Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ocak '09

 
Kategori
Teknoloji
Okunma Sayısı
1005
 

Devrik teknolojiden Facebook'a

Devrik teknolojiden Facebook'a
 

''Abi'' diye sordu gençlerden biri işyerinde. Bilgisayardan başını kaldırarak ''senin facebook’un var mı?'' Kafası oradaydı. Bir kız arkadaşıyla olan yazışmasını silmeyi unutmuş, diğer kız arkadaşına, kendi ifadesiyle ''dert anlatmak'' zorunda kalmış.

Ne amaçla sordu bilmiyorum. Bilgisayarı iyi kullandığımı gördüğünden mi, yoksa bu unutkanlığı sonucu ortaya çıkan suçlululuğunu mu, yoksa kafa bulmak için mi bilmiyorum.

Hiç bilmiyormuş gibi davrandım. Sordum. ''Ne işe yarar bu facebook?''

-İlkokul arkadaşlarını bulursun abi.

Git oğlum, ilkokul arkadaşımı bulup ne yapacağım?...Bizim nesilde bırak facebook’u kullanananı, kaçı sağ kalmıştır ki? Farzedelim buldum. Üstünde siyah önlüğü, boynunda beyaz yakası, olacak mı?. Yooo..saçı sakalı ağırmış, 50 sene öncenin anıları için almış torununu gelmiş. Memleket dört dörtlük değil ki. O yaşa geldiyse ya sağlık problemini anlatacak, ya eşine sevgisini, ya çocuğunun vefasızlığını, ya da yaşamak için verdiği mücadeleyi. Boşver. Olmaz olsun.

Çocuk bir yandan bilgisayar ekranından gözünü ayırmazken, bir yandan da gülüyordu. ''Haklısın abi'' dedi.

Bu çocuk 24-25 yaşlarındaydı. Yani ben 1976 da o iki metrelik kompüter’i kullanma kursunu gittiğimde henüz Dünya’da yoktu. Türkiye’de Bilgisayar kullanan şirket sayısı bir elin parmaklarını geçmezdi. Büyük resmi devlet kuruluşları ve özel 2-3 şirket kullanıyordu. Bu alanda Türkiye yolun başındaydı. Ülkedeki sık ve ani elektrik kesintileri disklere büyük zarar veriyordu. Punch’larda kartlarla bilgiler, özel mumlu kartlara, klavyeyle yazılarak giriliyor, bu kartlar bir okuyucuyla kompütere aktarılıyordu. Sonra manyetik bant dönemi, sonra terminaller, sonra A6 lar, nihayet PC ler çıkmıştı. Bunlar başdöndürücü bir hızla gelişmişti. 1997 de ilk Windows, Excell kursuna gittiğimizde, henüz masamda PC bile yoktu. Bu nedenle anlatılanları binbir güçlükle anlamaya çalışmıştım.

''Mail atmak'' sözünü de o tarihlerde duymuştum. Sanki ''atmak'' sözü biraz kaba gibi gelmişti. ''Fırlatıp atmak gibi'' '' Göndermek'' daha uygun olmaz mı diye düşünürken, şirketteki haberleşme ve yazışmalar ''mail atarak'' olmasın mı?... Mail atan biri, anasının karnından maille doğmuş gibi, telefonda söyleyeceği şeyi maile yazmış, bakmamışız. Zıırrtt. Telefon. Yaa kardeşim maillerine bakmaz mısın sen?. Telefonda söyleyeceği şeyi, maille yazıp, okuman için arkadan bir de telefon!!

Milliyette ''devrik teknolojiler'' resimlerini görünce 35 yıl önceki filmi yeniden görmüş gibi oldum. En yeni teknolojiyle çalıştığımızı zannederken ve bize bu yüzden uzaylı gibi bakılırken, o teknoloji o kadar hızlı değişti ki, çalışırken yetişmekte zorlandık ama yine de mutluyduk.

Şimdi mailller, MSN ler de oot oluverdi.. Birdenbire gençler çocukluk ve okul arkadaşlarını buluverdi ama birdenbire de bıkıverdiler. Çünkü her çağın yaşandığı devir ve ortam başkadır. Birkaç ortak anı anlatıldı mı müşterek hiçbir şey kalmayacaktır başka. '' ’Facebook’un book’u çıktı'' yazıları çok fazla rağbet görmeye başladı şimdi de. Bakıyorum da herkes çıkmaya kararlı da çıkan var mı bilmiyorum. Bu meret de sigara gibi bağımlılık yapmasın sakın?..

1982 yılında piyasaya çıkan, kasetçalara bağlanarak çalışan Spectrum oyun bilgisayarı binbir güçlükle bulabildiğim Sony kasetçalarımın kristalini yok etmişti. Hemen sonra çıkan Commadore’u ise 2.el bir Anadol fiyatına almıştım. Gerçek bir bilgisayarı ise 1997 yılında edinmiştim ama o zamanlarda modem sorunu vardı. Ağır çalışır, kopmalar olur, yeniden girmek çok zaman alırdı. O zaman cep telefonu da olmadığından, telefonu meşgul ediyoruz diye evde homurdanmalar olurdu.

Biz teknolojiyi gıdım gıdım yaşadık. Bize teknoloji diye Batı ülkelerinin devreden çıkan elektronik sistemleri kakalandı durdu. Şirket bilgisayarlarında da bunu yaşamıştık, onlarda devreden çıkan teknoloji hemen bize gelirdi, biz de sevinirdik. Son duraktık. Bunu televizyonda da yaptılar. Siyah beyaz, kumadalı kumandasız, video, VHS, beta, DVS, VSD vs.Cep telefonlarında da yapıyorlar şimdi. Asıl söylemek istediğim şimdiki gençlerin doyumsuzluğu. Hayret. Hepsi teknoloji yorgunu. Oysa, bilgisayar doğru kullanıldığı müddetçe çok faydalı bir gereksinimdir. Facebook’un da öyle olduğunu zannediyorum. Onu da yozlaştırıp zararlı hale getiren herhalde yine biz olmuşuzdur.

Tuzruhu denen kimyevi akışkan, saldırı amacıyla kullanılabilecğinden veya kullanması bilmeyen insana zarar verebileceğinden marketlerde satışı yasaktır. Bakkallarda satılır yine de.

Bu maddeyi dikkatli ve doğru kullanabilseniz, tuvaletleriniz bembeyaz olur. Üstünüze başınıza dökerseniz zarar verir yakar sizi.

İşyerindeki genç ''abi senin facebook’un var mı?'' diye sordu, aklıma bunlar geldi.

-Yok be oğlum ne gezer bizde facebook, ne anlarız biz bilgisayardan, biz cep telefonuna bile 50 yaşından sonra sahip olduk da orda burda unutuyoruz, kim uğraşacak facebook’la, macebook’la. diyecektim, diyemedim. Sen daha portakal ağacında meyve bile değildin diye başlayacaktım da , 2 metrelik, yarım odayı kaplayan kompüteri kullandığımı öğrenip, yeniden kafa bulup, neşelensin istemedim. O fırsatı ona vermedim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 457
Toplam yorum
: 146
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 923
Kayıt tarihi
: 15.01.09
 
 

İstanbul doğumluyum.. İstanbul'un  tramvaylı döneminden bu şehirde yaşıyorum. Gençlik yıllarında ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster