Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ocak '08

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
9567
 

Deve tarihine yolculuk

Deve tarihine yolculuk
 

Tekerlekten önce deve vardı...


Tekerleğin keşfinden önce deve vardı. İnsanlık tarihinde tekerlek ve devenin oynadığı rolü hiçbir şey oynamamıştır. Özellikle tekerleğin icadından önce “hecin devesinin” Ortadoğu ve Kuzey Afrika tarihinde oynadığı stratejik rol ve bu rolün Roma İmparatorluğunun çöküşüne etki eden bir ulaşım aracı olması günümüz insanlığına çok uzak kalmış bilgilerdir. 11.yüzyılda başlayan Türk fetihlerinin Anadolu’dan Avrupa’ya uzanmasında develerin oynadığı stratejik rol ise tarihin unutulan sayfalarında kalmıştır.


Avrupa tarihte iki önemli büyük sarsıntı ve kopuşla karşılaşmıştır. Bunlardan birincisi 7.yüzyılda islamiyetin yayılmasıyla başlayan Arap fütuhatı, diğeri ise 11. yüzyılda başlayan Türk fütuhatıdır. Bu iki fütuhatta Avrupa’yı Akdeniz’den uzaklaştırmıştır.


5.yüzyılda başlayan barbar Germen kavimlerinin istilası ve 7.yüzyıldaki Arap fütuhatı Roma İmparatorluğunun çöküşüne neden olmuştur. 5. yüzyılda başlayan 10. yüzyıla kadar süren bu istilalardan 7. yüzyılda başlayan ikincisi Avrupa’yı güneyde sıkıştırırken, kuzeye mahkum etmiştir. Avrupa’nın güneyinde Akdeniz’de meydana gelen bu gelişme batının kendi içine kapanmasına neden olmuştur. Arap fütuhatı Akdeniz’de genişlerken Avrupa için tarihsel yaşam merkezi kuzeye kaymıştır. Akdeniz bir Arap gölü haline gelmiştir. İslamiyetin hızlı yayılması bir yandan antik gelenekten bir kopuşu meydana getirirken, diğer yandan da Roma İmparatorluğunun Batı ve Doğu olarak siyasi olarak ayrılmasının gündeme getirmiştir. Bu kopuş 800’lerde nihayete ermiştir. Merovenj hanedanlığının boşalttığı boşluğu Karolenj hanedanı doldurarak Batı Roma İmparatorluğunu mirasını devralmıştır. Bunda şüphesiz Bizans İmparatorluğundan ümidini kesen papalığın Karolenj hanedanının önünü açmasının etkisi büyüktür. Artık batı kilisenin himayesinde ortaçağ feodalitesine doğru hızla yürüyecektir.


Tarihte her fütuhat, lojistiğini sağlayacak bir ulaşım aracına ihtiyaç duyar. Peki Arabistan’ın sıcak çöllerinden başlayan Arap istilalarının lojistiğini sağlayan bu ulaşım aracı nedir? Bu ulaşım aracı hiç şüpesiz sıcak “çöllerin dört bacaklı gemisi” devedir. Bu deve tek hörgüçlü olan “hecin devesi”dir.


Avrupa’yı sarsan bir diğer olay 11.yüzyıldan itibaren batıya doğru başlayan Türk fütuhatıdır. Türk fetihlerinin batıya doğru ilerlemesinin lojistiğini sağlayan ulaşım aracı yine devedir. Fakat bu deve “hecin devesi” değildir. Bu deve türkmenlerin melezleştirdiği “boğurcu devesi”dir.

TARİHTE DEVENİN EVRİMİ

İnsanlık tarihinde ilk defa hecin devesini (tek hörgüçlü) evcilleştiren Somali yakınlarındaki Socotra, Güney Arabistan ve Afrikalı toplumlar deveye et ve süt veren, yününden giyim malzemesi sağlayan ve bir servet unsuru olarak çok önemli bir değer atfetfetmekteydiler. Buna karşın yük hayvanı olarak çok az ve binek hayvanı olarak hiç kullanılmıyordu. Bu süreçte devenin üzerine başlangıçta basit örtüler örtülüyordu. Taşıma ve binek hayvanı olarak devenin kullanımını doruğuna çıkaran ve bu evrimi sağlayan araç ““havut”du. (“hadc” - deve palanı/semeri – at için eyer) M.Ö. 500-100 yılları arasında “hadc” yada “havut” denilen deve palanı icad edilerek kullanılmaya başlanmıştır. Bu gelişme devenin evcilleştirildiği hinterlandın ekonomik, toplumsal ve siyasi tarihini değiştirmiştir. Havutun icadı ile birlikte deve, insan ve yük taşıyan bir hayvan olarak kullanılabilmiştir. Deve yetiştiriciliğinin bu gelişimi zamanla bu bölgedeki önemli bir ticaret olan buhur (günlük) ticaretininde deve yetiştiricilerinin eline geçmesine neden olmuştur. M.S. 500 yıllarında büyük kervan şehirlerinden Mekke’ye hakim olan Kureyş kabilesinin civardaki deve yetiştiren kabileleride egemenliği altına alması bölgede büyük bir ticari hayatın gelişmesini sağlamıştır. M.Ö. 500’lerde başlayan evrim M.S. 500’lerde yani 1000 yıllık bir süreçte yük taşımada tekerleğin yerini alarak gelişimini engellemiştir. Bu dönemlerde Kuzey Afrika’da deve diğer bölgelerden farklı olarak özellikle tarla sürmede ve sınırlıda olsa arabaları çekmede de kullanılıyordu.Çift hörgüçlü orta asya devesinin evcilleştirildiği bölge ise Maveraünnehir bölgesinde İran ve Türkmenistan sınırını oluşturan Horasan’dır.

HECİN DEVESİ Mİ ÇİFT HÖRGÜÇLÜ DEVE Mİ?

Hecin devesi (camelus dromedarius – “dromos”: yunanca yol – dromedary- one hump) denilen tek hörgüçlü deve sıcak Arabistan kum çöllerinin devesidir. Yapı olarak çift hörgüçlü orta asya devesine (bacrtria- camelus bactrianus – bactrian - two humps) göre daha ince, daha zarif ve daha uzun bacaklı olan bu deve hızlı taşımacılığa uygun bir hayvandır. Ayak tabanlarının çift hörgüçlüye göre daha yumuşak ve daha nazik olması bu hayvanın sert topraklı arazilerde hareketini engeller. Hecin devesi, yaşadığı ekolojik çevrede dağ yollarını izlemeye, düşük hava sıcaklıklarına dayanaklı değildir. Afrika’nın Sahra veya Arabistan çöllerinin soğuk gecelerinde deve sahibi, devesinin başını çadırın örtüsü altına sokmaya özen gösterir.


Oysa çift hörgüçlü orta asya devesi, Çin ile Türkistan arasında uzanan Orta Asya’nın soğuk ve karasal ikliminin hayvanıdır. Bu deve, tarihte ilk olarak Maveraünnehir’de Horasan’da evcilleştirilen çift hörgüçlü Orta Asya devesidir Yapı olarak daha kuvvetli, orta uzunlukta bacakları ve hecin devesine göre daha uzun ve kabarık tüyleri sayesinde bu farklı ekolojiye sahip bölgeye uygun bir hayvandır.

BALKANLARDA TÜRKMENLERİN MELEZ DEVELERİ

Yukarıda bahsettiğimiz bu iki türün dışında bulunan üçüncü bir tür deve de “melez develer”dir (hybrid – crossbreeds). “Boğurcu deve”’de denilen ve 10.yüzyıla doğru Türkistan’da türkmenlerin tek hörgüçlü hecin devesiyle, orta asyanın çift hörgüçlü devesinden başarıyla ürettikleri melez develerdir. Bu melez develer Anadolunun sert ve çetin topografik yapısına, soğuk ve yağışlı iklimine uygun develerdi. Hecin devesinden daha çok yük taşıyabilen bu melez develer, 15. ve 16.yüzyılların Tebriz ve İstanbul arasında işleyen ipek yolu kervan ticaretinin önemli ulaşım aracı olarak önemli işlevler gördüler. Kervan ticareti bilindiği gibi İlber Ortaylı’nın da belirttiği gibi “uzun mesafeli ve uzun zaman alan bir ticaret tipidir.”

ANADOLU VE BALKANLARIN FETHİNDE DEVENİN ROLÜ

Yukarıda bahsettiğimiz deve türlerinden melez “boğurcu deve” sinin 10. yüzyıla doğru geliştirildiğini söylemiştik. İran’ın merkezinde kurulan Selçuklu İmparatorluğunun Anadoluya doğru fütuhatında bu melez develer stratejik ulaşım aracı olarak imparatorluğun lojistiğini temin eden hayvanlar olmuştur. Bu fütuhatın devamı olan Osmanlı İmparatorluğunun Balkanlar ve Avrupa’daki genişlemesini sağlayan yine bu develer olmuştur. Fernand Braudel’in büyük bir önem atfederek belirttiği gibi 14.yüzyılda başlayan Osmanlının Anadolu ve Balkanlardaki fütuhatı için “Anadolu ve daha küçük ölçekte olmak üzere Balkan Dağları için Türk devecinin gelmesi sıklıkla geri dönüşü olmayan ama mutlak olarak değişik bir cinsten alt-üst oluşları temsil etmiştir.” Yine tarihte 7. yüzyılda başlayan Arap fütuhatı için Fernand Braudel, “Anadolu’da başarısızlığa uğradıysa ve İran’da da hiçbir zaman rahat olamadıysa, bunun suçunu büyük ölçekte hecin devesine yüklemek gerekmektedir.”

ÇÖL ROMANTİZMİ VE DEVELER

Tarihte fütuhatlarda ve bu fütuhatların stratejik ulaşımında sağladığı rolü sanayi devrimi ile kaybolan develerin tarihinde kısa bir gezinti yapmaya çalıştık.


Günümüzde devenin yük hayvanı olarak kullanıldığı dönem sona ererken sayıları gittikçe azalan develerin varlığını “çöl romantizmi” artılabilir mi? Afrika’da Büyük Sahra’nın yada Arabistan çöllerinin yorucu ve uzun kervan yürüyüşünün yeniden canlandırılması ve günümüz endüstrileşen turizminin “romantik ateşi” yeniden alevlendirmesi nereye kadar payidar olacak?

Fehmi Dinçer


01.01.2008, Ankara


Kaynaklar:

Fernand Braudel: II.Philip döneminde Akdeniz ve Akdeniz Dünyası, C.1. ,1989.

Henri Pirenne : Hz.Muhammed ve Charlemagne, 2006.

İlber Ortaylı : Devenin Taşıma Maliyeti Eğrisi Üzerine bir deneme,

Osmanlı İmparatorluğu’nda İktisadi ve Sosyal Değişim, Makaleler I, 2004.

Hulusi Nasuhoğlu : Deve Terimleri Sözlüğü, Ankara, 2005.

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=52495

Fotoğraf:
http://camelphotos.com/


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 109
Toplam yorum
: 40
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 5363
Kayıt tarihi
: 23.03.07
 
 

1959 yılında Fertek - Niğde'de doğdum. Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster