Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '08

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
711
 

Devrimler Anadolu halkının desteğini almış mıydı?

Devrimler Anadolu halkının desteğini almış mıydı?
 

Cumhuriyet devrimi, güya halktan destek alarak yapılmış bir devrimmiş.
Kemalist arkadaşlar, buna kendisini inandırmış.
Ama Milli Mücadele dönemini lütfedip, enine boyuna inceleme zahmetinde bulunmamışlar.
Mustafa Kemal’in büyüklüğünün arkasına gizlenip, atıp tutmayı marifet sayıyorlar

Örnekler verelim arzu ederseniz.
Laiklik halktan destek mi almış?
Latin alfabesine geçiş.
Yani harf devrimi halktan destek mi almış.
Kılık kıyafet devrimi halktan destek mi almış?
Neyse.
Fazla örneğe gerek yok.
Halk yapılanların ne anlam ifade ettiğini bile bilmiyordu.
Osmanlının cenderesinde inim inim inlemiş bir halk vardır.
Savaşlarda yorgun ve bitap düşmüş bir halk.
Osmanlı döneminde tek varlık nedeni, sınırları korumak olan bir halk.
“Padişahım çok yaşa” diyen bir halk.
Ticaret bilmez.
Tarımdan anlamaz.
Hayatı cephelerde geçmiş.
Doğru dürüst erkek kalmamış Anadolu’da.

Milli Mücadele döneminde ne kadar asker kaçağı olduğunu bilen var mı acep?
On binlerce.
Evet evet.
On binlerce insan asker kaçağıdır.
İstiklâl Mahkemeleri neden kurulmuştur?
Bilmeyen kimi okurlara hatırlatalım istedik.
Asker kaçağını önlemek için kurulmuştur İstiklâl Mahkemeleri.
Temyiz falan söz konusu değildir İstiklâl Mahkemelerinde.
Yani normal bir mahkeme değildir.
Asker kaçağını yakaladığında idam sehpaları kuruluyormuş.
Ve karar infaz ediliyormuş.

Başta da belirttiğim gibi, Cumhuriyet Devrimi halktan destek falan almamıştır.
Halkın hiçbir şekilde bilmediği birçok kavram Milli Mücadelenin öncü kadroları olan Osmanlı Paşalarınca “halkın yararınadır” diyerek Cumhuriyet sonrası uygulamaya konulmuş ve Fransız Devriminden esinlenmiş uygulamalardır.
Yapılanların birçoğu da devlet tarafından sınırları çizilmiş olan şeylerdir.
Örneğin bu gün uygulanan laiklik anlayışının, evrensel laiklikle uzak ve yakın ilişkisi yoktur.

Ve hemen şu noktayı hatırlatmakta fayda görüyorum.
“Tekalif-i Milliye Emirleri”.
Nedir bu kavram?
Kimi Kemalist arkadaşlarla konuştuğumda, bu emirlerin ne olduğunu bilmiyorlar.
Bilmek bir yana.
Bu kavramı daha ilk defa duyanlar var.
Bu konuyu açmakta fayda var.
“Tekalif-i Milliye Emirleri” 7 ve 8 Ağustos 1921 tarihlerinde yayımlanmış on emirden oluşmaktadır.
Emirlerin ana içeriği, Kurtuluş Savaşına girecek orduya, bütün Anadolu halkının ellerindeki ekonomik imkânlar dahilinde yardım etmesini sağlamaktı.
Bu emirlerin uygulanabilmesi için, cephe gerisinde beş tane İstiklâl Mahkemesi görev yapmış.

“Tekalif-i Milliye Emirleri” olan on madde şunlardır.

1. Sayılı emrimle, her ilçede birer "Tekalif-i Milliye Komisyonu (Ulusal Vergi Kurulu)" kurdum. Bu kurullarca toplanan şeylerin ordunun çeşitli bölümlerine dağıtımını düzenledim.

2. Sayılı emrime göre yurtta her ev, birer kat çamaşır, birer çift çorap ve çarık hazırlayıp Tekalif-i Milliye Komisyonu'na verecekti.

3. Sayılı emrimle tüccar ve halk elinde bulunan çamaşırlık bez, kaput bezi, patiska, pamuk, yıkanmış ve yıkanmamış yün ve tiftik, erkek elbisesi dikmeye elverişli her türlü kışlık ve yazlık kumaş, kalın bez, kösele, vaketo, taban astarlığı, sarı ve siyah meşin, sahtiyan, dikilmiş ve dikilmemiş çarık, potin, demir kundura çivisi, tel çivi, kundura ve saraç ipliği, nallık demir ve yapılmıs nal, mıh, yem torbası, yular, belleme, kolan, kaşağı, urganlardan % kırkına, parası sonra ödenmek üzere el koydum.

4. Sayılı emrimle eldeki buğday, saman, un, arpa, fasulye, bulgur, nohut, mercimek, kasaplık hayvanlar, şeker, gaz, pirinç, sabun, yağ, tuz, zeytinyağı, çay ve mumların da yine % kırkına, parası sonra ödenmek üzere el koydum.

5. Sayılı emrimle, ordu için halktan alınan taşıtlardan geriye kalanların da ayda bir kez ve parasız olarak yüz kilometrelik bir uzaklığa dek askeri ulaştırma işlerinde çalıştırılmasını zorunlu kıldım.

6. Sayılı emrimle ordunun yedirilip giydirilmesine yarayan bütün terkedilmiş mallara el koydum.

7. Sayılı emrimle halkın elinde bulunan savaşa elverişli bütün silah ve cephanenin üç gün içinde hükümete verilmesini istedim.

8. Sayılı emrimle benzin, vakum, gres yağı, makine yağı don yağı, saatçi ve taban yağları, vazelin, otomobil ve kamyon lastiği, lastik yapıştırıcı, buji, soğuk tutkal, Fransız tutkalı, telefon makinesi, kablo, pil, çıplak tel, yalıtkan ve bunlara benzer gereçlerin ve zaç yağının % kırkına el koydum.

9. Sayılı emrimle demirci, marangoz, dökümcü, tesviyeci sarac ve arabacılarla bunların işliklerinin iş çıkarma güçlerinin, kasatura, kılıç, mızrak, eğer yapabilecek ustaların adlarıyla sayılarının ve durumlarının saptanmasını sağladım.

10. Sayılı emrimle halkın elinde bulunan dört tekerlekli yaylı araba, dört tekerlekli at ve öküz arabaları ile kağnı arabalarının bütün donatımı ve hayvanları ile birlikte; binek hayvanlarının, topçeker hayvanlar, katırlar, yük hayvanlarının, deve ve eşeklerin % yirmisine el koydum. Baylar, emirlerimin ve bildirdiklerimin yerine getirilmesi için kurduğum İstiklal Mahkemeleri'ni Kastamonu, Samsun, Konya, Eskişehir, bölgelerine gönderdim. Ankara'da da bir mahkeme bulundurdum.

Bu emirlere uymayanlar tespit edilip, İstiklâl Mahkemelerinde yargılandılar.
Ve cezaları derhal infaz edildi.

Mustafa Kemal “Tekalif-i Milliye Emirleri” ni yayımlamakla yanlış mı yapmıştır?
Asla böyle bir şey söz konusu değildir.
Aksine, son savaşın kazanılması için gerekli olan bir politik yöntemdi.
Ve son derece doğru bir strateji ile emirleri uygulatmıştır Anadolu halkına.
Vurgulamak istediğim şey şu.
Anadolu halkı, öyle iddia edildiği gibi Milli Mücadeleye gönüllü katılmamıştır.
Ve devrimler, Andolu’da zerre olsun halk desteği almamıştır.

Malumunuz çok partili rejime geçildikten sonra o “Anadolu halkı, çarıklılara oy vermişti” ya.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

mücadeleye gönüllü katılmayan halktan bahsetmek için milli mücadele tarihini bilmemek lazım. Fazla söze gerek duymadan şu gerçeği anımsatmak isterim; hiçbir devrim ve mücadele arkasında halk kitleleri olmaksızın başarılı olamaz. Cepheye silah ve mermi taşıyan kadınlarımız çocuklarının üstündeki hırkayı çıkarıp zorla mı örttüler mermilerin üzerine ? Ellerindeki kazma ve kürekleri silah ve cephaneye zorla mı çevirdiler, köylerinde ve mezralarında ? Kurulan mahkemeler halk yığınları için değildi, hainler için. O hainler Yunan askeri İzmir'e girdiklerinde çiçekler atmış, kurdukları çetelerle halkı canından bezdirmişti. Hailk, Osmanlı ve tebasından bıkmış, dini uygulama ve baskıların şiddetiyle eylemleri ve ödenen vergiler halk için yolun sonu olmuştu. Saymakla bitmeyecek olumsuzluklar ve padişaha biatın birey olmaya değiştirildiğinin adıdır milli mücadele. Uzatmadan anlatılmaz ama görüyorumki Ataatürk devrimlerini irdeleyenlerin ekmekleri yağlanıyor. Biraz gayretle biata döneriz herhalde..

Yaman Hasret 
 04.11.2008 16:30
Cevap :
Sayın hocam bu konudaki kimi görüşlerimi daha etraflıca yazacağım. Dikkat ederseniz vurgum devrimler üzerine. Milli Mücadeleye yönelik uygulanan politik yöntemleri sonuna kadar savunuyorum.  04.11.2008 22:40
 

Yazdığınız emirlerin kelimesi kelimesine doğru olup olmadığını bilmiyorum.Fakat bu emirlerden bilgim var.Buna bir nevi olağanüstü hal ilan edilmesi diyebiliriz. Zaten bu emirleri halk seve seve yerine getirmiştir,bazı zenginler hariç.Fakat devrimler yapılırken halkın seçtiği kişilerle haberdar şekilde yapılmıştır.Halk şimdiki gibi cahil olduğu için ses çıkartmamış olabilir.Fakat devrimler Osmanlı zamanında yılmış halkın desteğini almıştır diye düşünüyorum.Saygılarımla...

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 04.11.2008 3:10
Cevap :
Sonuçta Murat bey dönem özel bir dönem ve Mustafa Kemal son derece doğru bir strateji ile doğru bir politikayı hayata geçiriyor. Aksi halde Kurtuluş Savaşından başarılı çıkmak mümkün değil.  04.11.2008 22:24
 

Sayın Yıldız, son yazılarınızdaki Mustafa Kemal olgusu, algılanması, ona ait gerçekler üzerine kaleme aldıklarınız takip etmeye çalışıyorum. Gerçeği yakalama çabanızı takdir ediyorum. Ancak yaşadığımız ülke ve toplumun belirli bir kısmı, gerçeği arama çabasını bir yıpratma gayreti olarak algılamakta. Çizgiden az biraz ayrılmak hala sapkınlık olarak kabul ediliyor. Bu gerçeği arama çabasının, ezber bozmaya ve zihni serbest bıraktırmaya yönelik işlevi de vardır. Ancak günümüzde Kemalist kesim ne yazık ki, bu esnekliğini tamamen kaybetti. Mustafa Kemal'in o gün yaptığı şeylerin birçoğunu bugünün değerleri ile kabul etmek mümkün olmayabilir. Ama hepimiz biliyoruz ki, bazı dönemlerin özel koşulları vardır ve 1915 ile 1945 arasındaki dönem, sırf Türkiye için değil dünya içinde son derece özel şartlara sahipti. Bu şartlar, Mustafa Kemal'in, cumhuriyet gibi bir kurumu varedebilmek için giriştiği çabadaki bazı noktalara hoşgörü ile bakmamıza neden olacaktır. Ellerinize sağlık, saygılarımla

Bibliyofil 
 04.11.2008 0:15
Cevap :
Sayın Bibliyofil; Şu cümleniz son derece önemli "1915 ve 1945 arası özel şartları olan bir dönemdi ve salt Türkiye için değil aynı zamanda dünya içinde böyleydi" Aynen katılıyorum. Bu kısa döneme iki tane dünya savaşı sığmış. Koca dünya alt üst olmuş. Kuşkusuz dönemle ilgili bir çok görüş ileri sürerek fikir jimnastiği yapıyoruz. Yapmaya devam edeceğiz. Ne var ki vurgu yapmaya çalıştığım şey, bir dönemin en önemli önderi hakkında özel yaşamının gizli kalmasına yönelik çabaları anlamakta zorluk çekiyorum. Aslında hiç de gerekli bir şey değil böyle bir çabaya girişmek. Birileri bunu olumsuz kullanırmış. Garip bir düşünce. Zaten bizim de temelde karşı durduğmuz şey bu zihniyet değil mi?  04.11.2008 9:50
 

Yüzde birinde var mı? Kurtuluş savaşı tuzu kuruların savaşı değildi ki! Onlar Yunanla iyi geçiniyorlardı. Şimdi olsa genelleme yap! Bir de Milletin Cumhuriyet kültürü oluşmamış ki seçeneği olsun. Onun için devrim deniyor buna . Şu da var. Milletin karakterine uymayan hiç bir oluşum dayatılmamıştır. Laiklik de bunlardan bir tanesidir. Ama zamanla laiklik yozlaştırılmıştır. Bunda Ata'nın suçu yoktur. İnönü suçludur. Milli şef boşuna denmedi. Selamlar.

Ahmet Balcı 
 03.11.2008 23:46
Cevap :
Ahmet bey kuşkusuz ilgili dönemi koşulları ile birlikte ele alıp eleştirisini yapmak doğru olanıdır. Milletin derdi devrimler olmamış. Derdi rahat bir yaşama dönebilmekti.  04.11.2008 22:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1509
Toplam yorum
: 3024
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1137
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster