Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mayıs '19

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
36
 

Devlet Şirket Değildir

Devleti şirket gibi yönetme görüşü bazı çevrelerçe çok dillendirilen konuların arasındadır. Çoğunlukla iş dünyasından gelen veya etkilenen bazı çevrelerin herşeye maddi değerlere bakmasından kaynaklanan bir yaklaşımdır. Bu çevrelerce her zaman maddi kazançlar ön planda görülür.  Adeta çevre ve insan neredeyse ikinci plana itilmiş gibidir. Sosyal politikalar israf gibi görülür. Her sorununun özel sektör aracılığıyla çözüleceği sanılır, özelleştirme ile devletin birçok yükten kurtulacağı düşünülür. Aslında bu yaklaşım 1980'li yıllarda serbest ekonomi ve globalleşme ile ortaya çıkan büyük oyunun ekonomiye yansıyan aldatıcı etkisinden başka birşey değildir. 

Devleti şirket gibi görme davranışı gerçekte gelişmiş ülkelerden çok geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde dikkatli olunması gereken bir yaklaşımdır. Çünkü geişmiş ülkelerde her sorunun şirketler aracılığıyla çözüldüğünü, ülkenin ekonomik ve sosyal hayatının gelişmesinin özel sektörün gücü ve etkisindeki politikalarla mümkün olacağı sanılır. Tabii gerçekte gelişmiş ülkelerde böylesi bir politika ne geçmişte nede bugün uygulanmaktadır.

Gelişmiş ülkelerde özel şirketler kadar kooperatifler, bireysel girişimler ve her kesimin hak ve menfaatini koruyan ve geliştirmeye çalışan STK'lar her sektörde ve her düzeyde etkili bir güce sahiptir.  En üst yöneticiden sokaktaki vatandaşa kadar adalet ve demokrasi kültürü içinde dengeli politikalar oluşturma düşüncesi ön plandadır. Hak arayanlara karşı engelleyici politika yerine çözüme odaklı bir yaklaşım hakimdir. Halkın eğitim düzeyini ve duyarlılığını artırma yönünde eğitim politikaları izlenir. Amaç en sağlıklı politikalar gelirtirmek ve toplumsal katılımı sağlamaktır. 

Sosyal devlet olgusunu dışarı çıkarıp herşeyi gelire göre düşünen yaklaşım toplumsal sorunların artmasında en temel yanlışlardan biridir. Bir zamanlar dünyayı saran bu rüzgarın olumsuz etkilerinin görülmesi üzerine çok uluslu şirketlerin baskısının ağırlıklı olduğu uluslararası kuruluşlar bile bu politika sonuçları karşısında öz eleştiri yapmaya başlamışlardır. Şaşırtıcı şekilde BM başta olmak üzere birçok uluslararası kuruluş sürdürülebilir kalkınma hedefleri çerçevesinde bir politikayı benimseme başlamıştır. 

Uluslararası örgütler ve gelişmiş ülkeler politikalarında belirgin bir değişiklik yaparken, geri kalmış birçok bunun farkına varmak bir yana, politik gücü kaybetme, emperyalist politikalarını sürdüren bazı ülkelerin baskısı ve ortaya koydukları kötü amaçlı oyunların aleti olmaya devam etmektedir. Sonu hezimete giden yolda ilerlemeyi iktidarları için bir başarı olarak görmeye devam etmektedir.

Ekonomik krizler karşısında şirketinizi kapatırsınız ya da yerli yabancı birilerine satarsınız. Ama devleti şirket gibi yönetirken zarar ederseniz ne yapacaksınız. Devlete ait olan kaynakları satarak sorunları ötelemenin bir faydası yoktur. Bu politikaların sonu yoktur. Geçmişte kaynaklarını ve topraklarını satan geri kalmış ülkelerin ve toplumların sonu tarihin sarı sayfalarında bir ibret hikayesi olarak görülmektedir. 

Gerçekte devletin şirket gibi yönetilmesi yanlıştır. Devletin toplumsal dinamikler karşısında ekonomik olduğu gibi sosyal görevleri olmak zorundadır.  Devlet bir şirket değildir. Günümüzde demokratik kurallara göre yönetilmesi ve toplumsal katılımı dikkate alan bir anlayışla, adaletin hakim olduğu bir  yönetime sahip olmak zorundadır. 

Filiz Alev bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 416
Toplam yorum
: 86
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 774
Kayıt tarihi
: 19.02.10
 
 

Tarım, Gıda, Ormancılık, Çevre, Örgütlenme ve Proje konularında çalışmalarda bulunmaktayım. Öncel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster