Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '10

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
1195
 

Devekuşu misali bir sol; Ne deve ne kuş

Devekuşu misali bir sol; Ne deve ne kuş
 

Almanya’da yaşayan Türkler hangi partiye oy atarlar?

Büyük oranda kısa ismi SDP olan Alman Sosyal Demokrat partisine. En çok Türk kökenli milletvekili de SDP’den ve Yeşiller Partisinden seçilir. Dünyanın tüm ülkelerindeki tüm azınlıklar ya da farklı olanlar gibi kendi haklarını daha çok savunan sol partileri tercih ederler.

Örneğin şu an Yunanistan parlamentosunda iki Türk milletvekili mevcut ve ikisi de siyasetin sol yelpazesinde yer alan PASOK partisi çatısı altında siyasete girdiler.

Toplam 150 sandalyesi olan Hollanda parlamentosunda 5 Türk kökenli milletvekili var ve bunlardan 4’ü sol siyasi partilerde yer alıyor. İngiltere’de bu sene gerçekleşen seçimlerde 4 Türk parlamentoya aday oldu ama hiçbiri kazanamadı. Adaylardan ikisi İşçi Partisinden, birisi Komünist Partiden aday oldu. Dördüncü aday bağımsızdı ama tüm adaylar sol siyasi oluşumların içinde yer aldılar. Geçen sene gerçekleşen Belçika seçimlerinde ise 6 Türk kökenli aday parlamentoya girdi ve bunlardan 4 tanesi Sosyalist parti çatısı altında yer aldı. Danimarka’da ise mecliste şu an iki Türk kökenli milletvekili var ve birisi Sosyalist Halk Partisinden, diğeri ise Sosyal demokrat Partiden seçime katılmışlardı. Örnekler çoğaltılabilir. Ama hepsinin ortak noktası, Türk kökenlilerin yaşadıkları ülkelerde siyasi kanallarda temsil edilmeleri kadar, bu temsil görevini sol siyasetin çatısı altında yapmaları.

Bu durum sadece bize özgü değil. Tüm dünyada, bütün ülkelerin azınlıkları milliyetçilik siyasetine cephe alan sol siyasi yapıların yanında yer alırlar.

Amerika’da siyah derili vatandaşların ve hispaniklerin büyük kısmı Demokrat Partiyi destekler. Avrupa’da siyah derililerin, Arapların, Asyalıların çoğu sol partilerin yanında yer alır. Çünkü sağ siyasetler onların haklarını kısıtlamaya çalışır ve onlara ikinci sınıf vatandaş gibi muamele etmek isterken, sol siyasetler tam tersi bir politika izlerler.

Bizde, Cumhuriyet tarihi boyunca vatandaşımız olan azınlıkların ne kadar milletvekili çıkardığı, son azınlık milletvekili olan Cefi Kamhi'nin de sağ bir partiden aday olduğu gibi detaylerı bir kenara bırakarak şu soruyu sormak istiyorum; Peki bizim ülkemizde azınlıklar, son dönemlerdeki seçimlerde hangi siyasi oluşumları desteklediler?

Ermeniler, Rumlar ve Yahudiler hangi partilere oy verdiler? Bu yönde net bir istatistiki veri olmasa da, özellikle Ermeni ve Rumların daha çok AKP’ye oy attığı biliniyor. Yahudiler ise yoğunlaştıkları bir siyasi partinin olmadığı, bir kısmının tedirgin bir güvensizlikle AKP’ye, bir kısmının ise istemeyerek de olsa CHP’ye oy attığı söyleniyor. Ama toplamda ciddi bir çoğunluğun AKP’yi tercih ettiği söylenebilir. Bu durum o kadar aşikar ki, solcu olduğunu iddia eden ulusalcı kesimler bu tercihi bile AKP aleyhine bir propaganda malzemesine dönüştürmekten çekinmiyor, bunun üzerinden milliyetçi kışkırtmalara kalkışıyorlar.

Aslında bu durumun kendisi bile, bu ülkede liberallerin, demokratların ve özgürlükçü solcuların neden hala AKP’ye destek verdiğinin çok basit bir göstergesi. Çünkü AKP sol bir siyasi mantaliteye ve zihin dünyasına sahip olmasa da, reel bir sol yapının olmamasının yarattığı sıkıntıyı çözmeye, istemeyerek de olsa sol siyasetin gereklerini de yüklenmeye çalışıyor.

Azınlıkların örgütlenme, kendilerini geleceğe taşıma haklarını savunmak, dini özgürlüklerini sağlamak, kendi çocuklarını inançları doğrultusunda yetiştirmelerine imkan sağlamak adına girişimlerde bulunuyor. Bunlar aslen sol siyasi yapıların görevleri. Ama sol adına vitrine çıkan ve politika yapan ana yapılar bu görevleri yok saydıkları gibi, tersi yönde bir politika sergilemekten de çekinmiyorlar.

Bugün Türkiye’deki sol siyasetin temsilcisi olan CHP, DSP, TKP, ÖDP gibi ulusalcı fikirlerin az ya da çok sularında yüzen partiler, kendilerinden menkuller ve gerçek kavramlara temas etmeyen bir siyasi hilkat garibesi görünümündeler. Yani bir devekuşu gibiler. Ne bir develer ne de kuş. Aslında böyle bir türün var olmasında bir gariplik yok. Ama bir devekuşu hem deve hem de kuş olduğunu iddia ederse tuhaflık işte tam da orada başlıyor. Çünkü onlar ne bir kuş gibi uçabiliyorlar, ne de bir deve gibi fonksiyoneller. Ama daha da komiği, hem deve hem de kuş olduğunu iddia eden bu devekuşları, gerçek bir kuş ve gerçek bir deve gördüğü zaman büyük şaşkınlık yaşıyorlar. Azınlıkların haklarını savunan bir muhafazakâr parti ile yüzyüze geldiklerinde tüm ezberleri bozuluyor ve kolaylıkla milliyetçilik soslu söylemlerin peşlerine takılabiliyorlar.

Bugün sol denilen bir kavramın öldüğüne inanmıyorum. Hala eşitlik, özgürlük ve barışın sihirli dengeli formülünün peşinde koşması gereken bir fikrin olması gerektiğini düşünüyorum. Ama basitçe özgürlük söyleminin kendisinden korkan, barış kelimesini duyunca nutku tutulan ve Türkiye'de kendisini sol olarak lanse eden siyasi söylemin bir deve kuşuna benzediğini düşünüyorum. Sadece azınlıklar mevzuu bile, Türkiye siyasetindeki sahte misyonların foyasını çıkarmak için gayet güzel bir turnusol işlevi görebiliyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Türkiye'ye geldiklerinde de "AKP" gibi en soldaki partileri tercih ediyorlar sonuçta. Tutup da CHP gibi aşırı muhafazakar bir devlet partisini tercih etmiyorlar yani. "Türkiye'deki Sol partilere oy vermiyorlar" derken, o sol partilerden bir örnek vermen gerekir. Sanırım esas çelişki bu. Selamlar:)

Ümit Culduz  
 11.07.2010 19:09
 

Yazının girişindeki saptaman doğru fakat eksik. Avrupa'daki Türkler genellikle Sosyal Demokrat partilere ve Yeşillere meyillidirler ama Türkiye'de (sınır kapılarında) oylarını asla ve kata CHP'ye vermezler. İlginç değil mi?

Ümit Culduz  
 11.07.2010 1:29
Cevap :
Buna benzer çok fazla örnek var. Yazının girişindeki kısma gelecek olursak. Bu yanlış anlamıyı açıkca senden beklemezdim. Evet Almanya'da Türkler SDP ve Yeşiller Partisine oy atar dedim ama bundan Almanya'da ki Türkler solcu anlamı çıkmaz ki. Sadece kendi haklarını savunan siyasetlerin yanında yer alırlar demek istedim. Eğer dediğin gibi düşünecek olursak Türklerin genetik olarak sol zihniyete yakın olduğunu filan iddia etmem gerek. Bu çok saçma olurdu. Aslında bu durumun aynen Türkiye'de de geçerli olması lazım. Çünkü bir toplumun büyük çoğunluğu kendisini siyaseten tanımlamaz, böyle bir zorunluluk hissetmez. Hatta bizim ülkemizde insanlar seöimlerde düşünüp taşınarak değil, hisleri ile oy atarlar. Bu nedenle bir sol partinin iktidar olması için bir toplumda solcu sayısının artması gibi bir zorunluluk yoktur. Sadece topluma onlar adına doğru şeyler yapacaklarına ikna etmek gerekir. Oysa bizde sol toplumu ikna etmeye çalışmaz, tehdit etmeye, gözünü korkutmaya çalışır. İlginç olan bu,  11.07.2010 14:15
 

"Solun tarifi" falan diyor. "Domates çorbası" tarifi ister gibi yani. E editorya da haklı tabii, ne de olsa seksen kuşağından çoğu. Mevcut yazılarda ilaç için bir tarife rastlayamadığımdan sana çatayım dedim:))) Neyse; bir yorumda "yazacağını" söylemişsin, şimdi okudum. Tartışma konusunda haklısın. Sonunda beni de kendilerine benzettiler. Selamlar:)

Ümit Culduz  
 11.07.2010 1:23
Cevap :
Sevgili Culduz, çok iyi bilemesem de, avrupa entellektüel camiasında da sola dair ciddi tartışmalar yapılıyor. Bunun burada yapılmasında da bir gariplik yok. Evet biliyorum, bu tartışma bu ortamda "ne olcak bu fenerin hali" ya da "solda birlik olursa, bu sene kesin şampiyonuz" kıvamında oluyor ama gene de olsun. Editörya yeni kurguladığı alanı işlevli kılacak bir konu arıyordu, bence buldu. Üzerine çok fazla yazılmasa da takibi diğer bloglara göre daha çok olacaktır. Evet bir yazı yazmayı düşünüyorum ama bu akşam da dünya kupası finali var. Gündüz vakti ise, uyku uyudukları zaman dilimi dışında çocuklar bana yazı yazacak uzun zaman dilimi bağışlamazlar. Umarım yazabilirim. Bana çatmanda bir sakınca yok. yalnızca düşünmediğim şeyleri düşünüyormuşum gibi aktarmana biraz alındım. Evet, AKP'nin yaptığı birçok şeyi keşke sol bir parti yapsaydı diye düşünüyorum. Elbette daha doğrusunu, daha güzelini. Buna bir örnek Ermenistan'a karşı attığı adımlar. Girişim doğru ama yetersiz.  11.07.2010 14:10
 

Ama Allah'ı var! "Ortanın birazcık solundayız" dediler, "Anayasanın elverdiği ölçüde "dediler ama asla ve kata "Soldayız" demediler! Bilirsiniz; "Şeyh uçmaz, müritleri uçurur"! (Size göre CHP solda ama ah işte başındakiler!)Biliyorum; itiraf etmeseniz de "Gönlünüzde yatan aslan CHP"! (Devlet partisi ama solda olsa ne güzel olurdu tabii.)"Aslında bu reformları sol bir parti(CHP tabii.) yapması gerekirdi" derken, bir itirafda da bulunmuş oluyorsunuz. AKP elbette bir sol parti değil ama yelpazenin en solundaki parti. Siyasi tartışma meraklıları için "kısır" bir durum! Gelen yorumları yanıtlamak yerine değerli Gökarman'a (acilen)laf yetiştirme çabanız da bunu bir şekilde belgeliyor zaten. Bu işte bir yanlışlık var ama acaba nerede? Selamlar.

Ümit Culduz  
 10.07.2010 18:39
Cevap :
Eskiden böyle değildi. Yazıma yorum geldi mi diye iki dakikada bir kontrol eder, ardından saniye geçirmeden yanıtlardım. Şimdi o heyecanı hissetmiyorum. Blog yazmanın en eğlenceli kısmı yorum almaktır. Ama artık o bile bana çok fazla cazip gelmiyor. Nedense, bu durumun sorumluları arasında senin olduğunu da düşünüyorum sevgili Culduz. Bu yorumunda buna örnek olabilir. Gerçekten çok kötü bir yorum. Bu tarzı ben 5 yaşındaki oğlumu kızdırmak için kullanıyorum. Onun hatalarını, hatta hata bile olmayan dikkatsizliklerini, özensizliklerini abartıp, "senden adam olmaz" diyorum. O da çok kızıyor elbette. Ben de onu kışkırtıyorum. Kışkırttıkça onu doğru yola sevk edebileceğimi düşünüyorum. Ama nedense hep aksi oluyor. Sen de başkalarını kışkırtmayı seven bir tartışma kültürüne sahipsin. Üzerinden derin tartışma yapılabilecek durumları kavgaya dönüştürmeyi seviyorsun. Bence güzel olmuyor. Daha da kötüsü kimse beklentin üzerine hizaya gelmiyor. Ayrıca bu söylediklerine sen bile inanmıyorsun bence  10.07.2010 21:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 453
Toplam yorum
: 1886
Toplam mesaj
: 174
Ort. okunma sayısı
: 1702
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster