Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Kasım '13

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
1628
 

Devlet fiyatlara kesinlikle müdahale etmemeli

Devlet fiyatlara kesinlikle müdahale etmemeli
 

İlkokulda hayat bilgisi ve fen dersleri seviyesinde bile öğrendiğimiz kadarı ile vücudumuzda mucize gibi çalışan bir çok sistem var. Solunum, dolaşım, sindirim, sinir, endokrin, boşaltım sistemleri vs. Her birinin ayrı bir görevi var, sağlıklı bir bünyede sistemler birbirleri ile iletişim ve uyum içinde çalışırlar. Sistemlerden bir tanesinin bir organı dahi iyi çalışmazsa tüm vücudun sağlığı olumsuz etkilenir.

Ülkelerin ekonomilerinin sağlıklı çalışmaları için de belli sistemler vardır. Bu sistemlerin sağlıklı çalışmaları tüm ekonominin sağlığı ve halkın refahı için şarttır. Devletin görevi bu sistemler yerine çalışmak değil sistemlerin sağlıklı çalışmasına imkan yaratmaktır. Ne yazık ki bir çok ülkenin tarihinde ve günümüzde hala devlet oy toplamak için popülist politikalarla kendisini ekonomideki sistemler yerine koyup onların işlevlerini yerine getiriyor görüntüsü vermekte ve uzun dönemde en çok kendi halkının ekonomik yaşam standardına zarar vermektedir.

Devletin ekonomide en sık devre dışı bıraktığı sistemlerden biri ürün ve hizmetlerin fiyatlarının oluştuğu arz – talep mekanizmasıdır. Devlet çok sık olarak bir çok ürün ve hizmette kendisini bu mekanizma yerine koyarak fiyatları belirler. Gerekçe piyasada serbestçe oluşan fiyatlara güvenilemeyeceği hatta serbest piyasada oluşan fiyatların Kapitalizmin bir sömürü aracı olduğu inancıdır. Bu inanç ekonomi konusunda bilgisizlikten ve fiyatların nasıl oluştuğunu, fiyatları bir tek üreticilerin belirlediğini sanmak ve tüketicilerin rolünün olduğunu bilmemekten kaynaklanır.

Fiyat nedir? Serbest piyasada ürün ve hizmetlerin ve paranın fiyatı ( faiz ) tüketici ve üretici/ satıcıların ortak davranışları sonucunda arz ve talebe göre oluşur. Serbest piyasada oluşan bu fiyatlar hangi ürün ve hizmetten ne kadar üretilip tüketilmesi bunların üretiminde ve dağıtımında kullanılacak olan kıt kaynaklar olan emek, sermaye, teknoloj, finansman ve akılın alternatif kullanım alanları arasında optimal ( en verimli ) dağılımı hakkında bir sinyaldir. Üretici ve tüketiciler bu fiyat sinyallerine göre davranışlarını belirlerler. Bu sinyallere göre oluşan davranışlar bazen dalgalanmalara ve kısa vadede ekonomide çalkantılara yol açsa da tarihsel süreç içinde halkın hayat standardını maksimize eden bir süreçtir.

Fiyatların bu sinyal özelliğini anlamayıp devletin oy toplamak için halkın yararınaymış gibi piyasalara müdahele ederek fiyatları serbest piyasa fiyatının altında veya üstünde belirlemesi üretimde kullanılan kıt kaynakların onları en verimli kullananların elinden alınıp çarçur edenlerin eline geçmesine, milli gelirin artışının yavaşlayarak en çok halkın zarar görmesine sebep olur. Devlet neyin fiyatının ne olması, hangi ürün veya hizmetten ne kadar üretilmesi gerektiğini bilemez. Bunu serbest piyasada arz – talep belirlemeli. Piyasa mekanizmasını devre dışı bırakarak fiyat, üretim miktarlarını merkezi planlama ile belirlemeye çalışmış olan ülkelerin ekonomileri ve siyasi rejimleri çökmüştür. Tarihte ve günümüzde birçok devletin fakir halkı koruyacağım diye fiyatları serbest piyasa fiyatının altında belirlemesi oy toplamaya ve halkı kandırmaya yönelik büyük bir siyaset yalanıdır. Devletin eğitim, sağlık ve temel gıda maddelerinde fiyatları serbest piyasa fiyatlarının altında belirlemesi FAKİR HALKI KORUMAZ. Çünkü serbest piyasa fiyatının altında devlet zoru ile belirlenen fiyat arzın düşmesine ve karaborsanın oluşmasına sebep olur. Devletin kendisinin bu ürün ve hizmetleri üretmeye kalkması son derece kalitesiz ve yetersiz ürün ve hizmetlerin piyasaya sunulmasına sebep olur. Yapılması gereken devletin serbest piyasada birçok üreticinin oluşmasına ithalatın ve üretime yönelik yabancı sermayenin serbest bırakılarak rekabet ile fiyatların halkın alım gücü seviyesinde oluşmasına imkan tanıyacak yasal önlemleri almasıdır.

Üreticiler arasında sahtekarlık yapan, tüketiciyi kazıklayan, piyasaya sağlıksız ürünler sürenler ya uzun vadede müşteri kaybedip iflas ederler yani piyasa bunları kendi ayıklar ya da tüketici dernekleri, devlet gerekli yasal önlemlerle onları cezalandırır. Devletin görevi bu tür sahtekarlıkları önlemektir. Yoksa piyasa mekanizması yerine fiyatları belirleyerek ekonominin optimalden saparak halkın zarar görmesine sebep olmak değildir.” Fiyatları devlet belirlesin, kapitalistler değil” demeden önce bu gerçekleri öğrenip anlamakta ve devletin fakir halkı koruyorum diye uyguladığı bir çok popülist politikanın oy toplamaya ve halkı kandırmaya yönelik manevralar olduğunun farkına varmakta yarar vardır. Kanıt için ülkelerin tarihine bakmak yeterlidir. Halkının ekonomik hayat standardını yükseltebilmiş ülkeler ekonomide devlet ağırlığı olan ülkeler değil, kişisel girişimi destekleyen ve serbest piyasanın sağlıklı işlemesine imkan veren ülkelerdir. Yaşanan ekonomik krizlere ve çalkantılara rağmen bu böyledir. Türkiye’de Cumhuriyetin ilk yıllarında ekonomik kalkınmada devletin ağırlığını koymuş olması savaştan yeni çıkmış ve özel sermayenin yetersiz olduğu bir ortamda başka çare olmadığı için zorunlu uygulanmış bir stratejiydi, ideal bir strateji değildi.

Rasih Bensan 2 Kasım 2013

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 414
Toplam yorum
: 132
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1834
Kayıt tarihi
: 05.05.12
 
 

BİLİM özellikle astronomi ve çeşitli konularda araştırmacı ve yazar Amatör fotoğrafçı, Ka..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster