Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '10

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
1306
 

Devşirme / Jürgen Ebertowski

Devşirme / Jürgen Ebertowski
 

Saray Kızları ve Harem Ağası


"Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez," sözünden yola çıkarak tarihi konuları anlatan kitapları okumaya özen gösteriyorum. Bu konuların yabancı yazarlar tarafından ele alınması da, o kitabı özellikle tercih etmemi kolaylaştırıyor. Başka gözle ve başka pencereden bakınca nasıl görünüyor bizim buralar acaba, diyorum. Iİyisiyle-kötüsüyle, acısıyla-tatlısıyla yaşanmış olayları farklı açılardan değerlendirmek, yorum yapmak ve objektif yaklaşmak daha sağlıklı oluyor.

Bu kez polisiye romanlarıyla tanınmış Alman Yazar Jürgen Ebertowski'nin " Devşirme-Knabenlese" isimli kitabı yakalandı oltama." Safiye Sultan"," Hürrem Sultan" ya da benzeri tarihi romanları andıran bir roman. Çevirisi güzel yapılmış, akıcı ve anlaşılır bir dille sunulmuş okuyucuya. Çünkü yabancı dilden çevirilen kitapları okurken bu ayrıntı önemli, sıkılıyorsunuz bir süre sonra.

Her ne kadar tarihi romanlar, tarih'i yansıtmaz"  tezi ileri sürülse de azıcık ucundan bile olsa o döneme ait önemli ipuçları elde edebiliyorsunuz. Örneğin bu romanda dikkatimi çeken şey; yasaklanmış olmasına rağmen içkinin günlük hayattaki yeri ve ticareti oldu: Gemiler, kervanlar, uşaklar hep şarap taşıyor, bir yerden bir yere. Taşırken gizlilik esas yasak olduğundan, rüşvet dönüyor, üçkağıt da cabası, boşalan testiler sirkeyle dolduruluyor. O dönem en gözde içki Kıbrıs Şarabı'ymış, içen bir daha içiyormuş.

Kahramanlıklarıyla göğsümüzü kabartan komutanların aslında öyle olmadıkları gerçeği çıkıyor karşımıza, daha insani oluyorlar tarih kitaplarındaki büyük kahramanlar; yenilmez olanlar yeniliyor, yorulmaz olanlar yoruluyor...

Kitabın asıl konusu, adından anlaşılacağı üzere uygulama şekliyle tartışmalara konu olan Osmanlı'daki, saraya ve orduya eleman sağlamak için kullanılan "Devşirme Sistemi'.  Bu sistemde bilindiği üzre müslüman olmayan ailelerden küçük yaştaki erkek çocuklar (Kız ise zaten hiç şansı yok, onlar hep kaçırılıyor, önce köle, sonra cariye ve daha sonra şansı varsa biyolojik yapısı da uygunsa Haseki oluyor, sonrası malum...) zorla veya istek üzerine alınıyor ve sıkı bir eğitimden geçirilerek asker ya da siyaset adamı olarak padişahın emrine veriliyor. Gayr-ı müslim çocukların seçilme nedeni de, ileride bu kişilerin öldürülmeleri gerektiğinde, İslamiyetin zorunlu kıldığı kurallardan muaf olmak içinmiş. Yani devreye Şeyhülislam ve din adamları girmesin, fetvaya gerek kalmasın, diye. (Her konunun bir karşılığı bir çözümü var.)

Romanın başkahramanları Yannis ve Kosta isimli ikizler. Ege'de küçük bir adada mutlu mutlu yaşarken, gemiden kaçan başka devşirmelerin yerine konulmak için zorla kaçırılıyor. Ve kaderleri orada çiziliyor; Yannis, Cengiz adıyla Konya'da Şehzade Selim'in Sarayı'nda eğitilip asker yapılacak. Kosta ise Kenan adını alıp " İçoğlanı" olarak Enderun'da eğitilip Sultan'ın emrine verilecek.

İki kardeş vedalaşırken, gelecek zamanda şartlar ne olursa olsun birbirlerini bulacaklarına söz veriyorlar ve hiçbir zaman akıllarından çıkarmıyorlar bunu. Kin ve nefretleri de hiç azalmıyor, yeni efendilerine hizmet ederken.

Kitabın büyük bir bölümünde "Malta Kuşatması ve Malta Şövalyeleri'ne karşı yapılan savaşa yer veriliyor. Savaş sahneleri gerçek gibi sanki, kan kokusunu burnunuzda hissediyorsunuz. Okçubaşı Cengiz, kendi komutanını ölümden kurtarırken, bir taraftan da düşman birliklerine uyarı oku yollayıp savaşın gidişatını değiştiriyor. Komutanı onu rütbe verip ödüllendirirken diğer taraftan Osmanlı Donanması hüsranla dönüyor İstanbul'a. Kenan ise yüzüne aldığı bıçak darbeleri sonrasında kalan yara izlerinden dolayı güzelliği bozulduğu için içoğlanı olmaktan kurtulup başka birinin hizmetine veriliyor.

İlginç bir konu da, Sultan Selim'in karısı Nurbanu Sultan'ın zenginliği ve ticaretle uğraşması, Malta Savaşı'nın çıkış sebebi bile onun ticaret gemisinin korsanlar tarafından ele geçirilmesi, yani intikam almak için.

Romanın son bölümlerinde her şey okuyucunun istediği gibi gelişiyor, eski Türk filmlerindeki gibi; kötüler cezasını buluyor; iyiler mutlu sona ulaşıyor.

 

Kitaptan alıntılar bölümü için özlü ve ilginç sözler yazamayacağım. Sadece Malta Seferi sonrasında yakılan bir türkü var:

Bir Halk Türküsü

"Dışardan seslendiler:

Altın Malta, gümüş Malta, soylu Malta,

fethedemeyeceğiz seni asla!

Bir karpuz bile olsan, hatta soğan zarına benzese savunman."

Siperlerden yanıt geldi:

"Benim püskürten kadırgalarını o büyük Türklerin

ve cesur adamlarını Galata'yla Konstantinopolis'in."

(Yenilgide bizim devşirme Cengiz'in şövalyelere fırlattığı uyarı oku kadar, Kaptan-ı Deryaların (Piyale Paşave Mustafa Paşa) fikir ayrılığı da etken olmuş, biri hücum emri verirken diğeri geri çekmiş askerlerini. )

YAYINEVİ NOTU:

Yannis ve Kosta ya da Müslüman olduktan sonraki adlarıyla Cengiz ve Kenan... Ege Denizi'nde küçücük bir adada huzur içinde yaşayan ikizlerin kaderi, devşirme yapılmak üzere kaçırılmalarıyla tamamen değişir. Birbirlerinden ayrılmak zorunda bırakılan iki kardeş bir gün kavuşacaklarına ve birlikte kaçacaklarına yemin eder.

Birinin kaderinde Konya'ya gönderilerek Şehzade Selim'in askeri olmak vardır; diğeriyse İstanbul'da Sadrazam Rüstem Paşa'nın konağında içoğlanı olarak yetiştirilecek ve Kanuni Sultan Süleyman'ın sarayında hizmet verecektir. Sıla hasretinin yanı sıra yabancısı oldukları topraklarda, bambaşka bir din ve kültürde hayata tutunma savaşı veren çocukları zorlu bir eğitim beklemektedir. Aldığı sıkı eğitim sonrasında usta bir okçu olan Cengiz, Kanuni'nin St. Jean Şövalyeleri'ne karşı başlattığı, sonu hüsranla biten Malta Seferi'ne katılır. Enderun'un en gözde öğrencisi ve büyük bir kılıç ustası olan Kenan'ı ise Saray'da parlak bir gelecek beklemektedir. Ama her iki kardeşin de hesaba katmadığı bazı güçler vardır: rekabet ve harem entrikaları.

Okuru şehzadelerin, paşaların, İmparatorluk'taki azınlıkların kendilerine has dünyasında dolaştıran Jürgen Ebertowski'nin sıcacık ve akıcı bir dille kaleme aldığı Devşirme, Kanuni Sultan Süleyman döneminin renkli bir panoraması niteliğinde.

Çeviren: Süheyla Kaya - 381 sayfa, 2. hamur, ISBN: 9750403835; Boyut: 13,5x19,5 cm; Baskı Tarihi: Temmuz 2006
Özgün Dili: Almanca; Özgün Adı: Knabenlese

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şu içoğlan meselesine kafam takıldı. Tam olarak görevleri nedir? Hadım ediliyorlar mı?( ediliyorlar mıydı?) Harem ağası gibi bir şey mi? Yoksa hizmetkâr mı oluyorlardı? Teşekkürler

Alev Meisel 
 13.07.2010 0:28
Cevap :
Zor soru Alev Hanım, bildiğimce yanıtlamaya çalışayım. İçoğlanı (gılman-ne demekse?) devşirmeler arasından düzgün fizikli olanların seçilip Enderun'a alınanı. İç hizmetlerde kullanıldığı için öyle denmiş. Hadım edilmiyor ama sünnet kesin...yaşlanınca bir başkasının emrine veriliyor, tabi bir entrikaya kurban gitmezse. nedimenin erkek olanı sanırım, iyi terbiye edilmiş. Yine de bir tarihçiye-M. Bardakçı'ya sormak gerek. Selamlar-sevgiler...  13.07.2010 12:08
 

Hem Almancasını hem de çevirisini... Denk gelir alabilirsem ( Almanca) okuduktan sonra size ulaştırmak isterim. Denizli'ye sefer yapan otobüsün birine veririm; siz de terminalden alırsınız. ...İşte o zaman çevirinin kalitesi ortaya çıkıyor. Bizim çevirmenler genelde kitabı kuşa çevirmeyi seviyorlar. Kitabın konusu ilgi alanıma giriyor. Elinize sağlık teşekkürler. Selamlar sevgiler

Alev Meisel 
 13.07.2010 0:22
Cevap :
Teşekkürler beğeniniz için. Hoşunuza gideceğinden eminim. Yok, çevirisi kuşa benzememiş gibi. Yine de özgün olanı daha güzeldir. (Kitap elime geçmiş kadar sevindim, zahmet etmeyin desem, değil dersiniz biliyorum.) Saray entrikalı kitap ve filmler her zaman ilgi çekiyor. Dün ikinci kez "Boleyn Kızları" filmini izledim. İktidar ve mevkii hırsı ne lanet şey. Selamlar-sevgiler Denizli'den!  13.07.2010 12:15
 

Keyifli bir anlatım olmuş...

Ali Gülcü 
 07.07.2010 0:07
Cevap :
Teşekkür ederim, keyifle okuduğunuz anlaşıldı...selamlar-saygılar!  08.07.2010 12:27
 

Yorga ve Kosta gibi niceleri Osmanlı da devşirilip,Yeniçeri askeri olmuşlar, hatta yönetimde dahi bulunmuşlar, Yazarda bunu okuyucularına güzel bir anlatımla aktarmış. Yorumunu her zamanki gibi yalın ve öz bir şekilde yaparak kitap okuma zevkimizi körüklemişsin. Eline, yüreğine sağlık. Sevgiyle kal.

Tuğrul-20 
 06.07.2010 18:47
Cevap :
Teşekkür ederim, insan kaderini etkileyen faktörler...nereden nereye ama sonuçta hep geriye, en geriye gidiliyor...selamlar-sevgiler...  08.07.2010 12:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 480
Toplam yorum
: 2957
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 2014
Kayıt tarihi
: 27.03.07
 
 

Üstkimliği ile insan, altkimliği yeterince kalabalık birisi; Eş, anne, öğretmen emeklisi. Doğa, H..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster