Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '10

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
482
 

Devletin Bağladığı Aylığı Hor Gören Banka...

Devletin Bağladığı Aylığı Hor Gören Banka...
 

Bu hafta biraz iç burkan bir olay yaşadım. Buruk olduğu kadar da trajikomik bir olay…

Perşembe günü Eskişehir Atatürk Bulvarı’ndaki bir banka şubesine konut kredisi almak için başvuruda bulundum. Kredi başvurularında işleyen prosedür iki eksik iki fazla tüm bankalarda hep birbirinin benzeri sanırım. Tedbir ve güvence için ailemdeki diğer kişilerin de bilgileri, aynı evde oturduğumuzu kanıtlayan belge ve oturduğumuz evin tapusunun fotokopisini istediler. Bu isteklerin hepsi anında cevaplandı. Kredi işlemine başlandı. Buraya kadar her şey tamam ve normal. Ertesi gün yani, Cuma günü akşamüstü saat:16.00-16.30 civarında cep telefonum çaldı.

Arayan arkadaş istediğim kredi miktarının onaylanmadığını, istediğimden biraz daha azını alabileceğimi belirtti. Fakat kredi başvurumun reddedilme nedenlerini söylediğinde beynimden vurulmuşa döndüm.

İstediğim kredi meblağının geri çevrilmesine neden olarak gösterilen.ise; Maaşlar yetersiz bulunmuş ve tapuyu beğenmemişler.Bu ne demek;

Öncelikle bir banka ve banka elemanı ister üst düzey ister alt düzey olsun, gerekçeyi kendi aralarında konuşsa bile böylesine küçük dürücü bir şekilde ifade etme hakkına sahip değil ve olmamalı. En önemlisi şu anda çalışmalarına rağmen birkaç yıl ya da yıllar sonra emekli olduklarında eğer bankanın özel sandığı ve benzeri ek getirileri yoksa kendileri ne kadar emekli aylığı alacaklar? Ama her şeyden önemlisi hatta en önemlisi ise üst düzey bürokrat ve yöneticiye devletin paye biçtiği emekli aylığını küçümseme hakkına hiç ama hiç kimse sahip değil. Bankaya gelen kredi almak için gelen kişi ise dilenci değil...

Tapuda da beğenip beğenmeme olayı bir başka trajikomik olay. Nedeni kısaca şöyle; gerçek bir bankacının o tapunun sadece üstünde yazanlara bakmakla yetinmeyip gerekli bilgi ve araştırmayı da yapması gerekirdi. Ayrıca, şu anda yaşadığım ve oturduğum ev 1960 ihtilali öncesinde Emlak Kredi Bankası tarafından Demokrat Parti milletvekilleri için yapılmış olup ihtilalden sonra banka tarafından beş bloktaki dairelerin halka açılmasına karar verilmiş ve vatandaşlara satışları yapılmıştır. Halen daha bir blok’u T.C Ziraat Bankası üst düzey yöneticileri için lojman olarak kullanılmaktadır.

Daha yazacak çok şey olmasına rağmen kısaca belirtmeliyim ki; zaten bilinen bir gerçeği bu banka bir kere daha kanıtlamıştır. Yeni tabirle “çakma” milyoner olsaydım istediğim miktarın on katını verirlerdi.

Onun için fon müziğinde Müslüm Gürses’in “İhtiyacım var bir çekip gitmeye…” diyen reklamların hepsi aldatmacadan öteye gitmemektedir.

Benim devletin bağladığı aylığı hor gören, üslup ve nezaket bilmeyen bir bankaya ve banka personeline hiç ihtiyacım yok.

En büyük kızgınlığım ise yaşam gerçeklerini bilmeyen, yaşamdan bihaber olan ve bunu sözleriyle , davranışlarıyla dışa yansıtan personele ve bu üslubu takınmasına izin veren bankayadır. var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www."); document.write(unescape("%3Cscript src='" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js' type='text/javascript'%3E%3C/script%3E")); try { var pageTracker = _gat._getTracker("UA-7006964-1"); pageTracker._trackPageview(); } catch(err) {}

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

''Ben niye okudum?'' sorusunu, okul bittikten sormadığını belirtmişsin ama sonrasın da okul bittikten sonra karşılaştığım olaylar sonucu bu soruyu kendime sordum demişsin:)) Zaten önemli olan şey; bu soruyu asla böyle sormamak. Bu soru ancak şöyle sorulabilir:'' Okudum da insanlık ve ülkem için farklı ne ürettim?'' BU kişinin, kendi kendisine soraması gerek sorudur. Ama bir de şunu sorabilirsin, ''ülkeyi yönetenlere ve öteki okumuşlar: Siz nedne okudunuz? Ne farklı, üstün, ileri bir katkınız oldu insanlığa, bilime ve ülkeye? Yoksa siz neden okudunuz?'' İşte bu soru böyle sorulur. Yoksa başın her sıkıntıya girdiğinde'' Keşke okumasaydım,'' anlamında sorulursa, yazık olur. Ben de üniversite okudum ve mevki sahibi olmak yerine, bilge olmak yolunu seçip sürünmeme karşın asla kendime '' Ben nedne okudum ki?'' diye bir sormadım. Sorduğum tek soru şuydu hep:'' İnsanlık ve ülkem için farklı bir şeyler üretemeyeceksem neden okudum ve neden okudunuz?'' Hem bak senin emeklin de var:))

Necdet  
 20.03.2010 14:27
 

Emekten,paylaşmaktan,üretmekten yana olduğum için aşağılandım. Konuya hakim olmayan kişilerin kulaktan dolma bilgileri kendi düşünceleri gibi sattıklarına ve alkış yağmuruna tutulduğuna binlerce kez şahit oldum. Şahit olduğum bu ve benzeri olaylar çeşitli zamanlarda kendi kendime “ben niye okudum” sorusunu sormama neden oldu. Bir anlamda isyan ettim. Halen daha burada yazıyorsam en büyük amacım bildiklerimi paylaşmaktır. Ama burada bile paylaşım kelimesini gerçek niyetleri saklamak için kullanıldığına inanan kişiler bulunmakta. Bilgisizliğin, el etek öpmenin kutsandığı buna karşılık üretmenin, paylaşımın dikkate alınmadığı bir ülkede sanırım bu soruyu pek çok kişi kendisine sormuştur. Eğer bu kendini düşünmek ve bencillikse diyecek bir sözüm yok.

Işın Çavdar 
 20.03.2010 13:44
 

Ben niye okudum? diye soruyorsun kendine. Bu soruyu; okul bittikten sonra sorduğuna göre belli ki kendin için okumuşsun. Bak ben endne okuduğumu sana söyleyeyim, ta ilk okuldan beri: Ülkemi ve insanlığı kurtarmak.. O yüzden asla, Ben niye okudum? diye bir soru sormadım kendime. İsterse hiç bir banka bana kredi vermesin, asla bu soruyu sormam kendime. Bu soruyu kendime sorduğum an zaten boşuna okumuş demektir. İlginç ki benim de kendini düşünen insanlara tahammülüm yok:))

Necdet  
 19.03.2010 16:00
Cevap :
Hayır, “ben niye okudum” sorusunu okul bittikten sonra sormadım. Ya da banka bana kredi vermedi diye de. Okuma nedenlerim sizinkiyle aynı. Mezun olup aradan yıllar geçtikçe karşılaştığım olaylar benim bu soruyu sormama neden oldu. Birkaç örnek vereyim. Araştırma yaptığımı ve araştırmamın beğenildiğini gören şefim benimle uğraşmaya başladığında, belediye de yönetim değişikliğinden sonra eşek gibi çalışmaya devam etmemize, hiçbir şekilde tavır koymamamıza rağmen tehditlerle işten atıldığımızda, son çalıştığım işyerinde çalışanların büyük bir kısmı el etek öpme yarışında iken o yarışa dahil olmadığım, çalışanı, işçiyi ispiyonlamadığım en önemlisi sorun odaklı değil çözüm odaklı bir kişi olduğumdan. Emeklilik hakkına sahip olduğumda apar topar emekli edildiğim için, pek çok kişi çözüme değil probleme odaklandığında iyi kötü bildiklerimi paylaşmak, istediğim için horlandım, aşağılandım.  20.03.2010 13:42
 

Devletin verdiği maaşı küçümsemeyi küçümsediğine göre; devletin koyduğu zamları da çok seviyor olmalısın:))) Senin bu yazını gören başbakan artık beş yıl kimseye zam yapmaz:))

Necdet  
 17.03.2010 9:50
Cevap :
A,ne var canım altı üstü on lirayı zor bulan zamların neresi beğenilmezmiş ki. Allah zeval vermesin. Tabii bu yazdıklarım işin şaka kısmı. Ben maaşları beğeniyorum demiyorum. Kızdığım konu T.C sınırları içinde yaşayan ve çalışan bir kişi özellikle de bankacıysa bu ekonomiyi ve çalışanların durumunu az ya da çok zaten bilir. Memurlar, işçiler, emekliler aldıkları maaşların yetmediğini yüksek sesle dile getirirken hangi hakla bir banka zaten gözle görünen ve bilinen bir gerçeği görmezden gelebilir ki. Kendi kendime “ben niye okudum” diye sorduğum zamanlar çok oluyor. Çalışanın ve emeklinin ekonomik durumu ortada… Bunlar, böyle konuşanlar uzayda mı yoksa masal ülkesinde mi yaşamaktalar onu merak ediyorum sadece. Bu devirde ne olacağım diye düşünmeyen insanlara tahammülüm yok. Bugün çalışan ise yarın emekli olacak. O zaman ne yapacaklar?  19.03.2010 15:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 225
Toplam yorum
: 476
Toplam mesaj
: 111
Ort. okunma sayısı
: 1313
Kayıt tarihi
: 26.01.07
 
 

1960 İstanbul doğumluyum. Kitap okumayı, yazı yazmayı, resim yapmayı ve yabancı dil'den Türkçe'ye..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster