Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mayıs '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
166
 

Devlet // Yeryüzü tanığı

Devlet // Yeryüzü tanığı
 

"Devlet yönetmek bir hukuk sanatıdır." // Önder Karaçay


Devlet; görevlerin ve karar erkinin doğru olarak paylaşılması adına adaletin erdem olması gerektiği bir yapıdır.

Erdem kendine özgü görevini yerine getirmesini sağlayan niteliktir.

Kamanın erdemi keskinliğindedir. Bir koşu atının erdemi hızındadır.

Aynı zamanda erdemin hayat bulduğu her canda bilgelik, cesaret, ölçülülük ve hakseverlik erdemleri de o insanların ruhlarının diğer meziyetleridir.

Yalan söylemek, kandırmak, algı üretmek, bununla bir makam, mevki, para, şan, şöhret elde etmek erdem olmadığı gibi nitelikte değildir.

Nitelikli erdemler insanın hayatta huzurlu yaşamasını sağlar.

Eğer bir devletin en tepesine çıkmış tüm toplumun hakkına dair son kararı veren birisi erdemlerini unutmuş, sadece nicelikle basit şahsi çıkarları adına bir yola girmiş, toplumu da ona zorlamaya kalkmışsa o insanın hayatında huzur olamayacağı gibi o topluma da asla huzur vermez.

Çünkü kafasının içinde sürekli kendi yanlışlarından dolayı acaba kim bana bu yanlışımdan dolayı zarar verecek diye herkesi kendine bir anda düşman edebilir.
Toplumdan aldığı bütün yetkileri toplum adına kullanacağına kendi şahsi çıkmazında kendine güvenli bir liman arayışı adına kullanmaya kalkar, kalktıkça karşısında daha fazla direniş bulur ve sonu hüsranla biter.

Her canlı ve cansız varlığın kendi yaratılış özelliğine göre erdemleri vardır.
Siyasi toplum yapılanmalarında da asıl olan insani ilkelerden taviz vermeden, hukuka dayalı, eşitliğe dayalı, hak ve adalete dayalı ideal bir mekanizmayı kurmak ve yaşatmaktır.

Devlet her yeni gelen kişiye göre hazırlanması gereken bir elbise değildir.
Her devlette göreve gelen toplum adına devletin ortak hukuk kurallarına uyması gerekir.

Kişiler gelip geçicidir, kalıcı olan devlettir.

Her gelen devlet yıkmaya kalkarsa orada ne devlet kalır, ne adalet kalır, ne hak kalır, ne hukuk kalır, geriye kocaman bir kavga ve karmaşa kalır.

Hiçbir kişinin hukuk kurallarını hiçe sayarak devletin tepesinde karmaşa üretme hakkı yoktur. Hiçbir toplum ve ahlak yapısı yazılı olmayan kurallarda bile bu yetkiyi kimseye vermemiştir.

Toplumun en küçük birimi ailede bile baba ailenin reisi olmasına rağmen demokrasi adına aile üyelerinin fikrini almadan bir iş yapmıyorsa o kocaman büyük yapıda kişiye özgü niyetler nasıl barınabilir?

Devler deyince Eflatun, Eflatun deyinde devlet akla gelir.

Çünkü devlet ile ilgili en güzel örnekleri Eflatun yazmıştır.

Eflatun der ki; iyi toplum, bilgelerin ve iyilerin, bilgileri ve yetenekleri kendilerinden az olan kişileri yönettikleri, hizmet esasına dayanan bir aristokrasidir.

Yönetim konusunda şahsi kanaatime göre yanlış bir inanış vardır. İnsanlar yönetilmez, kişileri kişiler yönetemez, her birey kendi kendini yönetebilecek bir akıl, vicdan ve yaratanın verdiği diğer erdemlere sahiptir. O zaman yönetilen nedir?
Toplumlarda insanların ihtiyaçlarını karşılamak için devlet denen ortak bir yapı kurulur.

Diğer her yapı devletin içinde toplum adına devlete hizmet kurum ve kuruluşlarıdır.
Hiçbir kişi veya kurum devlet veya toplumdan üstün olamaz.

Olmayacağına göre devlette yönetim hizmeti yönetmektir.

Hizmeti yönetirken de kimsenin hakkını kimseye geçirmeden, devletin imkanlarını şahsi adına veya kendini destekleyenlere yedirmemektir.

Hazinede olan her maddi değer o toplumun eşit hakkıdır.

Toplum adına zengin olması gereken devlettir.

Kişilerin zengin olduğu ve devleti şahsi çıkarları adına yönetmeye ve müdahaleye kalktığı devletlerde karmaşa eksik olmaz. Çünkü o toplumda hak eşit bölünmemiş, birilerinin cebine birilerinin hakkı dolmuştur.

Eşit paylaşımın olmadığı devlet ve toplumlarda hoşgörü kaybolur.

Devlet ve toplumlarda bazı kişi veya sınıfların kendilerini o toplumdan üstün görme hakkı ancak bu adaletsizlik sonucu ortaya çıkar ki; toplumun eğitim ve öğretim almasından, devletin ve ülkenin imkanlarından faydalanması hazineden aldığı payın düşüklüğü sebebiyle haklarından mahrum kalır.

Hakların mahrum kalanların çoğaldığı bir toplum hak yiyenlerin şişkinlikleri bir gün mutlaka alınır.

Gücü ele geçirenler gücü kaybetmemek adına bozuk düzeni daha bozmaya kalkabilirler.

Böyle bir çaba kendi bitişlerinin hızlandığı anlamına gelir.

Savunmaya çekilen hayatta kaybeder.

Bir Afrika atasözü der ki; Afrika’da her sabah bir aslan uyanır ve bir geyikten daha hızlı koşması gerektiğini bilir. Yoksa aç kalır ve ölür. Afrika’da her sabah bir geyik uyanır ve bir aslandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir. Çünkü aslandan hızlı koşmazsa yaşam sona erer.

Platon Devlet adlı eserinde der ki;

“İyi insanların doğru davranması için yasaya lüzum yoktur. Kötü insanlar ise yasayı çiğnemenin bir yolunu zaten bulur.”

Bugün Türkiye Cumhuriyetinde 1950 yılında başlayan ihanetin 12 Eylül 1980 ile en büyük kırılmanın yaşandığı, 28 Şubat ile son darbenin vurulduğu dönem kötü niyetin hem kanunla korunan, hem de kanunu çiğnemenin bir yolunu bulanların çıkmaza düştükleri ve bittikleri dönemdir.
 
Önder Karaçay

Mobbing Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 175
Toplam yorum
: 24
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 216
Kayıt tarihi
: 09.07.14
 
 

Türkçe'nin en iyi duygu dili olduğuna inanmaktadır.  Yazı ve şiirlerinde insanın bulunduğu toplum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster