Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Eylül '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
3301
 

Devletçilik üzerine

Devletçilik üzerine
 

“Bizim güttüğümüz devletçilik bireysel çalışma ve etkinliği esas tutmakla beraber, mümkün olduğu kadar az zaman içinde ulusu refaha, ülkeyi bayındırlığa eriştirmek için, ulusun genel ve yüksek yararlarının gerektirdiği işlerde, özellikle ekonomik alanda, devleti fiilen ilgilendirmektedir.

İktisaden zayıf bir ulus, yoksulluk ve sefaletten kurtulamaz. Toplumsal ve siyasal felaketlerden yakasını kurtaramaz. “ M. Kemal ATATÜRK

Osmanlı Devleti Gerileme Devri başlarından cumhuriyetin ilanına kadar sürede yarı sömürge durumuna getirilmişti. Maliye 1876 yıllardan sonra iflas etmişti. Bütçelerin yaklaşık üçte biri dış borçların ödenmesine ayrılıyordu. Dış borçların hatta bunların faizlerinin bile ödenmesi için yeni dış borçlar alınıyordu. Devlet kurumlarının bir çoğu yabancılarca yönetilir olmuştu. Kapitülasyonlar ekonomiyi tamamen felç etmişti. Limanlarımız arasında yolcu taşımak hakkından bile yoksunduk. Sigara, tren, tramvay, elektrik işletmeleri yabancıların tekelindeydi.

Cumhuriyet kurulduğunda; borcumuz iki yüz milyon liradan fazlaydı. Küçük imalat atölyelerinden başka sanayi işletmeleri yoktu. Bütün üretim ve temel gereksinim maddeleri dışarıdan alınıyordu. Yer altı ve yerüstü zenginliklerimizin ayırdında bile değildik. Zaten ilkel durumda olan tarımımız, köylü nüfusun savaşlarda erimesiyle iyice çökmüştü. Yiyeceğimiz buğdayın bile çoğunu dışardan alıyorduk. Verimli topraklarımız çoraklaşmış, gübreleme ve sulama olanaklarından yoksun, bozkırlaşmıştı. Ormanlarımız odunla işleyen trenlerin kazanlarında ve Yunan askerlerinin kaçarken çıkardıkları yangınlarda kül olup gitmişti.

Yapılan binalarda betoncu ve doğramacı ustaları dışardan getiriliyordu. Bakanlık Mahallesi bir Alman mimar tarfından kurulmuş, Elektrik Şirketi’ni yine Almanlar kurmuş ve otuz beş yıl işlettikten sonra bize devretmişlerdi. Ankara’da bulunan Yapı Meslek Lisesi Macar ustalar tarfından yapılmıştı.

Köylerde ve kentlerde oturulacak ev bile kalmamış, tarımsal kaynaklarımız ve hayvan varlığımız yok edilme derecesine getirilmişti.

Bütçenin yüzde kırkını öşür denilen ve köylülerden alınan vergi oluşturuyordu. Gelinlik kızlarımızın çeyiz sandıklarındakiler bile Tekalüfü Harbiye yoluyla cephedeki askerlerimize harcanmıştı. İnsan gücümüzün büyük bölümü aralıksız on yıldan fazla süren savaşlarda eriyip gitmişti.

Yoksulluğumuz yetmiyormuş gibi, sıtma mikrobu taşımayan tek bir yurttaşımız yok gibiydi. Verem halkın ciğerlerini dağlamaktaydı. Hastane, doktor ve sağlık kuruluşlarımızın yetersizliğini belirtmeye gerek yok sanırım.

Bu ortamda sanayi, ticaret ve tarımda kalkınarak çağdaş uygarlığı yakalamak zorundaydık. En iyi öğretmen olan hayatın (yoksulluk ve sıkıntıların) öğretiminden geçmiştik.

Özel girişimciliğe öncelik vererek, ülkemizi hızla ve güvenlik içinde mali, ekonomik ve hukuksal önlemler almalıydık. TBMM tarafından Borçlar Yasası, Ticaret Yasaları ve Medeni Yasa çıkarıldı. Bankacılıkla ilgili düzenlemeler yapılarak bankacılık etkinleştirildi. Atatürk dünya üzerindeki başlıca ekonomik sistemler olan Kapitalizm ve Sosyalizmden farklı olarak ulusal bünyemize daha uygun olduğuna inandığı DEVLETÇİLİK denilen ekonomik sistemi buldu.

Ne yazık ki o günlerin çok güç koşullarında ülkemize kazandırılmış olan kurum ve kuruluşlar bugün yok pahasına hem de “Babalar gibi satarım” denilerek elden çıkarılmıştır. Üstelik her şeyimiz elden çıkarıldığı halde ne dış borçlarımız azalmış ne de ülkemize yeni tesisler kazandırılmıştır.

Ülkemizdeki kamu kaynaklarının kötü yönetilmesinin, yolsuzlukların, soygun ve vurgunların müsebbipleri “ Dünya üzerinde tek bir komünist ülke kaldı” vb sözleriyle nefretlerini dışa vurmuşlar, Atatürkçü dünya görüşüne karşıt politikalarını, inatla sürdürmüşlerdir.

Türkiye, bugünlerdeki zorluk ve sıkıntılarını halkımızın sağduyusu, inancı ve kararlılığı ile demokratik yollarla aşacaktır elbette.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ülkenin hangi günlerden,hangi zor dönemlerden geçerek bu günlere geldiğini beleyen bir yazı...Elinize sağlık...Anlaşılıyor ki,yaklaşık iki yüz yıldır Batı Emperyalizmi'nin bu coğrafyada oynadığı oyunda çok fazla değişen bir şey yok!... İdrakine deli gömleği giydirilmiş ya da resmen satılık ruhlar aynı formlarda karşımıza çıkıyor...Ne basireti bağlanmış bir ülkeymiş bu!... Cumhuriyetimizin 85.yılında,yaşam kalitesi,refah düzeyi olarak çok çok iyi noktalara gelmiş olsak da,ekonomik ve siyasal bağımlılık 1938'den başlayarak devam ediyor,Osmanlı'da olduğu gibi ve aynı şekilde!...Dostça selamlarımla.

zeki etferat 
 17.09.2008 13:18
Cevap :
Güzel cümleleriniz için teşekkür ediyorum. Sevgi, saygı ve başarı dileklerimle selamlar...  21.09.2008 11:48
 

Sayın, Şahin haklı bir konuya değinmişsiniz. Atatürk' ün her alanda bize sağladığı kazanımları teker teker elimizden alıyorlar. Ne yazıkki bizde seyretmekle yetiniyoruz. Bazen sizin gibi düşünenlerin yazılarını okuyunca kaygılarım azalmıyor değil ama hala biraz umutsuzluk beni tedirgin ediyor. Calışmalarınızda başarılar diler saygılarımı sunarım.

eyyüp yıldırmış 
 16.09.2008 21:07
Cevap :
Eyüp Bey umudumuzu yitirdiğimiz gün bittik demektir. Gecenin en karanlık anı, aydınlığa en yakın an değil midir? Umutla, dostça selamlar...  21.09.2008 11:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 190
Toplam yorum
: 105
Toplam mesaj
: 27
Ort. okunma sayısı
: 3127
Kayıt tarihi
: 28.09.07
 
 

Emekli öğretmenim. Yurdunu, ulusunu seven, her konuda sorumluluk sahibi gençler yetişsin istiyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster