Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mayıs '19

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
13
 

Devrimlerin Geçit Resmi…

İnsanlık tarihi boyunca meydana gelen devrimleri, sistem kurucu devrimler, sistem kurucu devrimler tarafından devşirilen devrimler, toplumlara istikametini kaybettiren devrimler, postmodern devrimler, sanal devrimler gibi kategorilere ayırabiliriz.

Bu devrimlerin dışında Peygamberlerin, getirdikleri ilahi metinler ve ilahi metinlerdeki ilkelerle toplumsal egemenlere uyarıcı, toplumsal egemenin hak ve de hukukunu çiğnediği toplumsal tabanı da kurtarıcı devrimler vardır. Bu anlamda Peygamberlerin gerçekleştirdiği devrimler, sistem kurucu devrimler değil, hak ve hukuk zeminli ilke bildiren devrimlerdir.

Sistem kurucu devrimleri ve aktörlerini, dini metinler Nemrut ve Firavun kavramlarıyla anlatır; ama bu dini terminolojinin kavramsal karşılığı olan, her çağın egemen beşeri tanrıları da olmuştur. Sözgelimi, Yakınçağ’ın endüstriyel kapitalizmi, endüstri devrimi açısından İngiltere, endüstriyel kapitalizmin sisteme dönüşme adresi itibariyle Amerika’dır.

Devşirilen devrimlere, 1789 Fransız devrimini ve Fransız devriminin tetiklediği Rusya’daki Bolşevik devrimini örnek verebiliriz. Bu iki devrimden farklı olarak Kurtuluş Savaşı’yla iç içe gerçekleşen Mustafa Kemal’in önderliğindeki Türk devrimini de devşirilen devrimlere dâhil etmek mümkün.

Toplumlara istikametini kaybettiren devrimler, bizden 27 Mayıs 1960, anlayın Mustafa Kemal’in devriminin zamanla nasıl devşirilmiş olduğunu; İran’da Humeyni devrimi vs.

Postmodern devrimleri saymakla bitiremeyiz, 1970’den itibaren dünyanın her yerinde, pek çok postmodern devrim hareketi olmuştur, … Sanal devrimlerse, sözde Arap baharıyla gündeme gelen devrimlerdir, sanal oluşu itibariyle gerçekliği tartışmalıdır; bazı olayları PowerPoint sunumu gibidir çünkü.

Hiç şüphesiz devşirilen devrimler, toplumlara istikametini kaybettiren devrimler, postmodern devrimler ve sanal devrimler; Yakınçağ’ın temel sosyoekonomik sistemi endüstriyel kapitalizmi inşa eden, sistem kurucu devrimin (İngiltere-Amerika) zemininde gelişen olaylardır. Bunu da doğal karşılamak gerekiyor; çünkü dünya Yakınçağ’da tekçi bir medeniyete yönelmiştir, Batı medeniyetine.

Tarihin tanık olduğu devrimlerden bazıları da yazının başlangıcında ifade ettiğimiz gibi Peygamberlerin gerçekleştirdiği devrimlerdir, Nemrut-Firavun ve benzerlerinin insanlık üzerindeki zulmünü ortadan kaldıran devrimler. Ne yazık ki zamanla Peygamberlerin devrimleri bile dünyevileşme yolunda devşirilmiştir, getirdikleri ilahi metinlerde yer alan ilkelere rağmen, peki neden?

Hiç şüphesiz din üzerinden de dünyevileşme gerçeği yaşanmıştır tarih boyu. Sözgelimi, Hz. Musa’nın, Firavun’un zulmünden kurtardığı İsrailoğulları, Hz. Davut zamanında güçlerini artırmışlar, Hz. Süleyman zamanında ise, adeta güçlerinin zirvesine çıkmışlardır; ama ilerleyen dönemlerde dünyevileşme yolunda yukarıda saydığımız Peygamberlerini değil, bir zamanlar zulmü altında ezildikleri Firavunu rehber edinmişlerdir. Bu yanlış tutumları nedeniyle Hz. Zübeyir ve Hz. İsa gibi uyarıcı Peygamberler gelmiş; ama gelen bu Peygamberleri bile öldürecek bir zulmün bataklığına sürüklemişlerdir.

Unutmayalım ki Firavun’un, İsrailoğullarından doğan her erkek çocuğu öldürmesi, devamında Hz. Musa’ya karşı mücadelesi neyse, Hz. Musa tarafından Firavun’un zulmünden kurtulan, Hz. Davut ile güçlenen, Hz. Süleyman zamanında da gücünün zirvesine çıkan İsrailoğullarının, daha sonra gelen Peygamberleri öldürmesi de benzer bir durumdur. Diğer bir ifadeyle zamanla dünyevileşme yolunda dini ilkeleri göz ardı ederek Firavunlaştıklarının bir göstergesidir.

Bununla birlikte Hıristiyanlığa karşı uzun yıllar mücadele eden Roma’nın, bir süre sonra Hıristiyanlığı din olarak tanıması, hatta yapılan konsüllerle resmi dini kabul edişi de benzer bir süreci tetikleyecektir. Ortaçağ’a damgasını vuran Papalığın din, bilim, eğitim ve siyaset kurumunu kontrolüne alarak Batı toplumlarını mobilize etmesi, İslam dünyasına yapılan Haçlı seferleri, Hıristiyanlık üzerinden dünyevileşme örnekleridir.

Peygamberimiz Hz. Muhammed sorasında, İslam dini üzerinden de bir dünyevileşme süreci yaşanacaktır. Bu süreç, ilkesel noktada ilk dört halife zamanında başlamış; ama Emevi devletinin kurulmasıyla somut hale gelmiştir. Bunun en bilinen örneği, Hz. Hüseyin ve yanındaki bir avuç inananın Kerbela’da yaşadıklarıdır.

Önderi ister Peygamber, ister toplumun belli bir dönemde öne çıkardığı tarihi bir kişilik olsun, zaman inşasını da içinde barındıran sistem kurucu devrimlerle, sistem kurucu devrimin tetiklediği devrimler arasında fark vardır. Zaman inşa edici, sistem kurucu devrimler öncü devrimlerdir, öncü devrimlerin tetiklediği devrimlerse, bu devrimleri gerçekleştiren toplumlar açısından bir çağdaşlaşma hareketidir.

Ama sistem kurucu devrimlerin sahipleri, diğer toplumlar üzerinde kuşatıcı bir zulüm ürettikleri andan itibaren ciddi bir varlık sorunuyla karşılaşırlar. Karşılaştıkları bu varlık sorunu, bir adım sonra zulüm kıskacına aldıkları insanlığın varlık-yokluk sorununa dönüşür. Böylesi bir süreçte, devşirilir içten dışa, dıştan içe nice devrim,  bunu zamanla küresel bir kaos izler, içten dışa, dıştan içe devşirilen devrimlerin yol açtığı kaos.

Söz bu noktaya gelmişken böylesi bir süreçte gündeme gelen irtica kavramına dair de birkaç cümle kuralım. İrtica, ilahi dinin ilkelerini göz ardı eden aşırı dünyevileşmedir ki, din açısından geriye dönüştür. Ancak bunun iki türü vardır, biri din dışı bir bakışın eseri olurken, diğeri dinin dünyevi yorumlarından doğar.

Din dışı bakışın eseri dünyevileşmeyle, dinin dünyevi yorumundan kaynaklanan dünyevileşme arasında ortaya çıkan çatışmayla da, dinin ilkeleri işlevsiz hale gelir. Öyle ya, dosdoğru yolun iki şarampolü vardır; beşeri hayat dosdoğru yolda ilerliyorsa, insanlık barış yolundadır, bir şarampolden diğer şarampole yuvarlanıyorsa, savaş ve gözyaşı olmaktadır kaderi.

İşte insanlık günümüzde böylesi bir sürecin son dönemecindedir, adeta taze bir başlangıcın arifesindedir. Yeni bir zamana, yeni bir çağa, yeni bir dünyaya ihtiyacı vardır insanlığın çünkü. Halk kültürü verileri, böylesi bir süreçte Hızır ile İlyas’ın (Hıdırellez) buluştuğunu söyler, gerçek baharın başlangıcı da böylesi bir buluşmanın eseri olur.

Beşeri hayat, sistem kurucu devrimlerin bile zamansal bir ömrünün olduğunu gösteren mevsimsel bir yolculuktur çünkü. Her başlangıcı olanın sonu vardır, bu anlamda beşeri hayatta sonsuzluğu yakalama arzusu beyhude bir çabadır.

Tarih boyu Nemrutların, Firavunların ve de benzerlerinin her daim böylesi bir çaba içinde olduğu; ama bir türlü başarılı olamadıkları bilinen bir gerçektir.  

Rıza Üsküdar

6 Mayıs 2019/Eskişehir

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 3451
Toplam yorum
: 2178
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 572
Kayıt tarihi
: 15.08.06
 
 

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümü mezunuyum. Öğretmenliğim sırasın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster