Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Nisan '15

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
901
 

Dey be Sazan Balığı

"Çarşıdan aldım patlıcan,

Uzunköprü-Edirne-Keşan,

Kız ben seni alacam,

Git o kocandan boşan".

(...)

Uzunköprü, Edirne, Keşan!

Ünlü klarnet ustası Deli Selim, bu üç kenti yukarıdaki şarkısında böyle sıralamış! Rahmetli, şarkıya ayak (uyak) uydurmak için söylenişi bu şekilde kolaylaştırmış olmalı!

Hayata dair esprili ve hayatın içinden sıcak bir dörtlükle yaşadığı coğrafyayı ve kültürünü yansıtmıştır burada.

Aslında sıralama coğrafi olarak yanlış. Kuzeyden güneye; Edirne-Uzunköprü-Keşan yada güneyden tam tersi olarak sıralanır bu üç kent.

Edirne'den güneye doğru -Çanakkale / Gelibolu- istikametine inerken önce Ergene'nin kucağındaki Uzunköprü daha sonra Koru Dağları'nın ve Saroz'un dostu olan Keşan çıkar karşınıza. Sonrası zaten Gelibolu Yarımadası ve Çanakkale Boğazı...

Uzunköprü ve Keşan, Edirne'nin ilçeleridir. Edirne, tarihi ve önemi itibari ile bu ilçelerini her zaman kucaklayıp, korumuştur.

Hepsi birer tarihi kent olan bu şehirler aynı zamanda "yaşayan kent kültürünün" nadide örneklerini sunarlar. Kendine has yerel kültür, nüfusun homojen yapısından olsa gerek; köy köy, kasaba kasaba aynı kodları paylaşır.

Kuzey Trakya'nın engebeli, dağlık topografik yapısına karşın buralar, nispeten düzlük ve Ergene Ovası şeklindedir.

Bu büyük ova boyunca gündöndü ve buğday tarlaları ile Meriç boylarında çeltikler uzayıp gider Ergene ile birlikte...

Ancak Ergene, doğduğu kaynağından (bu kaynağın ismi de Ergene'dir ve Vize'nin Çakıllı Kasabası'nın kuzeyinden) tertemiz billur gibi akıp gelirken; ilk darbeyi Çerkezköy'de alır. Sanayi atıklarının deşarj edilmesiyle Ergene, billur gibi suyunu bulanık atıklara karşı korumaya çalışır. Ama Çorlu, Muratlı ve Lüleburgaz'da yediği darbelere dayanamaz ve artık kapkara bir zift gibi akmaya başlar.

Uzunköprü'ye gelene kadar olan olmuştur!

Ergene, Meriç'e doğru son hızla kavuşmak için akarken beraberinde Çorlu ve Burgaz'daki fabrikaların zehirlerini de sürükler. İçmeyi, sulamayı bırak, el bile temas edilemez hale gelir.

Sonra bu su, Meriç'e ve daha sonra Saroz'a karışarak Ege'yi zehirler.

Hayatın kaynağı olan su, artık insanı tehdit eder hale gelmiştir.

*****

Sazan balığı!

Bu sularda yaşayamaz!

Hiçbir balık yaşayamaz. Mikroplardan başka canlılarda!

O zaman!

Hayatın felsefesini sanatta bulmuş olan Rahmetli Deli Selim'e bırakalım yine son sözü; bir şarkısında söylediği gibi:

"Dey be sazan balığı, dey dey..."

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Harika bir deyiş ve çok acı gerçekler. Bu..Devletin yenildiği noktadır! Buna şimdiye kadar kimse çare bulamadı.. Dey..Dey..!

Erdal Ceyhan 
 27.04.2015 18:26
Cevap :
Selamlar Erdal Hocam. Valla ne diyelim? Memleket adeta yangın yeri. Her yerde bir betonlaşma, doğa kıyımı, kirlilik ve dahası nükleer aldı başını gidiyor. Ülkede ne demokrasi, ne hukuk, ne insan hakları, ne siyaset, ne din, ne eğitim ve de tabi ne de doğa kaldı. Herşey tar-u mar. Saygılarımla, esen kalın.  28.04.2015 19:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 167
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 7752
Kayıt tarihi
: 14.05.14
 
 

Kamu yönetimi ve sosyoloji öğrenimi... Tarih bölümüyle devam eden öğrencilik... Siyasetbilim, top..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster