısının yanı sıra bu hayvanlar ve bitkilerin yaşam alanlarını kısıtlamayacak şekilde onların yaşam haklarına da bizler saygılı olmak durumunda, zorunda ve sorumluluğundayızdır. Bencillikten uzak, empati yapabilen ve paylaşımcı zihniyetteki "kâmil insan oluşun" ana ekseni ve asıl göstergesi olan insanın bilinci, sevgi doluluğu ve saygılı oluşu da, ancak zaten insanın her şeyden önce doğaya karşı bu idrakıyla mümkün olur. Çok özel ve güzel bir yazıydı, emeğinize, bilincinize sağlık; selamlar, sevgi ve saygılar...

Filiz Alev 
 25.05.2021 17:47
Cevap :
Filiz Hanım,bu evreni diğer canlılarla çevreye ve canlılara zarar vermeden paylaşmalıyız ki gelecek kuşaklar da doğadan,doğanın sunduklarından yararlansınlar. Bu anlamlı,kapsamlı yorumunuzla yazıma da katkıda bulundunuz.Esen kalın.  26.05.2021 15:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 378
Toplam yorum
: 1287
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 2376
Kayıt tarihi
: 04.12.12
 
 

Hüseyin BAŞDOĞAN, 1942'de Malatya- Arapgir'de doğdu.Arapgir Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okul..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster